Büyük Ortadoğu Labirenti

Abone Ol

Televizyon ve gazetelerdeki haberlere bakarsak kısa adı

IŞİD olan Irak Şam İslam Devleti isimli bir örgüt Irak ın Musul kentini ele

geçirdi. Musul dan sonra bazı kasaba ve şehirleri işgal ederek Irak ın başkenti

Bağdat a doğru ilerliyor. Bu arada Musul daki Türkiye Konsolosluğu nu basıp

konsolos ve özel harekât polisleri de dâhil bütün görevlileri esir aldı. Aynı

zamanda Türk tır şoförlerini de esir alarak -şimdilik- bilinmeyen bir yere

götürdü. Haberi ilk önce uluslararası haber ajansı Reuters dünyaya duyurdu.

Sonra Türk televizyon ve gazetelerinde yer almaya başladı.

Olay tam da Ortadoğu denilen bölge ve duruma has bir

labirent. Benim ilk önce kafama takılan, örgüt hatta terör örgütü denilen

örgütün ismi; Irak Şam İslam Devleti. Bu isim eğer örgütün resmi ismiyse bu

isimde insanlarla dalga geçen bir mantıksızlık var. Eğer bu isim örgütün ismi

değil de Türkiye de böyle kullanılıyorsa mantıksızlığın daniskası yapılıyor

demektir. Niye Şundan; bilindiği gibi Irak ayrı bir devletin ismi yani ayrı

bir devlet, Şam ise başka bir devletin yani Suriye nin başşehrinin ismi.

Örgütün ilk önce isminde bir tutarsızlık var. Çünkü Irak Şam İslam Devleti diye

bir devlet ismi olmaz. Irak diye bir şehir yokken Şam diye bir şehir var.

İkisinin yan yana gelmesi hem mantık açısından bozuk hem de Türkçe dilbilgisi

açısından bozuk bir isim ve tanımlamadır. Terör örgütü denilen örgütün ismi

bile Türk kamuoyuyla dalga geçer mahiyette. Ama gelin görün ki bu örgüt Türkiye

vatandaşlarını esir aldı ve Türkiye herhangi bir şey yapamadı.

Vatandaşlarımızın kurtarılmasını elbette istiyoruz ama bir devletin bir şey

yapması vatandaşlarını kurtarmaktan önce vatandaşlarının kurtarılacak duruma

düşmemesini sağlamaktır. Bu ancak büyük devletlere has bir özelliktir. Türkiye

gibi küçük bir devletin yapabileceği ancak vatandaşlarını kurtarabilmektir ki

kurtarırsa başarılı sayılır.

Türkiye küçük bir devlet dedik ya, ülkemizi küçümsemek

amacıyla değil gerçeği apaçık söylemek için küçük devlet diyoruz. Hamaset

destanına gerek yok. Onu atalarımız zamanında yaşamış ve yapmış. Türkiye bir

Osmanlı değil ve hiçbir zaman da olmayacaktır. Bir kere bu dar coğrafya ve bu

az nüfusla nerden büyük devlet oluyoruz birader. Biz hamaset yapacak bir durum

yaşamıyoruz ki hamaset yapalım. IŞİD denilen örgüt gücünü ne Irak tan, ne

Türkiye den ne Suriye den ve ne de Kürdistan dan alıyor. IŞİD, ABD nin Rusya

karşısına diktiği bir Truva atıdır. ABD ile Rusya Ortadoğu da bilek güreşi yapıyor.

Ki bunu yakın geçmişte de yaptılar. Hatırlayalım Gürcistan ABD yi arkasına alıp

Rusya ya karşı kabadayılık yapmaya kalkınca Abhazya ve Güney Osetya yı

kaybetti. Ne oldu; Rusya ki bizzat Putin askeri helikopterle, Gürcüleri

bombaladı. Sivil halk katledildi. Gürcistan bir avuç toprağıyla ve beş milyon

nüfusuyla koskoca Rusya ya kabadayılık yapmaya kalktı. Şimdilerde de Ukrayna

Rusya ya kabadayılık yapmaya kalkışıyor. Ne oldu Kırım ı kaybetti. Bir gün

önce Kırım özerk olarak Ukrayna ya bağlıyken bir gün sonra Rusya ya bağlandı.

Nerede ABD

ABD ikidir Rusya ya karşı kaybediyor. Üçüncüde ise halen

bilekler masaya vurulamadı. Nedir bu üçüncü Gürcistan meselesinden sonra ve

Ukrayna meselesinden önce başlayan bu bilek güreşi Suriye konusunda yapılıyor.

Suriye de Türkiye nin ağababası ABD istediği için Esad ın düşürülmesi istendi.

Ama Rusya karşısında bu istek yemedi. Halen Suriye iç savaşı devam ediyor ve

Türkiye de bir milyon Suriyeli savaş kaçkını yaşıyor. Türkiye nin hâlihazırdaki

sosyal dokusunu bozdu Suriye göçmenleri. Yani iki büyük gücün bilek güreşi

Türkiye nin başını ağrıtıyor. Türkiye bu baş ağrısını istese de istemese de

çekecek. Çünkü dedik ya bizim devletimiz küçük bir devlet. Küçük devletler maça

ancak -o da müsaade edilirse- seyirci kontenjanıyla dâhil olabilirler. Maç

yapma hakkı yoktur küçük devletlerin. İlla maç yapacağım derse Gürcistan ya da

Ukrayna örneğinde olduğu gibi arkasındaki ağababası ABD yüzüne bile bakmaz.

Yediği goller kendine kâr kalır.

Biraz yana çekilelim ve olaya şu zaviyeden de bakalım.

IŞİD denilen örgüt gerçekten Türk televizyonlarında denildiği gibi şeriata

dayalı bir İslam devleti kurmak amacıyla savaş veriyorsa ve arkasında ne ABD

ne de Rusya yoksa Türkiye bu güce niye destek vermesin. Eğer gerçekten İslam

devleti kurmak için yola çıkmışlarsa Türkiye niye destek olmuyor. Ama zaten

Türkiye için asıl İslam devleti kurmak tehlikeli. Laik kafayla nerede bir

Müslüman topluluğu varsa ona terör örgütü demek Türkiye devleti ve devlet

güdümündeki medya için olmazsa olmaz bir durumdur. Yani şunu demeye

çalışıyorum; bütün Türk televizyonları ki en İslamcısından en laik kafalısına

kadar hepsi, haberi verirken şeriata dayalı bir İslam devleti kurmak

cümlesini büyük bir suçmuş gibi söyledi. Bu vahim bir durumdur. Hem Müslüman

olacaksın hem de şeriata dayalı bir İslam devletini istemeyeceksin! İstememekle

kalmayacaksın şeriata dayalı bir İslam devleti cümlesini büyük bir suç cümlesi

olarak kullanacaksın. Bu nasıl Müslümanlık! Her Müslüman şeriata dayalı bir

İslam devleti kurulmasını istemeli ve istemekle kalmamalı en büyük amaçlarından

biri bu olmalı. Şeriata dayalı bir İslam devleti kurulması için elinden geleni

yapmalı. Önce Türkiye den başlayarak şeriata dayalı bir İslam devleti kurulması

sağlanmalı.

Biz Müslümanlığımıza sahip çıkmadıkça birileri

Müslümanları terörist göstermeye devam edecektir. Ortadoğu denilen yaralı

coğrafyada bol bol terör örgütü türeyecek veya türeteceklerdir. Olan Müslüman

halka oluyor. Labirentin ucu görünmüyor