Burhan Hoca bence girme bu işlere!

Abone Ol

Son kabine revizyonunda ismi yine yer almayan AK Parti Milletvekili, Anayasa Prof’u Burhan Kuzu kırmızı plakalı arabaya yine binememişti.

Gazeteci, programcı Ersoy Dede, kendisine Twitter’dan, “Olsun be Burhan Hocam!” şeklinde teskin edici mesaj atmış, Kuzu’nun bu mesaja cevabı, “Ersoy, siyasetin adaleti yok. Ne yapalım Allah’a havale ediyorum!” şeklinde olmuştu. Esasen, Burhan Kuzu’nun hedefi bakanlık değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı… Yıllardır bu hedefe kilitlendiği yakın çevresince epeydir dillendiriliyor. İşte tam da burada Burhan Hocaya kötü bir haberim var; zira siyasi kulislerde bir sonraki TBMM Başkanlığı’na eski Başbakan, Konya milletvekili Ahmet Davutoğlu’nun hazırlandığı konuşulmaya başlandı. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz! Gelen son haberlere göre Ahmet Davutoğlu ekibini kurmaya başlamış bile. Şayet bu haberler doğruysa, İsmail Kahraman’dan sonra Ahmet Davutoğlu, TBMM Başkanlığı koltuğuna oturacak.

Burhan hoca açısından buradan şöyle bir sonuç çıkıyor; bu koltuk da gitti…

***

Benim etim ne budum ne ama Burhan Hocaya bir tavsiyem var; Hoca şu sosyal medya paylaşımlarına azıcık dikkat etseniz… Neden böyle bir şey söylüyorum?

Ben de takipçilerindenim; son dönemde sosyal medyada paylaşımlarının büyük tepki ile karşılandığını söyleyebilirim, Hoca’nın… Misal mi?

Mesela, şu cümle Burhan Hoca’ya ait; “Bu sorumluluk, Temel Karamollaoğlu’nun Sivas Madımak Otel’i vahşetinde Belediye Başkanı olmasından kaynaklanıyor.”

Hoppalaaaa! Nereden çıktı şimdi bu?

Burhan Kuzu’nun bu ön yargılı cümlesine tepki yağdı, haliyle… Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcılarından Atik Ağdağ çok nazik ve naif bir cevap verdi, bu garip ve tuhaf ifadeye; “Şunu bilin ki, Temel Bey’e açık bir özür ve helallik borçlusunuz. Yoksa iki elimiz dünyada da ahirette de yakanızda olacak! Ayrıca Belediye Başkanı’nın güvenlik ve istihbarat güçlerini sevk ve idare gibi bir yetki ve sorumluluğu mu var ki, sorumlu Temel Bey olsun! Temel Bey o dönem Sivas Belediye Başkanı idi. Bu provokasyonu organize edenler bile suçu ona atamadılar. Hakkında bir dava dahi açılamadı. Hadi hak ve hukuku geçtik, insaf, izan ve ahlaktan yoksun böyle bir ifadeyi nasıl yazabildiniz?”

***

Şunu söylemek istiyorum; Burhan Hocam, bu türden yaklaşımlarınız devam ettiği sürece, hayalinizi kurduğunuz o kırmızı plakalı araçlara binmeniz biraz zor gibi gözüküyor. Benden söylemesi…

KARTEPE ZİRVESİ

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’ye uluslararası yeni bir zirve kazandırıyor. Türkiye ve dünyayı yakından ilgilendiren sosyal ve siyasal konuları ele alacak zirve her yıl Eylül-Ekim aylarında Kartepe’de gerçekleşecek.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek Kartepe Zirvesi bu yıl “Uluslararası 15 Temmuz ve Darbeler – Küresel Etkiler, Medya ve Demokrasi – Sempozyumu” ile start alacak.

26-28 Ekim tarihlerinde ilki gerçekleşecek olan zirveye, Türkiye ve dünyadan çok sayıda bilim insanı, entelektüel, siyasetçi ve medya mensubu katılacak.

Projenin öncüsü olan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu konu hakkında şunları ifade etti; “Türkiye ve insanlık olarak çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Yeniden kurulmakta olan dünyanın, iyi ve doğru kurulması için üzerimize düşeni yapmak en önemli vazifemiz. Kartepe Zirvesi’ni iyi, doğru ve güzel bir gelecek için hayata geçiriyoruz. Hayra niyet ettik. Hayırlı olacak inşallah.”

Bakalım neler yaşanacak Kartepe Zirvesi’nde?

ZİNAYA, ŞEHVETE, SAPIKLIĞA SÜRÜKLENEN KÖRPE DİMAĞLAR…

* Sosyal medyada kimileri genelden, kimileri de özel(!)den, -nasıl özel oluyorsa artık- imkânı sunanların özelin de en özeline vakıf oldukları ancak bize yutturdukları “özelden yazma” yöntemiyle birbirlerine yüz yüze açamadıkları sırlarını, duygu ve düşüncelerini açabiliyor; nefislerini tatmin etme yolunu arıyorlar.

* Evde eşlerini memnun edemeyenler, internetten eşler ediniyor, aşklar yaşıyor, günah üzerine günah biriktiriyorlar. Ya da evde helâlinden beklediği davranışları helal yoldan bulamayanlar, bu ortamlarda kendini tatmin etme yoluna gidiyor, haram duygulara dalıyorlar. Böylece aileler yıkılıyor, yuvalar çatırdıyor, boşanmalar, kavgalar, kıyımlar sürüp gidiyor.

* Bilgi vermekten ziyade, kafaları karıştırmak isteyen, mesnetsiz, köksüz, şâibeli, muğlak, kimliği belirsiz… “Bilgilenmek” amacının ötesinde tutarsız bilgilerin servis edildiği denetimsiz ortamlar… Küfürlerin bininin bir para etmediği ve ambalajı açılmamış küfürlerin savrulduğu bir dünya…

* Sosyal medya aracılığıyla kurulan arkadaşlıklar yüzünden, sosyal hayatta kurulan aile yuvalarının bozulması, yıkılması, zinaya, şehvete, sapıklığa sürüklenen körpe dimağlar…

* Akıllı cihazları kullananlar da akıl sahipleri ya; aklımızı kullanmak yerine başkalarının akıllarının ürünü olan “akıllı cihazları/telefonları” hayatımızın vazgeçilmezleri yaptık.

* Artık internet ve sosyal hesaplar üzerinden dönen bu sanal dünyanın, gidişatına dur demeliyiz. “Sanal dünya” ile “gerçek dünya”yı dengede tutmanın bir yolunu bulduğumuz gün, tekrar mahalle, sokak, yüz yüze iletişim kavramlarının kıymetini anlarız ve o zaman hayat çok daha samimi ve anlamlı olabilir. Rabbimizin; “Fe eyne tezhebûn! Nereye gidiyorsunuz?” ihtarına kulak verip “Akletmeyecek misiniz? Düşünmez misiniz?” sualleri üzerinde derin tefekkür ettiğimiz gün, Rabbimizin rızası istikametinde bir yol çizmiş olabileceğiz. Allah (C.C.) bütün hâllerimizi hayra çevirsin ve bizi rızasına eriştirsin. (ŞEREF İŞLEYEN-DOĞU GAZETESİ)