Bugün de vicdanlarını rahatlattılar çok şükür

Abone Ol

Bu yazıyı 25 Kasım günü kaleme alıyorum.

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ymüş bugün.

Son birkaç senedir ülkemizde de anılmaya başlanan bugün sizlerin de dikkatini çekmiştir elbet. 8 Mart değil miydi hani Kadınlar Günü diye soruyor olabilirsiniz. Ülkemizde son yıllarda 25 Kasım’da kutlanan bugün Kadına Şiddetle Mücadele Günü. 8 Mart’ta kutladıkları Dünya Kadınlar Günü! Son birkaç senedir gündemimize girse de öyle birkaç senelik mazisi yok. 1999 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararı ile kadına şiddete karşı farkındalık oluşturmak için ilan edilmiş.

Beş gün önce yani 20 Kasım günü de “Dünya Çocuk Günü” idi.

Bir ay kadar önce de bir gün kutlamıştık. Hani bir hafta öncesinde gencecik bir kızımızın cansız bedeni surlardan aşağıya atılmıştı… Narin’e kıyanlar cezasını almamış, Tekirdağ’da bir bebeğe adını anamadığımız şeyler yapılmıştı… Filistin’de çocukların üzerine bombalar yağmaya devam ediyordu. Ama biz hiçbir şey olmamış gibi bir şeyin gününü kutlamıştık hatırlıyor musunuz? Bir hafta öncesinde birlikte ağlarken o gün kendi çocuklarımızın fotoğraflarını paylaşıp acılı anneleri kendi kederlerine bırakmıştık hani! Hatırlatayım efendim… 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü…

Farkındasınız değil mi ne kadar çok “dünya bilmem ne günü” var? 

Hepsi de küresel efendiler tarafından ilan edilen!

Ama gününü ilan ettikleri her özneyi kendi elleriyle istismar ettikleri!

Ne kadının ne çocuğun ne de erkeklerin huzurla yaşayamadığı, yaşatmadıkları şu dünyada ne çok özel günler var!

Bugün kadının ne kadar önemli olduğuyla ilgili birçok konuşma yapacaklar. Şiddeti neden önlemeleri gerektiğiyle ilgili pek çok konuşma… Dinleyenler alkışlayacak onları… Sonra herkes dağılacak. Görevlerini yerine getirmenin rahatlığıyla…

Onlar şiddetle mücadele etmeleri gerekliliğiyle ilgili konuşmalarını yaparken, dinleyiciler kadının ne kadar kıymetli olduğunu dinlerken ve her iki taraf da bu huzurla evlerine dağılırken tek değişmiş olan vicdanlarının ağırlığı olacak. Kadın hâlâ şiddet görmeye devam edecek ve bahsettikleri o değerin karşılığına hâlâ kavuşamamış olacak…

Bu kadar gürültünün gerçek öznesi gerçekten kadın olsaydı belki bir şeyler değişebilirdi.

Suç onların değil. Suç bizim onlardan bir şey beklememizde.

Ne bekliyorduk ki? Bugünleri icat edip önümüze koyan BM’nin patronları değil mi yeryüzündeki şiddetin kaynağı?

Katil İsrail’i besleyen onlar değil mi?

Filistin’de binlerce çocuk, kadın katledilirken İsrail’in tarafında saf tutanlar onlar değil mi?

Doğu Türkistan’da, Mısır’da, Arakan’da, Suriye’de yaşananlara sağır olan hatta bizzat sebep olan onlar değil miydi?

Ukrayna’daki çocuklara ağlarken bizim çocuklarımızın öldürülmesi gerektiğini kameralar karşısında hiç utanmadan ifade edebilen onlar değil miydi?

Kendi kadınlarını sömüren, meta haline getiren onlar değil miydi?

Kimden medet umduğumuzun farkında mıyız?

Ya da bu durumun ne zaman farkına varacağız acaba?

Bu, “dünya bilmem ne günlerinin” yapılması, gereken adımların önünü kapatmaktan başka bir işe yaramadığının ne zaman farkına varacağız?

Kadının da çocuğun da erkeğin de değerli olduğunu, korunması için bir güne ihtiyaç olmadığını…

Bugün Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ama yarın kadın da erkek de çocuk da şiddete maruz kalmaya devam edecek.

Çünkü bugün konuşan kimse inisiyatif alıp harekete geçmeyecek.

Suçlular sokaklarda gezmeye devam edecekler. Çünkü onları cezalandıracak bir ceza sistemi oluşturulmayacak.

Liderler ve partileri her seçimde olduğu gibi önümüzdeki ilk seçimde de ilk toplumsal olayda kadın politikalarını ağızlarına dolayacaklar ama koltuklarından emin oldukları ilk anda ağır bir sessizliğe bürünecekler.

Ekranlarda şiddet sahnelerine şahit olmaya devam edeceğiz. Ama bu sahneleri çekenler topluma nasıl kötü örnek olduklarını düşünmeden sahnelerde alkış aldıkları, “Kadın değerlidir” konuşmalarına devam edecekler!..

Ama bir şey yapmış olacak. Vicdanlarını rahatlatmış olacaklar…

Ezilen, sömürülen, şiddete maruz kalan biz olmaya devam edeceğiz… Kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla…

Uyanmadığımız sürece…