Çağın mağdurları

Abone Ol

İnsanlık tarihi hak batıl mücadelesinin bir hasılasıdır. Ne zaman ki hak, batıla galebe çalmışsa adalet ve saadet egemen olmuş, ne zaman ki batıl güce kavuşmuşsa zulüm ve sömürü oraya hâkim olmuştur. Günümüz dünyası ırkçı emperyalizmin bilim ve teknoloji sayesinde gücü elinde bulundurduğu bir dönemdir. Irkçı emperyalizm sahip olduğu bu güçle yer küreyi başkaları için yaşanmaz kılmak için elinden geleni yapmaktadır. 

Bu zulüm düzenine karşı durabilecek yegâne güç olan Müslümanlar, bölünüp parçalanmışlardır. Bu da yetmez gibi, bütün enerjilerini iç meseleleri ve çatışmalarıyla tüketmektedirler. Netice itibariyle insanlık bir avuç azınlığın elinde köleleşmekte ve sömürülmektedir.

Nasıl bir dünyada yaşıyoruz? Vicdani muhasebemizi yapabileceğimiz önemli sorulardan birisi budur. Bu soruya doğru cevaplar bulmalıyız. Yoksa dünyanın cazibesine bulaşmış kalplerin bu dünyada olup bitenleri akletmesi mümkün değildir. Kalbin akletmesi, ancak kalplerin dünyaya kiraya verilmemesi ile mümkündür.

Günümüz dünyası, mağdurların omuzlarında mağrurların kadeh tokuşturduğu bir dünyadır. Günümüz dünyası köprünün üstünde geçenlerin köprünün altında yatanları görmediği bir dünyadır. Günümüz dünyası, maddeye tapanların madde bağımlılarını yanlarında istemedikleri bir dünyadır. Günümüz dünyası huzur vaat edenlerin geldiği topraklarda yaşayanların, huzur bulmak için iltica ettikleri bir dünyadır. 

Mülteciler, mağdurlar, madde bağımlıları ve köprünün altında yatanlar, sistemin egemenleri için bir değer ifade etmezler. İstatistiki bir veridir onlar için. Belki sanatsal fotoğraflarının ya da belgesellerinin birer figürüdürler. Toplantı konusudur, strateji malzemesidir, genel kurulların gündemidir belki. Ama hiçbir zaman bu azgın azınlığın yüreklerinde yer edinememişlerdir.

Böyle bir dünyanın günümüzdeki en büyük mağdurları tabi ki mültecilerdir. Mültecilik çağın en büyük yaralarından birisidir. Çünkü yabanda yavan kalmak kolay değildir. İnsanları vatanlarından koparan bu hırsın, bu gaddarlığın vurduğu masum bakışlarda gizlidir mültecilik. İzzet ve vakarını hafızanın derinliklerinde saklamaktır. Ezmek derdinde olanlardan kaçıp ekmek derdine düşmektir.

Mültecilerin tek sermayesi gözyaşıdır ve tek azıkları ise umut. Yapabildikleri tek şey, sahile vuran balinalar için seferber olan insanlığın vicdanına yapılan seyahattir. İmkânımıza değil, merhametimize talipler.   

Ülkemize sığınan yaklaşık dört milyon mülteci var. Bu mülteciler, sadece bu topraklara sığınmış insanlar değildir. Onlar bu toprakların tarihine sığınıyorlar. Onlar bu coğrafyanın mirasına sığınıyor. Onlar, devletlerin otoritelerine değil, ümmetin kalbine sığınıyorlar. Bize düşense çağın mağdurları olan kardeşlerimizi yük olarak görmek değil, onları ilahi bir emanet olarak kabul etmektir.