Bülent Ecevit ve o Fotoğraf

Abone Ol

Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’in geçtiğimiz hafta sonu 2001 ekonomik kriziyle ilgili yaptığı açıklama bana o günleri bir kere daha hatırlama imkânı verdi. Sezer, malum MGK’da yaşananların arkasında herkesin zannettiğinin aksine Ecevit’in Fazilet Partisi’nin kapatılmasına karşı verdiği mücadele olduğunu söyledi. Ecevit’in özellikle Anayasa Mahkemesi eski başkanı olduğu için mahkeme üyelerine kendisinden FP’nin kapatılmaması yönünde telkinde bulunmasını talep ettiğini ifade etti. Bu yüzden gerginlik oluşmuş ve MGK’daki malum kitapçık fırlatma olayı yaşanmıştı.. Şimdi bu açıklamayla birlikte o yıllarda yaşananları bir kere daha değerlendirme gereği doğdu. Demek oluyor ki, Ecevit her şeye rağmen eski koalisyon ortağına yapılan haksızlığa karşı erdemli bir duruş göstermiş ve bunun için cumhurbaşkanıyla bile mücadele etmiş. Belki de o süreçte mecliste Merve Kavakçı ’ya gösterdiği haksız tepkinin FP’yi kapatmak isteyen odakların ekmeğine yağ sürdüğünü görmüş ve bu hatasını gidermek istemiştir.

Peki, rahmetli Ecevit sadece Fazilet’in kapatılmaması hususunda mı saygın bir duruş göstermişti? Hayır! Bir de Irak ’ın işgal sürecindeki yaklaşımı var ki, o duruşu da zaten siyasi hayatının sonu oldu. Biliyorsunuz bu aralar Ecevit’in ABD ziyaretleri ve başkanlarla verdiği fotoğraflar yine çokça konuşulur oldu. Tartışmaya konu olan malum fotoğraflardan birisi de ABD eski başkanı George W. Bush’un dirseğini dizine dayayıp dikte eder tarzda verdiği pozdur.

Aslında o ziyaret bölgemiz açısından çok önemliydi. Çünkü ABD 11 Eylül saldırılarından sorumlu tuttuğu başta Afganistan ve Irak’ı cezalandırmak, hatta işgal etmek istiyordu. Bunun için de özellikle Irak konusunda Türkiye ’den gelecek desteği çantada keklik görüyordu. Ancak rahmetli Ecevit o fotoğraftaki algının aksine Irak’ın işgaline onay vermiyordu. Dik bir duruş sergiliyordu. Tabi ortalık karıştı. İki yıl önce, 1999’da Abdullah Öcalan’ı Kenya’da teslim ederek, Ecevit’e desteğini ortaya koyan ABD aslında Ecevit’ten bu direnci beklemiyordu. İşte o saatten sonra Ecevit’in başına gelmeyen kalmadı. Kasım 2001’de Financial Times gazetesinde sanayileşmiş ülke yetkilileri tarafından yapıldığı iddia edilen bir açıklamanın haberi vardı. O haberde ekonomik açıdan zor günler yaşayan Türkiye’ye esaslı(!) bir telkin vardı. “Yardım yaparız ama Ecevit’i değiştirin” deniliyordu. Yani Irak’ın işgaline engel olan Ecevit için artık düğmeye basılmıştı. Sonrasında yaşananları biliyorsunuz zaten. Hastanede olanları, yanlış tedavileri, doktor kontrolünde hafıza kaybına uğrayan Ecevit’in eşi tarafından alelacele eve getirilmesini ve ardından kısmen sağlığına kavuşması sürecini. Bunların hepsi Türkiye’de iktidar değişikliğine giden yolu açan girişimlerdi.

Sonuç olarak hedefine ulaşamasa da bir partinin kapatılmasının toplumda açacağı yaraları görüp, Fazilet Partisi’nin kapatılmaması için mücadele eden, Irak’ın işgal sürecine onay vermeyen rahmetli Ecevit’e en azından bu konularda bile hakkını teslim etmek vicdan sahibi her insanın üzerine düşen insani bir sorumluluktur.