Buna şikeli maç ya da danışıklı dövüş derler

Abone Ol

AKP nin Kıbrıs politikasını anlatmaya çalışıyorum.

Uygulanan tam anlamıyla bir danışıklı dövüş ya da şikeli maç metodudur.

Çünkü AKP nin esas maksadı, milim milim, santim santim tavziler vererek Kıbrıs ı tamamen Rumlar a teslim etmektir.

Bu hedefe erişmek için, önce Rauf Denktaş ı devreden çıkardılar. İlâveten Kıbrıs politikasında uzmanlaşmış olan Denktaş ın Erol Manisalı ve MümtazSoysal gibi danışmanlarını uzaklaştırdılar.

Böylece, AB politikacıları ve Yunanlılarla yapacakları şikeli maçların mizanseni hazırlanmış oldu.

Bu danışıklı dövüşe ne lüzum var diyeceksiniz Şunun için lüzum var. Zira milletimize sezdirmeden, bu şikeli maç sonucunda yenilgiye uğratılmamız gerekiyordu. Ama kabahat AKPhükümetinde ya da Dışişleri Bakanı veya Başbakan da olmayacaktı. Ne yapalım, hakem karşı tarafı tuttu, ne yapalım Mehmed Talat gölü atamadı ya da attığımız golü, ofsayt sayarak iptal ettiler şeklinde bahanelere müsait bir zeminde bu gizli politikayı yürütmek icab ediyordu.

Uzun söze ne hacet. Şu Lokmacı geçidinin kaldırılmasındaki tutum ve davranışları, yaptıkları işlerin şikeli futbol maçı gibi olduğunu gösteriyor. Lokmacı geçidi nasıl kaldırımış Bu işi Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı yaptı denilerek fatura ona çıkarılıyor.

Başbakan ne diyor, tabii ki Kuzey Kıbrıs, bağımsız bir devlettir. O devletin Cumhurbaşkanı taktirini böyle kullanmış, Rumlar a bu tavizi vermiş, bizim bu işte bir sorumluluğumuz yoktur diyor.

Ama bu şikeli maçta, Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı na Mehmet Talat beyi kendilerinin getirmiş olduğunu gözden kaçırmaya çalışıyor.

Tıpki bunun gibi, AKP iktidarı, Gümrük Birliği ne Güney Kıbrıs ı da dahil etmeye karar veriyor, sonra efendim biz bir itirazî belge düzenledik. Bu belge bizim Güney Kıbrıs ı üye olarak tanımamız anlamına gelmez diyerek, işi kasten tartışmalı hale sokuyorlar. Bu tartışmalı hal karşısında, AB nin kurt politikacıları kalkıp, Türkiye nin itirazî kaydını geçersiz sayarak Güney Kıbrıs ı Ada nın tümünü temsilen AB ye üye olduğunu ilan ediyorlar. Bu bahane ile AKP iktidarı güya sorumluluktan kurtulmuş oluyor.

Bilindiği gibi AKPiktidarı, çözümsüzlük çözüm değildir, sloganından hareket ederek işe başladı. Yani olitikasını millî menfaatlerimizi ve Kuzey Kıbrıs ın geleceği ve stratejik önemi gibi değişmez gerçeklere dayandırmak istedi. AKP, bu yanlış sloganla işe başladığı için her girişimde biz Rum ve Yunanlılardan daha önce davranacağız diyerek, nikah akdi imzalanmadan önce bütün problemlerini çözen bir acemi aşığın durumuna düştü.

Bu davranışlar en hafif tabiriyle densizliktir Türkiye nin itibar ve vekârına indirilmiş olan haketmediği bir darbedir. Milletimizi gülünç ve mahcup durumlara düşürmüş olan bir davranıştır.

Gerekmediği halde, önceden taviz vermek, aşırı telimiyetçilik, sırıtan ve hilesi ortaya çıkan, aşırı takiyyecilik, beslenilenin tam aksine, ters tepki yapar.

Terk tepki yapmadı da ne oldu Niçin bunca yüzsuyu dökülmesine rağmen Avrupa Birliği, müzakereleri askıya aldı

Niçin olacak, o kadar zamansız ve bol keseden tavizler verilmek istendi ki, karşı taraf bu fırsattır diyerek çok daha büyük tavizler koparmak hevesine kapıldı.

Taviz vermede o kadar ileri gidildi ki, daha Avrupa Birliği Anayasası kabul edilmeden, bizimkiler gittiler, bir papanın heykelinin gölgesinde Avrupa Birliği Anayasası na imza atmak gibi büyük bir tarihi hataya imza atmış oldular.

Bunun anlamı, hem Türkiye C. Anayasası nı hükümsüz saymak ve hem de Türkiye yi Birleşik Avrupa Devletleri nin bir eyaleti haline getirmek demek oluyordu.

Bütün bu davranışlar, tarih ve millet huzurunda AKP nin aklanmasına engel olacak önemli ayıp ve kusurlardır. Seçimler yakındır. Sorumlular seçmen huzurunda hesap vermelidir.