Geçen yazımızda, gerçekte soykırım yapanların, hem suçlu
hem güçlü pozisyonunda soykırım yapılıyor diye bağırdığını, bugün onlara
destek çıkanların da o soykırımcıları azdıran taraf olduğunu söylemiştik.
Tarihî gerçekler ışığında olup bitenleri hatırlamaya devam edelim:
Azınlıklar için açılan okulların ve sözde hayır
kuruluşlarının (!) beyin yıkamasıyla, bazı Ermeniler yıllardır bir arada
yaşadıkları Müslüman komşularını hunharca katledecek kadar canileşmişlerdi.
Onlara dışarıdan muazzam miktarda silah ve para yardımı yapılıyordu. Bu
destekler neticesinde Anadolu da peş peşe isyanlar çıkmaya başladı. 1894 te
Sason isyanı oldu. İstanbul da peş peşe Ermeni ayaklanmaları ortaya çıktı. 30
Eylül 1895 te, 26 Ağustos 1896 da büyük hâdiseler meydana geldi. Ermeniler bir
suikastla Sultan II. Abdülhamid i öldürmek istediler (21 Temmuz 1905) Bu
şefkatli idareci, hâdisenin arkasındaki isim olan Ermeni Patrik i İzmirliyan ı
idam ettirmedi. Yalnızca azletti ve Kudüs e sürdü. Onun ötesinde Ermenilere
umûmî af ilan etti.
Ermeniler bugün sözde Türkiye yi demir cendereye almak isteyen
o dış güçlerin kışkırtmasıyla Anadolu nun dört bir yanında isyanlar çıkarmaya
devam ediyorlardı. Kahramanmaraş ın Zeytun kasabasında defalarca isyan
çıkartmışlardı. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı devam ederken Zeytun Ermenileri
isyan etmiş, bu isyan bastırılmıştı. İngiltere nin devreye girmesiyle 17 Ocak
1879 da Zeytun daki bütün tutuklu Ermeniler serbest bırakılmıştı. Zeytunlu
Ermenileri dış güçlerden cesaret alarak 24 Ekim 1895 te de büyük bir isyan
çıkartmış, 28 Ocak 1896 da sona eren bu isyanda yaklaşık 20 bin Müslümanı
öldürmüşlerdi. Zeytun kışlasına hücum eden isyancılar silahlarıyla birlikte
teslim olan 600 askerimizi şehit etmiş, birkaç askerin de derisini yüzmüşlerdi.
Zeytun daki isyan Maraş a sıçramış, isyancılar
kuşatılmış, zor durumda kalan âsiler Avrupa ülkelerinin konsoloslarına müracaat
etmiş, onlar da derhal isyan bölgesine gelmişlerdir. 11 Ocak 1896 da tamamen
kuşatılan isyancılara silahla müdahale edilmemesi için; Halep teki Rus,
İtalyan, Fransız ve İngiliz konsolosları 11 Ocak 1896 da Zeytun a gelmişlerdi.
Konsoloslar devreye girdiği sırada 10 bin isyancıdan yaklaşık 5 bini Kilis
tarafına kaçmıştır. Konsolosların aracılığıyla 11 Şubat 1896 da tuhaf bir barış
anlaşması imzalanmıştır. 15 maddelik bu barış anlaşmasına bakıldığında, 13 bini
Osmanlı askeri olmak üzere 20 bin kişiyi öldürmüş olan isyancıların,
cezalandırılmak bir yana mükâfatlandırıldıkları görülecektir. Şöyle ki;
İsyancıların Reisleri ve bilhassa Hınçak Reisleri Osmanlı
Devletine teslim edilmeyecek, bunların salimen Avrupa ülkelerine gitmeleri
sağlanacak, bunların yol masrafları da Osmanlı Devletinden alınacaktır. (Madde
1, 2, 3)
Bütün isyancılar için genel af ilan edilecektir (Madde 4)
Zeytunlular vergi borçlarını ödemeyecekler ve beş yıl
için vergiden muaf tutulacaktır. (Madde 7)
Zeytunlular; yanmış olan kışlayı tekrar
onarmayacaklardır. Bunu hükümet yapacaktır. (Madde 12)
Avrupa hükümetleri, Maraş ta konsolosluklar
kuracaklardır. Bunların görevleri, Zeytun un yeni idaresini denetlemek
olacaktır. (Madde 15)
Bu şekilde affedilen ve taltif edilen Zeytunlu Ermeniler,
Birinci Dünya Savaşı esnasında askerlerimize saldırmış, köyleri basarak masum
insanları öldürmüş, daha sonraları Maraş ı işgal eden Fransızlarla işbirliği
yapmışlardır.