Büyük babamın evi

Abone Ol

Çocukluğumun geçtiği

evi düşünüyorum. Önünde büyükçe bir avlu ve avluyu çepeçevre kuşatan bir

bahçesi vardı. Dedemden kalan bu ahşap ev ruh ve duygu dünyamızı besleyecek her

türlü teçhizata sahipti. Sabahları kuş sesleri ile uyanır ve hemen avluya

çıkardık. Yeşilin bütün tonlarını, denizi, güneşi ve tabiatı bu küçük bahçede

görmek mümkündü. Avludaki taşları, kurumuş ağaç dallarını, yere dökülen

yaprakları toplar ve bir oyun kurardık. Kuzenlerim, kardeşlerim komşu çocukları

hepimiz bir araya gelir avluda oynardık.

Kuşluk vakti

büyükbabamın masallarını dinler, ağaçlarla konuşur ve çocukluğumun düşlerini bu

evde kurardım. Evin çatısı büyük babamdı. Büyükbabam insanları uzlaştırmada tam

bir uzmandı. Mahallede bir sorun olduğunda kapımız çalınır ve dedemin aracı

olması istenirdi. O da hiç naz yapmaz, hemen gider ve geri döndüğünde hiç

konuşmazdı. Sorduğumuzda bu özel bir sır size anlatamam derdi. Aile

bireylerinin ona olan hürmetleri korkudan değil sevgidendi.

Çocukluğuma renk katan o evin avlusunda neredeyse bütün çiçek türleri

vardı. Güneş doğduğunda çiçeklerin yaprakları açılır ve tatlı bir tebessümle

başlarını kaldırırlardı. Çiçeklerin arasında küçük bir su arkı vardı,

arkadaşlarımla burada doyasıya oynardım.

 Bugün çocuklarımızın mahrum

kaldığı, toprak, su, yeşil ve doğa o zamanlar neredeyse hayatımızla iç içeydi.

Bugün çocuklarımızla oturup geçmişe sohbet ettiğimizde yaşananları bir masal

gibi dinliyorlar. Çünkü onlar şehrin stres, gürültü ve bitmek bilmeyen

keşmekeşleri arasında tanıyorlar hayatı. Yaşam

deyince, çocuklarımızın zihinlerinde, alış veriş merkezleri, cafeler,

elektronik oyuncaklar, rızık derdiyle koşuşturan insanlar, sokak kavgaları,

trafik ve soluduğumuz kirli hava canlanıyor. Küresel eşkıyalar,

çocuklarımızın en doğal hakları olan, yeşili doğayı ve temiz havayı onlardan

esirgiyorlar. Çıkar hesapları uğruna çocuklarımıza bıraktığımız, maddi ve

manevi mirasa konuyor ve onların haklarını gasp ediyorlar. Ürettikleri vahşeti kamufle ederek, çocuklarımızın çocukluğunu

çalıyorlar. Bizler ise elleri kolları bağlı vaziyette bekliyoruz.