Çağın Umudu Müslümanlarda

Abone Ol

22 Temmuz 2022 Cuma günü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Rusya savunma Bakanı Sergey Şoygu, Ukrayna Altyapı Bakanı Oleksandr Kubrakov tarafından imzalanan Ukrayna’daki 25 milyon ton civarındaki tahılın, ihtiyacı olan Afrika ve Asya devletlerine ulaştırılması için Karadeniz üzerinden nakline karar imzalandı.

Rusya ile Ukrayna arasında barışa ışık deliği açıldığı umudu yeşermekte iken, Amerika’nın Ukrayna’ya 270 milyon dolarlık silah sevkiyatı ile Rusya’nın Odessa limanını bombalama haberleri aynı saatlerde geldi.

Türkiye, tahılın ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını sağlamaya çalışırken, aynı gâvurluğa sahip iki kabadayı görüntülü ülkelerin davranışına dikkat etmeli ve psikolog mantığıyla geriye gidip kültür genlerine bakmalı.
Japonya’ya atom bombası atan, Vietnam’ı yerle bir eden, Meksika’da Amerikalı dayağı yemeyen aile kalmayan, Irak’ta bir buçuk milyon Müslüman’ı öldüren, Afganistan’da Rusya’nın eksik bıraktığı katliamı tamamlamak için Rusya çekilince işgal eden,

Yugoslavya’dan Özbekistan’a kadar 15 ülkede yetmiş yılda yetmiş milyon insan öldüren bu insanlara hâlâ medeni diye bakan Müslümanlara şaşmamak mümkin değil.
Bunlar, gam yükünün kervanını çekenler,
Yüreklere acı salıp feryat biçenler,
Alın terlerini kadehlerde şarap diye içenler,

Meydanlarda mazlumların bağırmasına izin veren kanunları çıkarıp, onların feryad-ü figanını çok çığlıklı müzik olarak dinleyenler bu dünyanın karanlık yüzünü temsil ederler.
İslâm’ın aydınlığına gürültü kopararak saldıranlar,

Şeytani vesvese ile nefs-i emmarenin sürtüşmesinden küfür, inkâr kıvılcımları çıkartanlar,
Baskınlar yapanlar, toplumun arasına girip parçalara ayırarak yutmaya çalışanlar ve tozu dumana katanlar,

Dumanlı havada malı götürenler bu dünyanın alçak tarafını tercih edenlerdir.
Nar ile Nur’u yaratan Allah,
Diken ile gülü yaratan Allah,
İblis ile İdris’i yaratan Allah,
Karanlıkla aydınlığı yaratan Allah,

Bu dünyada İblis’in vesvese kıvılcımlarıyla âlemi ateşe vermesine karşılık,
Peygamberlerine vahiy, müminlerine Kur’an ve ilham yoluyla toplumları aydınlatma görevi vermiş.
Dikilen putlarla toplumların gönül ufukları kapatılıp karartılmasına karşılık, put kıran İbrahim’ler göndermiştir.

Alın terlerini şarap yerine içenlere karşılık,
“Alın teri kurumadan emeğin değerini” veren müminler göndermiştir.
Mazlumların feryad-ü figanıyla inleyen dünya yerine,
Adillerin tekbir sesleriyle inleyen bir dünya istemiştir.

İslam’ın aydınlığına gürültü çıkararak saldıranlara misliyle mukabele etmeyi,
Aklın nakle/Kur’an’a dokunmasından fışkıran fikir kıvılcımlarıyla âlemi aydınlatmayı,
Bozguncular çetesinin tam ortasına dalıp tarumar etmeyi,

Dumanlı havada mal götürenlere, malın sahibi Allah’ı (C.C.) tanıtmayı bizlere görev olarak vermiştir.
Rabbin mülkünden mal çalarak, zimmete geçirerek, gözyaşlarını inciye, kandamlalarını mercana çevirerek, servete sahip olanlar,

Süleyman aleyhisselamın mührünü çalarak, devlete sahip olan şeytanlar kadar geçici bir süre sefa sürerler.

Karıncanın dahi gönlünü alanlar, dünyaya sahip olsalar bile gönül terazisinde dünya sevgisine gönül vermeyenler,
Rabbe rağbet edenler,
Bu yolda yorulmayanlar, mal çalarak servet, mührü çalarak devlete sahip olanların sonunun geleceğini iyi bilirler.
Diken olgunlaşınca gül gelir.
Fırtınadan sonra rahmet gelir.
Kış gidince bahar gelir.
Karanlık koyulaşınca aydınlık gelir.

Mal sevgisi çok şiddetli olanlar leş etrafında dalaşmaya başladılar.
Birlikte olduklarını zannettiklerimizin kalplerinin paramparça olduğunu haber verir Rabbimiz (Haşr 14).
Kalpleriyle değil işkembeleriyle konuşan,

İşkembesine indirdiği zıkkım oranında olayları değerlendirenlerin, ahirette içi dış olacak.
Göğüslerindekiler hep meydana çıkacak.

Ama Rabbimiz tarihin direklerine çekerek âleme ibret olsun diye Firavun’un devletini, Karun’un servetini, Musa aleyhisselama iman edenlerin eline verdiğini ilan edivermiş.
Sülük gibi mala sarılanlar birbirini ezmekte.
Köpekler domuzları kovalamakta.
Mafyalar birbiriyle vuruşmakta.

Birbirine dost görünen uluslararası ajanlar birbirinin gizlice işini bitirmekte.
Seküler, pozitivist, ateist, ataist etikle toplum mühendisliğine soyunan,
İncir çekirdeği kadar dahi olmayan aklının kalıbına bütün insanları sığdırmaya çalışanların sonu gelmekte. “Yolun sonu görünüyor.”

Bu yolun çıkmaz sokak olduğu belli oldu.
“Elbise dar geliyor, elbise yırtıldı” diyenler kendi kalıplarına göre yeniden kalıp dökmesinler.
Allah’ın insana verdiği cilt/deri çocuğa, delikanlıya, zayıfa, şişmana ve ihtiyara göre ayarlandığı gibi Allah’ın kanunu olan İslam, her millete, kabileye ve sınıfa uygun olur.

Yeryüzünde “Ben Müslüman’ım” diyen herkes, kendini bu zulüm düzenini bitirme görevlisi gibi hissetmeli ve 24X365 gün her saniyesini, İslami kurallara uydurmaya çalışmalıdır.
Rabbimiz, yardımcımız olsun.