Van‘da 7.2 büyüklüğünde meydana gelerek can kaybına neden olan deprem, bir kez daha Türkiye‘nin gündemine oturdu. SDÜ Deprem ve Jeoteknik Araştırma Merkezi Müdürü Yrd.Doç. Dr. Osman Uyanık, Isparta ve Burdur yöresinin de deprem tehdidi altında olduğunun unutulmaması gerektiğini bir kez daha hatırlattı. SDÜ İstasyonu‘nun, Van depremini 7.2 büyüklüğünde ölçtüğünü belirten Uyanık, şöyle konuştu: "Kandilli Rasathanesi‘nin ölçtüğü değeri biz de ölçtük. Yanlış değer verilmesi ya da değerler arasında çelişki olması şeklinde bir durum söz konusu değil. Lokal büyüklük 6.6 olarak ölçülmüştür. Yaklaşık 100 civarında istasyondan gelen değerler var. Uzak istasyonlardan gelen değerler de belirleyicidir. Örneğin Isparta‘nın ölçüm değeri kullanıldığından uzak bir istasyondan bahsetmiş oluruz. Bu yüzden 7.6, 7.3 gibi değerlere de yer verildi. Ama depremin büyüklüğü 7.2‘dir."
Çok sayıda ev zarar görür
Van‘da meydana gelen benzer bir depremin Burdur ve Isparta‘da da meydana gelebileceğini kaydeden Yrd.Doç. Dr. Uyanık, Burdur fay hattının 7 büyüklüğünde bir deprem üretebileceğini öne sürdü. 1914 yılında 6.9 büyüklüğünde meydana gelen depremin Burdur ve Isparta‘da büyük hasara yol açtığını anımsatan Uyanık, sağlıksız binaların ayıklanması gerektiğini vurguladı. "Isparta bir çanak içinde ve bu çanağın jeolojik yapısını dikkate alırsak böyle bir depremde çok fazla evin hasar görebileceğini söylemek mümkün" diyen Uyanık, o nedenle bir an önce tedbir alınması ve bir şeyler yapılması gerektiğini söyledi.
Uyanık, nasıl ki bir tezgahta sağlam ve çürük elmaları ayırabiliyorsak, inşaat mühendisleri ve işin uzmanlarının sağlıksız binaları sağlıklı binalardan ayırmak zorunda olduğunu anlatan Uyanık, şunları söyledi: "Sağlıksız binaların da yerine yenileri yapılmalı. Isparta‘da 35-40 yaşını geçmiş binalar var bunlar büyük bir depremde yıkılacak. Bunu bilmek için müneccim olmanıza gerek yok. Geçen yıllarda SDÜ olarak 24 binayı inceledik ve 6‘sı göçer nitelikte çıktı. Mimar Sinan Caddesi üzerinde bulunan bazı iş hanları göçer nitelikte çıktı. Böyle bir gerçekle yaşıyoruz ama hiçbir şey yapmıyoruz. Düşünün o binalarda yaşayan insanlar var ve hayatları tehlike altında. Bunu da kabulleniyoruz ve bundan hepimiz sorumluyuz. Tabi bu söylediklerim Burdur için de geçerli. Aynı acıyı ortak yaşayacağız."



