Büyük aile ile tatil güzelliği?

Abone Ol

Benim için tatil, yaşadığım şehirden kafa dinlemek için yalnız bir köşeye çekilmek değil. Çocuklarım, kardeşlerim, yeğenlerim, annemin babamın da yanımda olduğu tatil yörelerim; köyler, su kenarları, dağ başları idi. Bir sene anneciğim ile babam kendi köylerine gitmişler, biz de bir başka şehirde olmuştuk. Baştan kavlimiz "siz gidin biz de geliriz" demişlerdi sonra "aman çocuklar biz köyümüzü ne kadar özlemişiz" deyip gelmemişlerdi. Kaldığımız yer çok güzel bir tesis olmasına karşın çocuklarım ve eşim yanımda olmalarına rağmen müthiş bir yalnızlık çekmiş, canım çok sıkılmıştı. Yediğim yemeklerden bile lezzet alamamıştım. Sonra daha fazla dayanamayıp annemlerin yanına koşmuştum. Yaz tatilinin klasiği deniz belki yoktu ama ailem yanımda idi. Köyde annem yaşıtları ve büyükleri, yeğenleri yanında ne kadar mutlu idi. Çocuklarım basket sahası, bilgisayarı olmayan bu yerde çok sıkılmışlardı, ama eminim ki gönül dizaynlarında çok renkli bir gökkuşağı da neşvünema bulmuştu. Onlar belki şimdi fark etmiyorlar ama kendileri ana baba olduklarında dedeli, neneli, teyzeli, dayılı bir tatilin mana güzelliğini de ruhlarına katık edeceklerdir.

Sevgili Peygamberimizin asırlar önce tatil olgusunu vurguladığı "seyahat ediniz sıhhat bulunuz" Hadisi Şerifi gereği insanlar yeni yerler gördükçe ufku genişlemekte, bilgi ve birikimi artmakta yüce Yaratıcı nın insanlara sunduğu güzel görüntülü yörelerde ruh sağlığı tedavi olmakta. Bu yıl da çocuklarımı alıp bir yerlere gideceğim ama yalnız tatil yapmayı sevmiyorum. İzmir e uğrayıp kayınvalidemi ve kayınpederimi de alıyoruz. Fakat sekiz kişilik grubumuz yine gözüme az görünüyor. Sağ olsun küçük görümcemde üç çocuğu ile grubumuza katılıyor. Büyük görümcem birkaç günlüğüne yanımıza uğruyor. Bir daha bırakır mıyız, ne olur kalın ısrarlarımızdan canını zor kurtarıyor, herkesin işi gücü var; kızcağız çocuklarını alıp evine dönüyor, pek mahzun kalıyoruz, sayımız azaldı diye üzülüyoruz. Fakat bir yıl boyunca birbirlerini göremeyen farklı şehirlerde yaşayan çocuklarımız birbirleri ile kaynaşıyor. Yine Peygamberimizin buyurduğu gibi,"Sıla-i Rahim yapınız, akrabadan ilişkiyi kesmeyiniz" Hadisi Şerifi nin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Eskiler bir evin içinde birkaç kardeş çoluk çocuğu ile birlikte yaşarmış. Hem akrabalık bağları kavi olur hem de kuzenler kardeş gibi bir arada dayanışmanın, paylaşmanın güzelliğini paylaşırlarmış. Bizlerde senede birkaç hafta bir arada kalmanın çocuklara dedeli neneli, halalı amcalı bir tatil yaptırarak bilgisayarın iyice mekanikleştirdiği yeni nesle akrabalık kavramını yaşayarak öğretmeye çabalamaktayız. Aslında çocuklardan da öte bizler büyüklerimizin yanında kendi çocukluğumuzun tadını çıkarıyoruz. Bir nevi onların yanında staj yaparak hayata karşı daha sabırlı olmayı öğreniyoruz.

Bu nedenle dinlenmek, kafa dinlemek, yorgunluk atmak için kendi küçük ailesini yanına alarak iki ya da üç çocuğu ile tatile gidenleri hiç anlamıyorum. Biraz da acıyorum anne baba, kardeşler, yeğenler ile tatil yapmanın güzelliğini paylaşamadıkları için.

Tabii bazen kimi handikaplar yaşanmıyor da değil. Şu günlerde Gümüldür de deniz kenarında bir evde kalıyoruz. Görümcemle en büyük tartışmamız "yemekleri ben yıkayıp bulaşıkları ben yıkayacağım" kavgası daha doğrusu yarışı var. Dünya güzeli görümcem Ayşe, "Yenge sen zaten yorgunsun, denize gir" diye bulaşıkları kapıp yıkayacağım diye kızcağız yemek yiyemedi. Ben de onun bu fedakârlık yarışında yenik düşmemek için, yemeği bulaşığı bırakmamak için bayağı hamle yaptım. Beylerbeyi nin çelebi ruhlu kibarları çok meşhurmuş vapur iskeleye yanaştığında herkes birbirini buyur eder "efendim siz önden buyurun "öteki" hayır efendim çok rica ederim lütfen siz önce buyurun" diye kimse kimsenin önüne geçip de vapura binmediği için vapur kalkıp gidermiş, çelebiler iskelede kibarlıkları ile kala kalırmış. Şimdi bizde üç çocuğu ile bir özveri simgesi görümcem Ayşe ile yemek bulaşık yıkayacağız diye çoğu zaman denizi kaçırdık. Ama çok güzel bir tatil yaptık. Neneli, dedeli, yeğenli, torunlu geniş ailenin güzelliğini yaşadık. Kayınvalidemin, kayınpederimin anlattıkları eski hatıralarla geçmiş zaman nostaljisi duyduk. Dünyalar tatlısı Hilal in dâhiyane sözlerine dalıp gidip televizyonu hiç aramadık. Ağırbaşlı Banu nun olgun tavırlarına hayran olduk. Bir yürüyüş sonrası bizim yorgun olduğumuzu düşünüp yemekleri pişirip açık büfe önümüze getiren iyi kalpli Pınar ın jesti ile çok mutlu olduk. Çocuklarımızda bir arada yaşamanın huzur ve mutluluğunu daha yakından görüp öğrendiler...

Zaten tatil de çocuklar için aynı zamanda farklı bir terbiye aracı değil mi

Tabiî büyüklerin, ailenin, çocukların kadri kıymetini bilenlere