BUNU ÇİĞNEYENİ BİZ DE TANKLA ÇİĞNERİZ!

Abone Ol

Bundan tam 41 yıl önce Orgeneral Faruk Gürler’i cumhurbaşkanı seçtirebilmek için Meclis ablukaya alınmıştı.

Gazeteci-yazar İdris Gürsoy’a konuşan Adalet Partisi’nin (AP) eski Gümüşhane milletvekillerinden Ekrem Saatçi o günleri şöyle özetliyordu: “Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler’in aday olduğu Cumhurbaşkanlığı seçiminde Adalet Partisi Meclis Grubu olarak kendisine oy vermemeye kararlıydık. Hatta birçok arkadaşım gibi evden çıkarken helallik bile aldım karımdan.”

12 Mart 1971 Muhtırasından sonra AP hükümeti istifa etmiş, Nihat Erim ara rejim hükümeti kurulmuştu. 1973’te sıra Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gelmişti. Cevdet Sunay’dan sonra bir başka genelkurmay başkanı Köşk için hazırlık yapıyordu. Ancak bu sefer Meclis’te grubu bulunan partiler Orgeneral Faruk Gürler’e sıcak bakmıyordu. CHP ve AP emekli Oramiral Fahri Korutürk adında anlaştı.

Peki, Gürler’in seçilmesi için ne tür baskılar yapılmıştı Gümüşhane Milletvekili Ekrem Saatçi, AP içinde “12 Mart Muhtırası’na karşı dik duralım” diye görüş belirten milletvekillerindendi.

***

Cevdet Sunay’ın yerine Faruk Gürler’in cumhurbaşkanı adayı olmasına da karşıydılar. Muhtıra ile Süleyman Demirel hükümetini deviren asker bu defa bütün ağırlığını Gürler’den yana koymuştu. AP’nin son dakika adayı asker kökenli Tekin Arıburun ve Demokratik Parti (DP) adayı Ferruh Bozbeyli oldu. Oylar bölününce hiçbir aday seçilemedi. O kritik günlerin tanığı Ekrem Saatçi, Çankaya’daki evinde Meclis’te yaşananları şöyle anlatıyor:

“1973’teki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyaset üzerindeki vesayet devam ediyordu. Askerler Cevdet Sunay’ın yerine yine Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler’i cumhurbaşkanı yapmak istiyordu. Gürler, istifa etmiş ve kontenjan senatörü olarak Meclis’e girmişti. Adaylığının önünde bir engel yoktu artık. 27 Mayıs’tan sonra asker cumhurbaşkanlığını kendisine bir hak olarak görüyordu. Cemal Gürsel ve Cevdet Sunay’dan sonra sıra Gürler’e gelmişti. Ancak bu sefer partilerin direnci vardı. İkna edilmeleri gerekiyordu!

Genel başkanlar ve milletvekilleri baskı altına alındı. Gürler partileri ziyaret edip destek istedi. Kapalı-açık kapılar arkasında subaylar devredeydi. Genelkurmay Başkanı Semih Sancar, Kara Kuvvetleri Komutanı Eşref Akıncı, Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur, Genelkurmay İkinci Başkanı Turgut Sunalp liderlerle görüşmeleri yürüttü.

13 Mart günü üç aday için yarış başladı. 14 Mart 1973 liderler toplantısına CHP lideri Bülent Ecevit ve DP Genel Başkanı Ferruh Bozbeyli katıldı. Demirel’le de görüştüler. 28 Mart’ta Gürler, Meclis’te grubu bulunan partileri ayrı ayrı ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Sunay devreye girdi. Ancak direnç kırılamadı. AP lideri Süleyman Demirel, CHP lideri Bülent Ecevit ve DP lideri Ferruh Bozbeyli, Gürler’in seçimine taraf olmadıklarını açıkladı.

Faruk Gürler, Tekin Arıburun ve Ferruh Bozbeyli için sandıklar kuruldu. CHP seçimlere katılmama kararı almıştı ancak bazı CHP’liler oy kullandı. DP, bütün milletvekilleri ile kendi adayları Ferruh Bozbeyli’nin arkasındaydı. Faruk Gürler tam bir hayal kırıklığı yaşıyordu. Gerekli çoğunluğu alamadı.

