Suruç olayı ile düğmeye basıldı. Aslında öncesi vardı. Aylardır ısrarla üzerinde durduğumuz, yazdığımız, konuştuğumuz şu sürecin bizi bir uçuruma doğru götürdüğü. Bunları bilmek anlamak için kâhin olmaya gerek yok. Duygusal olmadan soğukkanlı, düşünerek bakılınca her şey beliriyor. Türkiye bu batağa niçin girdi, giriyor diyerek çok çırpındık. En yakın zamanda Türkiye ne yapıp edip şu Suriye bataklığından geri adım atmalı diye söylendik. Fakat Suruç olayı birden patladı ve Türkiye bu ateş sarmalının içine düşüverdi.
Olay şu ya da bu grup ile ilgili değil. Olay emperyalizmin bölgemiz ve özelde de ülkemiz üzerindeki amaçları, hedefleri ve zamanlama ile birlikte operasyonu. Bunu görmemek bir bahtsızlık.
Bölge üzerinde emperyalizmin başlattığı süreci kapımıza kadar dayanmış olması. Bu baştan beri belliydi. Suriye bataklığına daldığımızdan beri zaman zaman kimi belirtileri oldu. Ne yazık ki bunlar yeterince anlaşılamadı.
Belli merkezlerden yönetilen gruplar birden eş zamanlı harekete geçti. Ülkeyi bir yangın alanına çevirdiler. Hemen her gün gençlerimiz ölüyor. Duygular ortama egemen olduğundan sağlıklı düşünülemiyor. Duygular soğukkanlı olmayı engelliyor.
Felâketi körükleyen, yangını harlayan, ortamı geren her davranış, durum, söz olayın büyümesine neden. Ortamı germeden daha soğukkanlı bakmada yarar var. Uçurumlar zaten var, bunları büyütmenin derinleştirmenin bir yararı olmaz. Bu, sadece bizlerin değil, ülkemizin, bölgemizin felâketi olur. Ucuz kahramanlıklar, höykürmeler sağlıklı olmaz.
Toplumun en alt katmanından başlanarak bir birliktelik sağlanmalı. Komşuluk hukukundan başlanarak mahalle arkadaşlığına kadar hemen herkes bir adım atmalı.
Emperyalizmin işini kolaylaştırmayalım. Bütün terör örgütlerini bir görmeliyiz. Bunların iyisi ya da kötüsü olmaz. Bu ülke, bu topraklar hepimizin. Ayaklarımızın altından kayan zemini sağlamlaştırmalıyız.
Gereksiz tartışma ve polemiklerden uzak durulmalı. Yoksa gelmekte olan büyük felâkete hemen hepimiz katkı sağlamış olacağız.
Bu topraklarda yaşıyorsak ortak değerlerimiz var. Aynı sokakları, mahalleleri, kentleri, kasabaları, köyleri paylaşıyoruz. Müslüman olma bilinciyle sevgi ve anlayış ile en olmadık kesimleri kucaklamalıyız.
Sorumluluk hepimizi omuzlarında. Kimseye dönüp bakmadan sen niçin katılmıyorsun demeden yola düşmenin zamanı. Her adım bir yenisini getirir. Elbette bunlar zor görünüyor olabilir. Önemli olan zoru başarmak. Her birimizin atacağı bir adımı, yapacağı bir işi var.
Siyasal gerilimlerin zamanı değil. Siyasal partiler çıkarlarını bir kenara bırakmalı. Birlikte olabilmenin yolları aranmalı. Elbette uzlaşılacak ortak noktalarımız vardır. Uçurumları büyütmek ve derinleştirmek yerine mesafeleri kapatmanın yollarına bakalım. Bunlar zor gibi görünebilir, kimilerinin işine gelmeyebilir. Bu sorumluluk hepimizin üzerinde ve bir ilk hamleye bakıyor.
Zor bir dönemdeyiz. Bu büyük krizi atlatmalıyız. Bundan hayırlı sonuçlar çıkarabiliriz.
Ailelerin ocağını ateş sarıyor ve yangın büyüyor. Bundan asla hayırlı bir sonuç çıkmaz.
Şu tehlikeyi görmek gerekiyor. Emperyalizm baskıya ülkemize yerleştirdiği patriot füzelerini, askerlerini geri çekiyor. Bu bölgenin daha bir ateşe atılacağı, körükleneceği anlamına geliyor.
Ey İslâm milleti el ele tutuşalım yeniden ve sımsıkı kavrayalım, bırakmayalım.