Bürokratik demokrasi olur mu?

Abone Ol

Ülkemizde zaman zaman demokrasi bir takım sıfatlarla izah edilmeye çalışılır. Aslında demokrasinin önüne ya da arkasına bir sıfatın getirilmesi  uygulamadaki demokrasinin demokrasi olmadığını ifade eder.  Bu bakımdan "Güdümlü demokrasi" "Bürokratik demokrasi" ya da "Oligarşik demokrasi" gibi nitelendirmeler hep demokrasimizde uygulamada yaşanan aksaklıkları ve demokratik eksikliğimizi ifade eder.

Bunun için diyorum ki "Bürokratik demokrasi" diye bir şey olmaz. Böyle bir söylem sistem dışıdır, bir diğer ifade ile sistem dışı uygulamalara bir isim bulmaktan ibarettir.

Hilmi Yavuz bir yazısında, "Türkiye de bürokrasi ile demokrasi çarpışıyor" derken sanıyorum içinde bulunduğumuz durumu net bir şekilde tarif etmiş oluyordu. Bu ifade bize göre "Bürokratik demokrasi" söyleminden çok daha gerçekçidir. Ne var ki ülkemizde bürokrasi ile demokrasinin çarpışmasından genellikle bürokrasi galip çıkıyor. Peki Bürokrasi nasıl oluyor da bir memuru olduğu sisteme karşı mücadele verebiliyor İşte bu sorunun cevabını doğru tespit etmek gerekiyor. Bu sorunun cevabı doğru olarak verilebilirse  sistemdeki aksaklığa doğru teşhis konulabilir. Aksi halde kimsenin kimseyi anlaması mümkün olmaz. Herkes konuşur ama ortaya çözüm çıkmaz.

Bir ülkede bürokratik demokrasiden söz edilmesi bir şekilde yasamanın yetkilerinin bürokrasiye devredildiği anlamına gelir ki böyle bir durumda demokrasiden söz etmek doğru olmaz.  Olsa olsa yitirilen demokrasiye duyulan özlemin bir ifadesi olabilir. Böyle bir uygulamaya "Bürokratik demokrasi" yerine "Bürokratik oligarşi" demek daha doğru olur. Yani böyle bir uygulama ile demokrasinin birlikte düşünülmesi hiçbir sıfatla mümkün olmaz.

Bir ülkede milletin seçtikleri, atadıkları tarafından kontrol altına alınabiliyor, nasıl davranmaları gerektiğine onlar karar verebiliyorlarsa o zaman Yasama Organı na dolayısıyle seçimlere gerek kalmaz. Çünkü, millet iradesinin tecelli etmesi gereken Yasama Organı iken bu irade hiçe sayılarak bunun yerine bürokratik kadroları belirleyici olabiliyor ve bunun hiçbir kontrol mekanizması da yoksa milletin oyuna müracaat etmek kandırmacadan öte bir anlam ifade edebilir mi

Bu noktada birileri çıkıp, bürokrasinin sisteme müdahalesinin Anayasal dayanaklarından söz edebilir. O zaman mevcut anayasanın darbelerin arkasından darbecilerin oluşturduğu Meclisler tarafından hazırlandığı hatırlatmak zorunda kalırız. Şunu demek istiyorum, bazı kurumların Anayasal bir dayanağa sahip olmaları onların kararlarına  uymak zorunluluğunu getirir ama bunların sisteme ters olduğunu söyleme ve eleştirme akını ortadan kaldırmaz. Yani anayasal olmak, her zaman demokratik olmak anlamına gelmeyebilir. Sanıyorum bizim sorunumuz da burada ortaya çıkıyor. Toplum olarak genellikle demokrasi isteniyor ama egemen güçler demokrasinin kontrolünü ellerinde tutma isteğinden bir türlü vazgeçemiyorlar. Millet iradesinin kontrol altında tutulmasının gerektiği düşüncesiyle bu iradeyi kontrol altında tutacak kurumlar oluşturuyor ve bunu da anayasa ile teminat altına alıyorlar. Böyle olunca da siyasetin alanı kendisini kontrol edecek bürokratları atamakla sınırlı kalıyor. Böyle olunca da ülkemiz tam bir çelişkiler yumağı haline geliyor. Demokrasimizde herkesin niyet ve arzusuna göre bir şekil alıyor. Duruma göre, kişiden kişiye değişen demokrasi olur mu Literatürde bunun yeri yok ama ülkemizde olduğu gibi uygulamada karşımıza çıkabiliyor.

Demokrasinin sağlıklı işleyebilmesinde elbette siyasi ahlaka önemli bir rol oynar. Halkın iktidar etmediği kadrolar bu ihtiraslarına ulaşabilmek adına sisteme siyaset dışı güçlerin müdahalesine zemin hazırlayabilir, destek verebilirler. Böylece kendi bastıkları dalı kesmiş olsalar bile bu huylarından kolay kolay vazgeçemezler. Bu bakımdan diyebiliriz ki, demokrasiyi dillerinden düşürmeyen bazı siyasi kadroların bugün yaşadığımız çelişkinin ortaya çıkmasında önemli payları vardır.

Tüm bunlara rağmen taşların yerine oturabilmesi için öncelikli olarak bazı kavramların önüne ya da arkasına bir sıfat ekleyerek kavramları  sulandırmamaktan kurtulmak durumundayız. Bu arada elbette İslam ın önüne arkasına bazı sıfatlar eklemek de iyi niyetle bir yaklaşım olarak değerlendirilemez.