Gülünmüş bir mevsim arıyoruz haritada. Sevinçle gülünmüş bir mevsim. Belki şöyle kısa bir kahkaha. Bir çocuğun elindeki simit gibi mesela. Bir günün hatırı diğer güne de geçsin gibi. Masmavi göğün güneşli resimleri. Kavisli bir sessizliğin derin çizgileri. Çocukluk düşlerinin kesintisiz denizleri. Yavaşça yağan bir yağmurun ışıltılı ipiltileri. Arıyoruz hangi mevsim geçiyorsa haritada. Kış olabilir ilkbahar da.
Bölünmüş gerçekler, parça parça harita. Aklın haritasıyla kalbin haritası nasıl da çok uzaklarda. Biri çok doğuda diğeri fazla batıda. Kuzeyle güney birleşti birleşecek zulmün iki yakasında. İki yakası birleşmiyor insanlığın güzelliğin tahtında. Tahttan inmiyor karmaşa. Tahttan inmiyor faiz kul hakkı adam kayırmaca. İnmiyor kibir yalan dolan arsızlık ablak ablukada. İnmiyor dokuz başlı dolap adımlarında. Adımlarında çocukların gözyaşları adımlarında milyonlarca kul hakkı. Aynı cebe giriyor para iman yalan dolan dolar altın apartman villa. Aynı cebe giriyor adam asmaca. Aynı cebe giriyor gülücükler tamam efendimler hay hay çok haklısınız harika harika. Çok harika güya.
Gülünmüş bir mevsim arıyoruz, sanki çok yakınımızda. Çok yakınımızda para sayıyor oysa sakalları imanın. İmanın sakalları dolara uzatılıyor, uzatılıyor son model arabalara. Sakalları imanın uzatılıyor yüksek kiralara. Yüksek fiyatlı dairelere oturuyor sakalları imanın. Kolayca nasıl da cennete gideceğini garantiliyor iki şakşakla. Takla atıyor havarileri etrafında. Etrafında pervane oluyor aklı kotalı eyyamcıları. Maskeli balo gülücüklü selamları. Sabahları çok fazla hayırlı, akşamları tarantula pıtrakları. Dağları yuttu yutacak adımları. Kahkahaları tırmalıyor kulakları. Kulakları her zaman hazır pisliğe. Pisliğe hazır ulakları. İmanı faiz ağlıyor para destelerinin üstüne. Temelden bozuk tartıları. Yok maalesef ne hakları ne de hukukları.
Huyları hayvansı bir harita. İnsan olanın istemediği bir harita. Kan kusturuyor etrafına. Kan damlıyor haritadan. Gözyaşı damlıyor dağlara taşlara iman tahtasına. Yangına petrolle gidiyor. Cinayet istasyonunda. Kimse görmüyor sanıyor zulmü sesinin tonunda. Kimse görmüyor sanıyor gerçekleri perdenin altında. Örtülen gerçekler çamurla çakılla tozpembe bulutlarla. Örtülen gerçekler sisli bulvarlarda. Meydanlarda örtülen gerçekler yalanla dolanla dolarla türlü dolaplarla. Gömülüyor insanlık bankalara ucuz nutuklara kirli numaralara. Gömülüyor taksit taksit para mezarlarına. Gömülüyor çocuklar gelecek büyük karanlığa. Diri diri gömülüyor karanlık sulara. Gülmeyi unutmuş çocuklar, çocuklar gömülüyor haritanın kıyılarına. Gelecek adına. Gelecekten dileniyor insanlar. Gelecekten gelmiyor insanlar. Gelmiyor insanlık.
Gülünmüş bir mevsim arıyoruz, geçmişten olabilir bu. Oysa insanlığın üzerine abandırılan gelecek korkusu. Gelecek nerede. Nerede gelecek. Geçmişle gelecek aynı haritada. Aynı haritada hokkabazlar düzenbazlar konferansçılar kuklacılar görmezden gelenler görüp de geçenler aynı haritada. Aynı haritada körkütük körler üstüpüler üzengi çırakları. Aynı süpürge aynı pulda. Aynı tellak aynı akılda. Aynı akıldan besleniyor aynı arpa yavruları. Arpalıklarda böğürüyor tosbağaları. Koyunları düdükle besliyor düdüklerin aklı. Düdük gibi ötüyor her zaman. Her zaman boynu tasmalı. Dışardan görünüşü allı pullu çok fazla akıllı. Oysa içerden hemen belli oluyor ahmaklığı. Kul hakkı yediği ahmaklığı. Gerçekleri kimsenin bilmediğini sandığı ahmaklığı.
Sevinçle gülünmüş bir mevsim arıyoruz haritada. Bu zamana kadar bulamasak da. Umudumuz gittikçe azalsa da. Yolumuza taşlar dikenler atılsa da. Anlaması gerekenler bizi anlamasa da. Belki bulanlar olur da. Belki olanlar bulur da. İşte adresi veriyorum not alsın zulme karşı olanlar, not alsın insanlık adına.
Gülünmüş bir mevsim arıyoruz İstanbul’da Türkiye’de Ortadoğu’da!