Sevgili dostum Yasin Doğru ya
Bursa, sevdiğim medeniyet kentlerimizden biri. İstanbul dışında en çok kendimi bulduğum medeniyet merkezi şehirlerimizden. Bursa ya doyamam ve her gittiğimde gözüm arkada kalır. Yedi İklim e nasib olan bir Bursa sayısı vardır.
Zamanı iyi kullanamama, ya da zamansızlık, bizi bazan mahrum ediyor bu zamanda ve bu gibi durumlarda. Bu çağın insanı zamanın dışındadır sanki. Onu anlama ve kavramadan bile yoksun.
Bursa, İstanbul a çok yakındır diye ertelerim Bursa yı ruhumda yaşamayı. Yılda bir kaç kez ayağımız düşer, fakat nedendir bilmem, bir şeyler araya girer hep ertelenir. Süleyman Çelebi Dede nin huzurunda bulunmak, orada mevlidinin ritmini ondan dinlemek. Ya da Ulu Camii de saatlerce, günlerce oturup beklemek huzura ermek...
Osmangazi Belediyesi nin düzenlediği "Ahmet Hamdi Tanpınar öykü yarışması"nda jüri üyelerinden biriydim. İstanbul dan Prof. Dr. Durali Yılmaz, Âlim Kahraman ve Ben. Bursa dan Metin Önal Mengüşoğlu, Nevzat Çalıkuşu ve Yasin Doğru.
Bursa ya yakıştırılan sıfatlar o kenti ne kadar karşılar ve tanımlar bunu hep düşünmüşümdür. Osmanlıca eserleri karıştırırken Hüdavendigâr adıyla karşılaşınca içimde bir heyecan depreşir. Bu, medeniyetimizi tanımlamada önemli bir vurgu gibi gelir bana. Daha sıcak ve daha biz olan bir isim. Osmanlı Devleti; büyüklüğünden, özgüveninden olsa gerek şehirlerin isimlerine dokunmamış. Onda asimilasyon yoktur. Fakat, onu dönüştürmeyi ve kendi kılmayı başarmış. İnsan hayatındaki aşamalar önemlidir. İslâm öncesi dönemden kalan isimleri değiştirmeden, ama kendine ait kılma ve kendi uygarlığının ruhunda ona ruh verme Osmanlı ya özgü.
Edebiyat fakültesinin ilk sınıfında derse başladığımızda dil Profesörü Selahattin Olcay hocamız, sözcüklerin Türkçe ye dönüşmesi, ya da dönüştürülmesi, bir sözcüğün Türkçe olup olmadığı üzerinde duruyordu. Buna verdiği örneklerden biri de Bursa idi. Bursa sözcüğünün aslının Brusa, sarmısağın ise sarmısak olduğunu belirtmişti.
Brusa nın Bursa ya dönüşmesi sadece ses uyumu bakımından değil, bunu kendileştirme ve kendine ait kılma anlamında bir dönüştürme olduğunu görmek gerek. Gene aynı okulda Eski Edebiyat hocamız Prof. Dr. Haluk İpekten ise Süleyman Çelebi için: "Süleyman Dede" ya da bazan kestirmeden "Dede" derdi. Mehmed Âkif Safahat ta "Süleyman Dede" ifadesini kullanır.
Bu anlamda Bursa yı en çok anlamlandıran ve ona bir özgünlük katan tarafı Hüdavendigâr olduğu duygusu bende var. Bu ifade daha çok bize ait. Memaliki Osmaniye nin Tarih ve Coğrafya Lügatı nı karıştırırken, yer adları geçtiğinde, nereye ait olduğu konusunda, Bursa ya ait olanlar için Hüdavendigâr ifadesi kullanılır.
Her sanatçının içeriden veya dışarıdan bir bakışı olur. Bu bakışlar kimi zaman bir yönüyle karşılık bulur. Tanpınar, Bursa da zaman diyerek bir dönemi, bir ânı, bir kesiti dondurur gibidir. Resmederek. İçeriden bakış ise çok farklıdır. Bazan da denizin içinde olup, balık gibi, denizi hissedememek gibi bir duygu vardır. Fakat şehirlere ruh verenler olduğu gibi, şehirler de insanlara ruh verir, zenginlik katarlar. Dışarıdan gelip Bursalı olanlardan öte, ruhen Bursalı olmak çok daha önemlidir. Şehirleri kuşatan yabancı ruhların istilası olur her zaman. Onu kendileştirmek için de geçmişi yok etmeye bakarlar. Osmanlı nın özelliği bir medeniyeti yıkmadan ve yok etmeden onu kendi kılıyor, asıl üzerinde durulması gereken de budur. Bu da kendinden eminlikten ileri geliyor. Geçmişe ait kültür tarihi, eserleri onu tedirgin etmiyor. Onları zararsız bir varlık gibi görüyor. Asıl kendine ait olanını kuruyor, geliştiriyor. Bursa İslâm medeniyetine ait eserleriyle özgündür.
Brusa dan kalan nedir Mitolojiye ait söylenceler mi, bir kaç parça eser mi Hüdavendigâr dan neler yok neler.
Bursa, zengin bir ruhtur. Bir tek denizi eksiktir. Gök denizi ve yeşili ayrı bir güzelliği. Aşağıdan Uludağ a doğru bakarken, dağın eteklerini işgal eden ve giderek kemiren betonarmeler, villalar, apartmanlar bu ruhun uzağındadırlar. İnsan, insanın kurdu ve düşmanı. Bir şehrin ruhunu yok etmede üzerine yok.
Taptuk Emre nin "Bizim Yunus" demesi gibi, biz de Bizim Bursamızla ilgiliyiz.