Büyük balık küçük balığı yutar ifadesi insanın terbiye edilmemiş, evcilleştirilmemiş ilkel yanına işaret eden bir ifadedir. İnsanın doğal gelişimi ruh ve beden paralelinde devam eder ki, beden gelişimini sürdürürken, ruhsal olgunlaşma sağlanamamışsa kişi ilkel yanından beslenir ve şiddete eğilimli hale gelir. İnsanlık tarihi içindeki özle bütünleşememiş ve varoluş gayesini idrak edememiş bencil, gaddar ve hodbin zümrelerin ektiği zulmün kalıntıları ile doludur. Kemalata uygun olarak yaratılan insan yön değiştirdiğinde zayıfları ezerek yol almaya çalışan büyük balığa dönüşüyor. Büyük balık bütün kötülükleri bünyesinde barındıran karanlık bir eldir ve kuvvetten beslenir. Büyük balık zayıfları ezmenin bir güç olduğuna inanan zorba zihniyetleri temsil eder ve bu zümreler insanlık tarihinde farklı isimlerle gündeme gelseler de icraatları hep aynı olmuştur. Yani; tarihi süreç içinde büyük balığın ismi, şekli ya da doğduğu coğrafya değişse de karakteri hiç değişmemiş ve yeryüzü bu zorba zihniyetlerin yaydığı fesada, ektikleri şiddete tanık olmuştur. Bugünün büyük balığı mazlum halkların kanları ile beslenen ABD, Siyonist emperyalist sistem ve küresel sermayeyi ellerinde tutan kirli ittifakın tüm mensuplarıdır ve mazlum halklar bu şer ittifakın çizmeleri altında ezilmektedir.
Büyük balığın hedefi halkları köleleştirmek ve mevcut kaynakları sömürerek kuvvet üzerine kurulmuş karanlık bir medeniyet inşa etmektir. Büyük balığın hedefi adaletin kalelerini yıkarak küçük balık üzerindeki hâkimiyetini sürdürmektir. Maskeleri vardır büyük balığın, demokrasi, eşitlik ve hürriyet kavramlarına vurgu yaparak mazlum halkların gözlerini boyar ve tüm yaşamsal kaynaklarını işgal eder. Rahmetli Erbakan Hocam halkı bu karanlık tehlikeye karşı bilinçlendirmeye çalışmış ve tehlikenin ayak seslerini detayları ile izah etmiştir. Ancak bizim insanlarımız hakkı söyleyeni değil, kendilerini kürsüden azarlayan ve hizaya getirmeye çalışan kişilerin peşlerinde sürüklenir ve tehlikeyi ev küle dönüştükten sonra fark edebilirler.
Rahmetli hocam küresel tehlikenin, sistem karşıtı unsurları sistemin içine çekerek entegre etmeye çalıştığını ve Müslümanların şiddetle ilişkilendirilerek zayıflatıldığını her fırsatta dile getirmiş ve küresel yayılmacılığın durdurulabilmesi için bir ümmet şuurunun oluşturulması gerektiğine vurgu yapmıştır. Hocam küresel çetenin gücünü kırabilmek için İslam ülkelerinin stratejik, ekonomik, politik ve kültürel güç birliği içinde olmaları gerektiğini ve bütün halkları kucaklayacak adil bir sistem için acilen harekete geçmelerinin elzem olduğunu belirtmiştir. ABD, İsrail ve Batı ittifakını bir timsaha benzeten hocam, timsahın üst çenesi ABD, alt çenesi AB, kuyruğu İsrail demiş ve şer ittifakın dünya üzerindeki hedeflerini bütün detayları ile açıklamıştır. Fakat insanlarımız tehlikeyi ateş kapılarına ulaşıncaya kadar fark etmediler, etmek istemediler.
Medeniyetlerini kan üzerine kuran küresel zihniyet, kendilerinin üstün ırk olduğunu ileri sürer ve köleleştirdikleri halkların ölümü, yoksulluğu ve çileyi hak ettiklerine inanır, bu toplumları birbirlerine düşürerek zayıflatır ve yutulmaya hazır lokma haline getirirler. Sistemin ayakta kalması için güçlü orduya, güçlü silahlara ve zengin kaynaklara ihtiyaç vardır ve bu kaynakları işgal etmeye haklarının olduğuna inanırlar.
Büyük balığın merhamet hissi ve adalet bilinci gelişmemiştir ve çocukları, yaşlıları, kadınları, erkekleri katledip, açlığa terk ederken büyük haz duymaktadır. Ona göre bu insanlar küçük balıktır ve ölüme, sürgüne, yoksulluğa, köleliğe mahkûmdurlar. Ona göre gücü ayakta tutan yaşamayı hak eder, gücü ayakta tutan kendisidir ve yaşamayı o hak etmiştir.