Galatasaray, Manisa ya hem Chedjou, hem Melo gibi savunma
sigortalarından yoksun gelmişti. Ev sahibi ise Roberto Carlos un yazlık oyun
felsefesini burada sertleştirmesi ile toparlanmış ve tehlikeli bölgeden
uzaklaşmıştı.
Sahaya böyle gelindi. Ev sahibi, maçın başlarında topa
iyi sahip olan, topu rakip kaleye akıllıca taşıyan taraftı. Hatta bunlardan
birinde Muslera nın burnu dibine kadar gelindi ama deneyimli kaleci geçilemedi.
Orta alandaki yabancılarla Galatasaray ın en fazla ceza alanı dışına kadar
gelmesine izin veren Lualua nın çakma uç adamı oluşundan dolayı sıkıntı çekti.
Oysa Roberto Carlos Vaz De oyuna girdikten sonra ne oldu ona bir bakarsa takımı
ilerdeki maçlarda daha iyi sonuçlar alır derim.
Galatasaray Selçuk ve Emre nin sırtına binmiş, Burak ın
kaptırdığı toplarla kontra yiyen bir takım idi. Yasin sadece çırpınıyor, Bruma
da ondan öteye geçemezken, Sneijder de Zokora nın sertliği ile yılmaya yüz
tutmuştu. Telles herkese yenik düşüyor, Sabri ise bu defa dengeli çıkmaya
gayret ediyordu. İşte tam bu sırada yine Sneijder çıktı sahneye... Aldı verdi,
içeri döndü ve solu ters köşeye patlattı. Oğuz uçtu ve ancak çelebildi. İşte o
sırada orada biten ve adeti olan ofsaydı kıl payı kurtaran Burak dönen topu
içeri attı. Soğuk duş oldu bu gol Akhisar için... Ekranlardan Oğuz un ne biçim
gol yediği tartışıldı. Bunu da buraya ilave edeyim. Ama aynı Oğuz un Fenerbahçe
tarihini ilk yazan (1957) rahmetli Rüştü Dağlaroğlu nun hasta Fenerbahçeli
torunu olduğunu biliyor muydu acaba bu gafiller Neyse, Akhisar toparlandı
derken, bu defa Emre topu Burak ın kafasına nişanladı, o da stoperden başka her
şeye benzeyen Orhan ın üzerinden kafayla tavana astı. Zaten bu Orhan çıktı,
yerine İsmail girince ev sahibinin savunması da toparlandı.
Sonra mı Galatasaray topla gezindi, yan pasla dinlendi
ve zaman zaman Burak ı kaçırmaya çalıştı ama Burak ın öyle pek rakip savunmanın
içine zıpkın gibi girmeye ne gücü vardı, ne de izin verildi. Hatta bir boş
topta topu Oğuz un kucağına nişanladı. Hamza nın Olcan la Telles in önünü takviye edişi iyi bir teknik adamlık
planı oldu. Burak la Umut un değişimi ise sadece İsmail ve siyahi stoperin
çıkışlarına engel olma stratejisini taşıyordu sanırım.
Carlos ise Vaz De ve Mehmet Akyüz silahlarını oyuna
atarak ligin zirvesindeki tabloya az kalsın fırça atacaktı. Ancak Vaz De nin
iki güzel vuruşu dışarı giderken de, Mehmet in vuruşunun aynı akıbete uğrayışı
bu girişimi sonuçsuz bıraktı. Yani, Akhisar sahaya acaba son maçlardaki
Lualua nın son adam gibi kullanılış inadından vazgeçip bu iki isimle çıksaydı,
Hakan la Semih in çok yerindeki hamleleri de sonuçsuz kalır mıydı Soruya
Carlos cevap bulacak.
Sonuç mu Galatasaray, yarıştaki rakiplerinden bu defa
kopmadı, geri kalmadı ve uygun adım ilerledi. Ne dersiniz; kala kala bir
Beşiktaş maçı mı kaldı Bir de çok formda olan ve topu tutan, adam geçen, pas
veren genç Emre bu defa da Melo tarafından kızağa atılır mı, bunu da merak
ediyorum.
Yarın bu maçla ilgili, maç sonrası yapılan spor ahlakına
hiç uygun olmayan programlardan söz edeceğim. Tabii ki izleyebildiğim kadarı
ile...