Subaylar Meclis’i doldurmuş, oylama yapılacak, o sırada kulise çıktım. Arkamda bir subay, kulağıma eğildi; `Cumhurbaşkanlığı seçiminde ne yapacaksın ’ dedi. `Vallahi, icabına bakıyoruz’ dedim. O, `Biz, Gürler’in seçilmesi konusunda kararlıyız’ karşılığını verdi. Çok şaşırdım. `Siz kararlısınız da biz kararsız mıyız Asker olarak siz mi oy vereceksiniz yoksa biz mi vereceğiz ’ diye sordum. Subay, `Siz vereceksiniz tabii’ dedi. “Peki, siz nasıl böyle kararlı oluyorsunuz Eğer içimizde karar değiştirenler varsa onu bilmem; ama şunu bil ki hepimiz son derece kararlıyız, Gürler’in cumhurbaşkanı seçilmesine karşıyız’ diye diklendim. O da, `Nasıl olur yahu! Onun Türklüğünden şüphe mi duyuyorsunuz ’ diye sordu. Ben, `Olur mu hiç, koskoca Genelkurmay Başkanı’nın Türklüğünden nasıl şüphe ederim! Ama biz görünüşte apoletlerini sökmüş ama üniformayı kafasından çıkarmamış, emrivakiyle cumhurbaşkanı olmaya çalışan birine oy vermeyiz’ cevabını verdim.

O arada etrafımızı generaller sardı, birisi kartını verdi `Ali Arman’ isminde Harekât Dairesi’nden, kartı hâlâ bende. Ne dediler biliyor musunuz: `Biz kalbimizi çıkardık, önünüze attık. Bunu çiğneyeni biz de tankla çiğneriz.’ Ben de: “Vallahi, biz de helalliğimizi alıp evden öyle çıktık, hazırız. Allah ne dilerse o olacak’ dedim.”

***

20 Mart’ta Gürler ve Arıburun adaylıktan çekildi. 21 Mart’ta tek başına Bozbeyli de gerekli oyu alamadı. Ecevit’in önerisi ile Anayasa Mahkemesi Başkanı Muhittin Taylan üzerinde mutabakat sağlandı; fakat bunu da Cumhurbaşkanı Sunay kabul etmedi.

2 Nisan’da Demirel’le Ecevit, emekli Oramiral Fahri Korutürk üzerinde uzlaştı. 6 Nisan 1973’te 635 milletvekilinden 557’si oylamaya katıldı. Korutürk 15’inci turda 365 oyla 6. Cumhurbaşkanı seçildi.

***

Daha ne “Çankaya Savaşları” hikâyeleri var… Beni izlemeye devam edin, lütfen…

 

 

ŞU SIRALARDA EN ÇOK UĞRADIĞIM MEKÂNLAR…

* Berberler: “Berberden al haberi” derler ya hani… Biraz da onun için. Yakası açılmadık dedikodular, hiçbir yerde bulamayacağınız espriler, gün yüzüne çıkmamış haberler hep onlarda. Zira her gün her saat farklı mesleklere mensup farklı kişilerle muhatap oluyorlar. Saç telleri yere düşerken müşteriler farkında olarak ya da olmayarak gizli ve gizemli kulisleri de ortalığa bırakıverirler. Bu yüzden severim berberleri ve bu aralar saçlarım uzamasa bile, “Şöyle bir toplasak…” diyerek otururum koltuğa…

* Ticari taksiler: “Gazetecinin aptalı haber alan değil haber verendir” genel prensibini “duayen” gazeteci ağabeylerimden duydum duyalı kolay kolay kimseye haber vermem. Zaten gazetecinin görevi, aldığı haberi bir başkasına yansıtmak değil okurlarına en güzel ve hızlı bir biçimde vermek değil midir Neyse… Bu ilkeyi kulağıma küpe yaptım yapalı bindiğim ticari taksilerde haber vermek, yorum yapmak yerine çoğunlukla dinlerim. Bu aralar, ticari taksilere daha fazla biner oldum. Sebebini anlamışsınızdır; yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde neler yaşanacak Kim/kimler aday olacak Ne yorumlar yapılıyor bir bilseniz…

Tavsiye ederim…

 

 

NE HALLERE DÜŞTÜK!

S.a. Adnan Bey,

Muğla, Fethiye’den yazıyorum. Fethiye’de avukatlık yapıyorum. Başımdan geçen bir hadiseyi anlatmak istiyorum.

Geçen gün büromda, odamda çalışırken bekleyen müvekkiller kendi aralarında konuşuyor. Davaları sonuçlanmış, dosya temyiz aşamasında Yargıtay’da. Ve diyorlar ki karşı taraf için; “Bunların cemaatle bağlantısı var! Acaba Yargıtay’da bir şeyler yaparlar mı Bunların tanıdıkları da vardır şimdi orda!”

Görüldüğü üzere basit davalarda bile insanlar artık paralel devlet korkusu ve en önemlisi mahkeme kararlarına şüphe ile bakmaya başladı. Veya ileri aşaması mahkeme kararlarına güvenmeme duyguları oluştu, oluşuyor. “Bunlar paralelci, kesin benim davamda bir şeyler oldu…” düşüncesi.

Aslında bu endişe verici ve ağlanacak halimize bizler ne yazık ki gülüp geçiyoruz.

Selametle...       (AVUKAT FURKAN UYSAL)

NOT: Bugün 4 Haziran 2014, Çarşamba… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla, hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli “nasıl geçineceğim ” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Otur, sıfır!