Büyük İsrail için büyük savaş kapımızda 2

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.

Hak batıl mücadelesinin merkez üssü Türkiye düşerse, bütün bir İslam âlemi düşecek ve insanlık büyük bir felakete doğru sürüklenecektir. İman edenler ve inkârcılar arasında geçen bu hak-batıl mücadelesi dünya imtihanımızın esası konumundadır. İman edenlere düşen görev, batıl ve önderleriyle mücadele etmektir. Bu Rabbimizin bize olan bir emridir. NİSA 76: “İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tağut (batıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen pek zayıftır.” Bu mücadelede, hakkı ile batılı birbiri ile karıştırıp kaytarmak ve böylelikle de hakkı gizlemek de yasaklanmıştır. BAKARA 42: “Bilerek hakkı batıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin…” Hakkı hak olarak, batılı da batıl olarak bilmek, hakkın yanında batılın karşısında bulunmak Müslümanlığın temel esaslarındandır ve bu mücadelede doğru tarafta bulunmak inancımızın gereğidir. Günümüzde hak-batıl mücadelesinde doğru taraf MİLLİ GÖRÜŞTÜR. Allah ve Resulünün bize bildirdikleri dışında GERÇEK yoktur. Müminler, Allah ve Resulünün bildirdiklerine itibar edenlerdir. Batılıların ürettiği bilgilerde gerçeği aramak derin bir sapıklıktır ve cehalettir. NİSA 51: “Kendilerine Kitap’tan nasip verilenleri görmedin mi Putlara ve batıla (ilahlara) iman ediyorlar, sonra da kâfirler için: “Bunlar, Allah’a iman edenlerden daha doğru yoldadır” diyorlar!”

Ortadoğu’da ve dünyada meydana gelen bütün olaylar hak-batıl mücadelesi bağlamında değerlendirilmelidir. ABD, AB ve İsrail koalisyonu, batıl bir hedef için bütün bir Ortadoğu’yu İslam ve Müslümanlardan temizlemenin niyetini taşımaktadırlar. Bu koalisyon, Allah’ın nurunu söndürmek ve Büyük İsrail’i kurmak ve Dünya Yahudi Krallığını ilan etmek için savaşıyor. ABD, AB ve İsrail, artık bu savası milliyeti olmayan savaşçı guruplar marifetiyle ve Müslümanları birbiriyle savaştırarak yapıyor. HENRY KİSSİNGER, 11 Eylül’ün ardından ABD’nin Irak’ı işgal etmesinden sonra söylediği şu söz önemlidir: “Bundan sonra Batı-Hıristiyan dünyası ile İslam dünyası arasında bir savaş değil, İslam’ın kendi içinde yaşayacağı bir çatışmayı beklemek gerekir.” İslam coğrafyasının bu günkü haline baktığımızda bunun ne anlama geldiğini idrak etmiş oluruz. Libya’da, Afganistan’da, Irak’ta, Yemen’de, Suriye’de, Mısır’da, Pakistan’da Müslümanlar birbirleriyle savaşıyorlar. Savaşan tarafların elindeki silahlar batılıların ellerine sıkıştırdığı silahlardır. Bu silahlarla birbirlerini öldürüyorlar. Mezhep çatışmaları ve etnik farklılıklar körükleniyor. Niçin İslam coğrafyası daha parçalı hale gelsin ve yutulması kolay olsun.

