Saadet Partisi 3. Büyük Kongresi boyunca, kongre salonuna girdikten sonra zamanımı iki bölüme ayırdım. Vaktimin yarısını protokol bölümünün iki tarafında geçirdim.
Önce yabancı misafirlerimizle birlikte oldum. Yıllardır yakından tanıdığım yabancı misafirlerimizle hasret giderdik, bazılarıyla sadece selamlaştık, kimileriyle sohbetler ettik, kongre atmosferini birlikte yaşadık. Özellikle memleketim KOSOVA, Makedonya ve diğer BALKAN ülkelerinden gelen hemşehrilerim, Arabistan ve diğer Ortadoğu ülkelerinden gelen dostlarımla görüşüp değerlendirmeler yaptık. Her biri yaşanan atmosferin farklı bir yönünü soruyordu. Onlara neler olduğunu zamanın müsadesi nisbetinde anlatmaya çalıştım...
Sonra Kongrenin ana konuşmalarını gazeteden arkadaşlarım Abdülkadir Özkan, Ali Haydar Haksal, Necmettin Çakmak ve Mustafa Canbey ile yan yana takip ettik. Abdülkadir bey Ankara nın havasını daha geniş yaşadığı için onun yazacakları benim için önemliydi. Nitekim ben bu yazıyı yazdığım bugün, o köşesindeki yazısına şöyle başlamış: Saadet Partisi nin dünkü Büyük Kongresi nin duygu ağırlıklı geçeceğini önceden tahmin etmiş, bu hususa dünkü yazımda da dikkat çekmeye çalışmıştım. Dün Kongre salonuna hakim olan heyecan tahminimin de ötesindeydi... Adeta tüm Millî Görüşçüler duygu patlaması yaşadılar... Bu duygu patlaması zaman zaman heyecan, zaman zaman göz yaşı oldu aktı...
Abdülkadir Özkan önümde, Ali Haydar Haksal sağımdaydı. Abdülkadir beyin de yazdığı gibi zaman zaman gözyaşlarımızı tutamadık. Bu gözyaşlarımızın hangi yoğun duyguların tercümanı olduğunu anlatmak, anlatabilmek benim için çok zor. Ne desem, ne yazsam, gerçek duygularımı satırlara sığdıramam. İnanın bu mümkün değil! Hani yazılamayacak ve anlatılamayacak ancak yaşanabilecek haller vardır ya; katılanlar bilir, yaşadığımız KONGRE atmosferi aynen öyle bir şeydi. Zaman zaman duygularımızın iyice yoğunlaştığı anlardan birinde Ali Haydar Haksal kardeşime dedim ki: Kongrenin bu havasını, heyecanını, atmosferini, duygu yoğunluğunu yaşadıktan sonra, herhalde ilk yazacağımız yazılardan birinin başlığı KONGREDE OLMAK VARMIŞ şeklinde olacaktır. Üstadım, böyle bir yazıyı bir edebiyatçı olarak sen çok daha güzel yazarsın, inşaallah...
Ali Haydar Haksal böyle bir yazıyı yazar mı bilmem, ama ben yol ve kongre izlenimleri samimiyet ve sıcaklığındaki böyle bir yazıyı yazıyorum işte! Millî Gazete deki çalışma arkadaşlarım ve Millî Görüş Hareketi nin hizmetkârı kardeşlerim başta olmak üzere, Türkiye nin dört bir tarafından gelenlerle birlikte, işte böyle nice BÜYÜK KONGRE hallerini gönül gönüle, omuz omuza, kimi zaman gözyaşları arasında yaşadık ve paylaştık
Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş kongre konuşmasının bir bölümünde bu kongrenin sadece BÜYÜK KONGRE değil, BÜYÜK BÜYÜK KONGRE olduğunu söyledi ve bunun sebeplerini anlattı. Numan Kurtumuş a aynen katılıyorum. Evet, bu kongre birçok yönüyle sadece bir büyük parti kongresi değil, aynı zamanda BÜYÜK BÜYÜK KONGRE olduğunu gösterdi. Bunun böyle olduğunu izleyenler yaşayarak gördü, yazılı ve görsel medyadan canlı olarak takip edenler de kongre ile ilgili haber ve değerlendirmelerden anladı. Kongrenin sonuna doğru dışarıdaki kalabalığı bir kere daha görmek istedim. Dışarı çıktım. Her iki dev ekranın önünde ve etrafındaki kalabalıklar arasında dolaştım. Epey aradıktan sonra İstanbullu arkadaşlarımı o mahşerî kalabalıkta bulabildim. Otobüsteki sıra arkadaşım Sıddık kardeşimi bulduğumda ne dese beğenirsiniz. Hanımı kendisini aramış ve demiş ki: Televizyonlardan canlı olarak yayınlanan BÜYÜK KONGRE yi izliyorum. Keşke ben de sizinle gelseydim. KONGREDE OLMAK VARMIŞ
Kongreden önce "Atılım ve Açılım İçin 3. Büyük Kongre:" üst başlığı ile "SP; AKP, Erbakan ve Numan Kurtulmuş" ve "Saadet Partisi, Recai Kutan Ve Numan Kurtulmuş" başlıklı iki yazı yazdım. Kongrede yaşadıklarımı ise şimdilik "Saadet geliyor " ve "Büyük Büyük Kongre de olmak varmış " şeklinde anlatmış oldum. Yazılası önemli bir yazı da "ERBAKAN... KUTAN... KURTULMUŞ " olabilir, olmalı... Her şey hayırlı olsun