Çağın çocukları ve ebeveynlerin imtihanı

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil âlemin. Vessalâtü vesselâmü alâ Resûlillâh.

Bugün itibarıyla 66 yaşını tamamlamış bir kardeşiniz olarak, yaklaşık yarım asır öncesinin çocuklarını, annelerini ve babalarını çok iyi hatırlıyorum. O günlerle bugünü karşılaştırdığımda, çocuk yetiştirme anlayışından hayata bakış tarzına kadar pek çok alanda büyük değişimlerin yaşandığını görüyorum. Ancak bu değişimleri doğru okumak ve Allah’ın yaratışındaki hikmeti kavramak zorundayız.

NESİLLER ARASINDAKİ BÜYÜK DEĞİŞİM

Bundan elli yıl önce 5-7 yaşındaki çocuklar, misafirliğe gittiklerinde isimlerini söylemeye bile çekinirlerdi. Kendilerine neresi gösterilirse sessizce oraya oturur, büyüklerin konuşmalarına karışmazlardı. Çocukların büyüklerin meclisindeki yeri oldukça farklıydı.

Ben gençlik yıllarımda, 16 yaşında daktilo kullanabiliyor olmayı önemli bir beceri olarak görürdüm. Bugün ise daha üç yaşındaki çocukların birçok teknik cihazı anne ve babalarından daha rahat kullandıklarını görüyoruz. Henüz on yaşına gelmemiş çocuklar bile hayat planlarından, gelecek hedeflerinden söz edebiliyorlar.

Eskiden büyüklerin yanında çocuklara “sus” denilirken, bugün çocuklar birçok konuda fikir beyan edebiliyor, hatta bazen yetişkinlerle tartışabilecek özgüvene sahip olabiliyorlar. Bir zamanlar yeni alınan bir ayakkabıyla uyuyan çocuklar vardı; bugün ise henüz ergenlik çağına gelmeden alışveriş merkezlerinde bütçe değerlendirmesi yapabilen, ürün karşılaştırabilen ve beğenmediği ürünü değiştirmek isteyen çocuklarla karşılaşıyoruz.

ALLAH, ÇOCUKLARI YAŞAYACAKLARI ÇAĞA GÖRE YARATIR

Anne ve babaların çocuklarını büyütürken zorlanmamak için anlamaları gereken temel gerçek şudur: Allah celle celalühu, çocukları yaşayacakları zamana göre yaratır.

Teknolojinin, tıbbın, ulaşımın ve iletişimin böylesine geliştiği bir çağda, Allah’ın elli yıl önceki şartlara uygun kabiliyetlerle çocuk yaratmasını beklemek doğru olmazdı. Rabbimiz, dünyada murat ettiği gelişmeleri anlayacak ve yönetecek insanları da yaratmaktadır.

Eğer insanın kabiliyeti, gelişen dünyanın ihtiyaçlarına uygun olmasaydı, teknoloji ilerlemez, bilim gelişmez ve medeniyet bugünkü seviyesine ulaşamazdı. Bu nedenle çocuklarımızın farklı düşünmesi, hızlı öğrenmesi ve teknolojiyi kolayca kullanabilmesi şaşılacak bir durum değildir.

Çocuklarımızı cin çarpmadı; Allah teknolojiyi yaratırken, o teknolojiyi kullanabilecek kabiliyette insanları da yaratmaktadır. Bu durum, Allah’ın yaratmasındaki kusursuz ahengi ve azameti göstermektedir. Belki de bugün asıl sorun çocukların ileride olması değil, ebeveynlerin onların gerisinde kalmasıdır.

TEKNOLOJİ İLE İMAN BİRBİRİNE ZIT DEĞİLDİR

Robotların ve yapay zekânın konuşulduğu bir çağda yaşıyoruz. Ancak bu durum, temel değerlerimizden vazgeçmemizi gerektirmez. Çocuklarımızın teknolojik becerilerinin artması; onların mümin olarak yetiştirilmesine, ahlaklı bireyler olmalarına veya sıla-i rahim bilincine sahip olmalarına engel değildir.

Teknoloji ahlaksızlık demek değildir. Teknoloji ibadetsizlik demek değildir. Biz hem teknolojiyi kullanabilir hem de çocuklarımızı Allah’a bağlı, ümmetine faydalı bireyler olarak yetiştirebiliriz.

Bugün robot üretebilir, yapay zekâyı hayra hizmet ettirebilir ve modern imkânları insanlığın faydasına kullanabiliriz. “Bu cihazlar yüzünden çocuk yetiştirmek zorlaştı” diyenler şunu unutmamalıdır: Teknolojinin olmadığı dönemlerde de çocuklar yanlış yollara sapabiliyorlardı. Çünkü mesele teknoloji değil, insanın yönelişidir.

YENİ NESLİN KABİLİYETLERİNİ NİMET OLARAK GÖRMEK

Çocuklarımızın sahip olduğu zekâyı ve öğrenme hızını bir tehdit değil, bir nimet olarak değerlendirmeliyiz. Bu kabiliyetler doğru yönlendirildiğinde, eğitim ve öğretimde büyük kolaylıklar sağlayabilir.

Örneğin, geçmişte yıllar süren bazı eğitim süreçleri bugün daha kısa zamanda tamamlanabilmektedir. Hafızlık ve ilim yolculuğu da bu imkânlardan faydalanarak daha verimli hâle getirilebilir. Nasıl ki bir zamanlar 24 saat süren yolculuklar bugün birkaç saate düşmüşse, eğitim süreçlerinde de benzer kolaylıklar yaşanabilir.

Bu sebeple hayatın kolaylaşan şartlarını Allah’ın bir nimeti olarak görmeli, yeni neslin kabiliyetlerini doğru değerlendirmeliyiz. Elbette bu kadar donanımlı ve güçlü çocukları yetiştirmek kolay değildir. Ancak mümin için asıl hedef dünya değil, ahirettir.

Akıbet cennet olunca hiçbir zorluğun ürkütücülüğü kalmaz.

Rabbimizden niyazımız; bizleri tertemiz, muvahhit, salih ve ümmete faydalı çocukların anne ve babaları eylemesidir. Âmin.