Şimdi Türkiye’yi bu kirli savaşın içine çekmeye çalışıyorlar. Türkiye, bu savaşa girerse ABD, AB ve İsrail koalisyonu da Türkiye’ye girer. Geçmişte önce Irak’ı Kuveyt’e soktular sonra da, Irak’ı işgal ettiler. Türkiye, ABD, AB ve İsrail koalisyonu istiyor diye bu savaşa girerse büyük bir maceraya girmiş olur. Böyle bir savaşın Türkiye’ye kaybettireceği çok şey vardır. Şöyle ki; 1- Suriye’ye askeri müdahale, yangını söndürmek bir yana, tam tersine, Türkiye’yi ateşin ortasına atacaktır. 2- Türkiye’nin güvenliği Suriye’nin bütünlüğü ile doğrudan bağlantılıdır. Suriye bölünürse Türkiye de bölünür. 3- Atılacak her adım büyük bir dikkat ile atılmalıdır.  Tarihten ders alınmalı, İttihat ve Terakki’nin düştüğü gaflet ve hataya asla düşülmemelidir. İttihatçılar Almanların tahrik ve teşvikleriyle Osmanlı’yı yeniden ihya için yola çıktıklarına inanmışlardı. Ancak milleti sürükledikleri macera, 600 yıllık bir imparatorluğun çöküşü ile sonuçlanmıştı.  4- Aynı hataya düşülmemeli, bugün de ABD, AB ve İsrail koalisyonunun “BÖLGESEL AKTÖRLÜK” gibi tahrik ve teşvikleriyle, sonu karanlık bir maceraya sürüklenmemelidir. Böyle bir maceranın sonunun tıpkı Osmanlı’nın parçalanması gibi, Türkiye’nin bölünmesi olacağı asla unutulmamalıdır. 5- Irkçı emperyalizmin İslam dünyasına yönelik böl-parçala- yut stratejisi asla ve asla unutulmamalıdır. Nihai hedef büyük İsrail Devletidir. 6- IŞİD, KOBANİ, KANDİL, PKK, PYD gibi oluşumlar, BÜYÜK PLAN’IN KÜÇÜK PARÇALARI’DIR. Büyük fotoğrafı görmeden, küçük parçalara odaklanmak, sağlıklı kararların alınmasına engel teşkil eder. 7- Bölgemizde yaşanacak yeni bir sıcak savaş, ülkemize ve İslam âlemine değil, BÜYÜK İSRAİL PROJESİ ’ne hizmet edecektir.

OLMASI GEREKEN

Türkiye, tarihi, geçmişi ve engin tecrübesi ile büyük bir devlettir. Başta dış politika olmak üzere köklü bir ZİHNİYET VE YAKLAŞIM değişikliğine ihtiyaç vardır. Bu Milli Görüştür. Milli Görüşün öneri ve teklifi ise şudur.

1- Acilen İslam ülkeleri ile ilişkilerin güçlendirilmesi ve sağlıklı bir müzakere ortamının oluşturulması,

2- İlk adım olarak, gerekçesi ne olursa olsun silahlı, silahsız bütün kesimler için çatışmayı değil, diyalog ve müzakereyi esas alacak yeni bir sürecin başlatılması,

3- Tarafsız bir ülke olarak, örneğin, Malezya’da İslam ülkeleri liderlerinin katılacağı bir yuvarlak masa toplantısının gerçekleştirilmesi,

4- Türkiye’nin öncülüğünde, “İSLAM BARIŞ GÜCÜ” oluşturulması çağrısı yapılması ve bu hedef doğrultusunda bir çalışma programının ortaya konulması,

5- İslam coğrafyasının iki sürükleyici ülkesi, TÜRKİYE ve İRAN’NIN, arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi, İslam coğrafyasının birlik ve beraberlik içinde yürüyeceği, müreffeh bir gelecek için büyük önem taşımaktadır.

6- D-8, kuruluş amacı ve yapısı itibariyle bu konuda uygun bir zemin olarak değerlendirilmesi,

Ortak acılar ortak kararlılıkları gerektirir. Bu sorumluluktan kaçanlar, sadece tarih önünde değil, aynı zamanda ilahi adalet karşısında da vebal altında kalmaktan kurtulamaz. Milli Görüş; İslam ülkeleri nezdinde sahip olduğu birikim ve tecrübe nedeniyle tek çaredir. İSRA 81: “Yine de ki: Hak geldi; batıl yıkılıp gitti. Zaten batıl yıkılmaya mahkûmdur.” Vesselam.