Yeryüzü adeta bir kan gölü. Mazlumlar, Allah ın arzında
her türlü imkânlardan mahrum bırakılıyor. Toprakları, su kaynakları, madenleri
kapitalist eşkıyalar tarafından talan ediliyor. Tüketim çılgınlığı hızla
artıyor, fertler insani kazanımları ile değil maddi kazanımları ile
konumlandırılıyorlar. İşte Freeganlar buna bir tepki olarak doğuyor ve
kapitalizmin doğduğu ülkelerde hızla yayılıyor.
Materyalizme tepki olarak ortaya çıkan freeganistler
yaşamlarını mümkün olduğunca yeni ürünler satın almadan sürdürmeye
çalışıyorlar. Çöpe atılan yiyecekler, kıyafetler ve eşyalar kullanılabilir
durumda ise toplanıyor ve değerlendiriliyor. Dünyanın çeşitli bölgelerinde
açlığa maruz bırakılan insanlar varken, büyük süpermarketlerin, alış veriş
merkezlerinin, lüks restoranların fertleri duyarsızlaştırdığını söylüyorlar.
Freeganların ortaya çıktığı ülke savaş ve yoksulluğun
başı çektiği bir ülke değil. Aksine onlar ABD de ortaya çıkmış daha sonra
İsveç, Brezilya Estonya ve Güney Kore ye kadar yayılmışlar. Feraagenlerin en
aktif olduğu şehir ise lüks ve şatafatın merkezi New York şehri.
Restoranların, marketlerin çöpe bıraktıkları ürünleri
alıyor ve gıda ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Bu davranışları ile çöpe giden
mallara yeni kullanım alanları oluşturduklarını savunuyorlar. İsrafın
karşısında olduklarını her fırsatta dile getiren freeganlar, bunu bir yaşam
felsefesi olarak tanımlıyor. Oysa insanın haram olan bir fiile tepkisi
fıtridir, fıtratta mevcut olan iyilik halinin ortaya çıkmasıdır. İnsanın
fıtratı bozulsa dahi özünden bir miktar eser taşıyor ve Allah ın haram kıldığı
fiillere karşı tepki veriyor, bunu kabul edemiyor.
Freeganlar, bir şeyin atılmasına şiddetle karış
çıkıyorlar. Onların felsefesinde hiçbir şey atık olarak değerlendirilmiyor.
Bozulmuş ve çöpe bırakılmış eşyaların ya da araçların tamiri için kurslar
düzenliyorlar ve bu atılmış ürünleri faydalı hale getiriyorlar. Yaşadıkları
şehirde virane kalmış evleri tamir ediyor ve kullanılır hale getiriyorlar.
NELER YAPABİLİRİZ
İsraf haramdır, israfın önüne geçebilmek için ise freegan
olmaya gerek yok, inandığımız değerler bu eğitimi bizlere veriyor. Bunun için
ihtiyacımız kadar şeye sahip olmalı fazlasını infak etmeliyiz.
Büyük restoranlar, açık büfe usulü çalışan kurumlar kalan
yiyecekleri çöpe atmak yerine yoksul mahallelere dağıtabilir ve bu insanların
yarasına merhem olabilirler.
İhtiyaç dışında kalan ürünler çöpe atılmamalı, ihtiyaç
sahibine ulaştırılmalı ve paylaşılmalıdır.
Yiyecek maddelerini çürütmeden değerlendirmek gerekir,
bozulmuş ürünleri ise gübreye dönüştürülerek toprağa bırakılabilir.