Cabir 15 yaşında bir delikanlı idi. Babası Abdullah, Peygamberimiz Medine‘ye hicret etmeden Müslüman olmuştu. İkinci Akabe Biatı denen toplantıya Hz. Abdullah, oğlu Cabir‘i de götürmüş, Peygamberimizle tanıştırmıştı. Küçük Cabir, Peygamberimizin mübarek yüzünü görür görmez, onu sevmiş, ömür boyu onunla dost olmayı arzu etmişti.
Bedir Savaşına katılmayı çok istiyordu. Müslümanlığı yok etmeye çalışan düşmanlara karşı savaşmak tek düşüncesiydi. Fakat çocuk yaşta olduğu için orduya kabul edilmemişti.
Uhud savaşı için hazırlıklar yapılıyordu. Aradan iki sene geçmiş Cabir savaşa katılacak kadar büyümüştü. Peygamberimizin huzura navardı. Peygamberimiz izin verdi. Fakat babasının müsaadesini de almasını söyledi.
Babası Abdullah, oğlunun savaşa katılma arzusuna şöyle cevap verdi:
"Sevgili evladım, yedi tane kız kardeşine bakıp himaye edecek başka bir kimse olsaydı, senin Uhud‘da gözlerimin önünde şehit olmanı ne kadar isterdim."
Böylece Cabir kız kardeşlerine bakmak zorunda kaldı. Onları yalnız bırakmaya kıyamamıştı. Babasının da rızasını almadan savaşa katılması zaten doğru olmazdı. Savaşta babası şehit düştü. Sonunda kardeşlerinin bakımı üzerine kaldı.
Cabir artık bir aile reisiydi. Ama fakirdi. Babasından geriye büyük miktarda borç kalmıştı. Alacaklı bir Yahudi idi. Varı yoğu bilmiyordu. Ne yapıp yapıp vereceksiniz diyordu. Fakat Cabir‘in bahçesinden topladığı hurmalar borcunu karşılayacak miktarda değildi. Hurmaları topladı, harman yaptı. Peygamberimizi davet etti. Durumunu anlattı. Peygamber Efendimiz bereket duası yaptı. Bereketlenen hurmalar borcun tamamını ödediği gibi geçimlerini karşılayacak kadar da geriye kaldı.
Hz. Cabir bir ailenin sorumluğu altında bulunmasına rağmen, yine de Peygamberimizin sohbet meclislerinden uzak durmazdı. Evi Medine‘ye iki kilometre uzakta olduğu halde Mecsid‘e gelir, bütün vakit namazlarını Mescid‘de Peygamberimizin arkasında kılardı. Daha sonra da Peygemberimizin tatlı sohbetine katılır, dikkatle dinler, sözlerini hafızasında tutmaya çalışırdı.
Öyle ki, Hz. Cabir, Peygamberimizden en çok hadis rivayet eden Sahabiler arasına girdi. Bu zeki, cesur, fedakar, çalışkan insanın İslamiyete yaptığı hizmetleri minnetle hatırlıyoruz. Allah ondan razı olsun.