Çağdaş Firavunlarla Savaşta İken

Abone Ol

Biz, Yusuf gibiyiz. Kuyuya atan kardeşlerimizi affetmek bizim şanımızdandır.

Biz, Yusuf’un kardeşleri gibiyiz, suçumuzun ağırlığıyla Yusuf’un önünde boyun büker Allah’tan af talebinde bulunuruz.

Biz, Yakup gibiyiz, Yusuf’umuzu kuyuya atan kardeşleri bağrımıza basar, Yusuf’la kardeşlerini aynı çatı altında kucaklarız.

Biz, bu kucaklaşmanın sonunda çağdaş Firavunlara karşı birlikte hareket eden ve başaran bir İslam kardeşliğine doğru emin adımlarla ilerleyenleriz.

Firavun, karşımızda bir heyula gibi dururken kıskançlık hırsıyla yapılan hataları veya hata zannettiklerimizi göz önüne getirip heyulayı kapatmayız.

Biz, intikam kuyusunun derinliklerinde boğulurken Firavunların yükselişine yardım edeceğimizin farkındayız.

Peygamber çocuğu, ashabı kiramdan sayılan Yusuf’un kardeşleri, Mısır sarayında bir gün Yusuf’a “Her gün sabah akşam sen bizi yemeğe davet ediyorsun. Biz, seni görünce seni kuyuya attığımız hatırımıza gelip başımızı öne eğiyoruz” dediklerinde Yusuf aleyhisselam, “Siz, benim şanımı yücelttiniz. Mısırlılar, “Yirmi dirheme satın alınan köle başımıza kral oldu” diyerek beni aşağıladılar. Siz gelince benim köle olmadığım ve İbrahim neslinden olduğum ortaya çıktı” diyerek kendisini katletmek için kuyuya atan kardeşlerini rahatlatıyordu. (Bak, Razi, Alusi, Ebussuud, Bursevi... tefsirlerinde Yusuf süresinin 92’inci ayetinin tefsiri)

Çünkü karşıdaki düşman saha çetindi.

Biz, Muhammed ümmetiyiz.

Canımıza kasteden, Mekke’de evimizi basan, yerimizden yurdumuzdan eden, bir çok arkadaşımızı şehid eden akrabalarımızı bile Mekke’nin feth gününde genel afla serbest bırakan ve onların Müslüman olan oğullarıyla Fars diyarını, Şam’ı, Mısır’ı alanların yolundayız.

Zaferin sarhoşluğuyla Mekke kafirlerinin başlarını başak toplar gibi kesenlerden değil, o başları kula kul olmaktan kurtarıp, Allah’a boyun eğmesini sağlayanlardanız.

O kafir başlar, boyun eğdiklerinde koparılmış olsaydı, Zaloğlu Rüstem’e boyun eğdirecek, Kisra’nın sarayında zulüm saltanatına son verecek başlar kesilmiş olacaktı.

Biz, kendisini yok etmek için yürüyen, kanını akıtan, yüzünü yaralayanlar için,

“Allah’ım, kavmimi affet, onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar” diyen bir Rahmet Peygamberinin ümmetiyiz.

Biz, Mekke yönetimiyle işbirliği yapan, Sevgili Peygamberimizin planlarını haber veren Hatib’ibni Ebi Beltea’yı affeden Peygamberin ümmetiyiz.

Mümtehine süresini bunun için okuruz.

Dinimize ve canımıza kasteden kafirlerin zulmünü yok etmek için yürürken, gücümüzü hatalı veya hatalı zannettiğimiz Müslümanlarla uğraşarak harcamamaya dikkat ederiz.

Çağımızda kafirliğin, zulmün, işkencenin, dünyayı talan etmenin sembolü olan Bushlarla savaş verirken bizi kuyulara atana veya attığını zannettiğimiz kardeşlerimizle uğraşarak zaman kaybına zamanımız yok bizim.

Kısas ayetinde ölümü hak edeni bile af etmeyi tavsiye eder Rabbimiz. (Bakara süresi ayet 178)