Son yirmi yıldır ülkemizde “biz ve ötekiler” üzerinden bir seçim politikası yürütülüyor. Zamana, mekâna ve şartlara göre yeri geliyor dost dediklerine düşman, düşman dediklerine dost diyorlar. Vatansever seçmenden, oy değil de sanki bir savaşa gidiyormuşçasına dost ve düşman arasında karar vermesi isteniyor.
Aynı ülkede yaşayan insanları fikirler ve tutumlar üzerinden ötekileştirmek aileler, komşular, dostlar arasında büyük uçurumlar açıyor. Yirmi yıldır uygulanan bu seçim tutumu yeri geldi anne babayı çocuğuyla birbirine düşürdü, yeri geldi eşleri birbirine düşürdü. Aile içinde farklı düşünceleri, farklı partilere mensubiyeti olduğu için insanlar birbirini teröristlikle suçlayabilecek seviyeye geldiler. Öyle ki cenaze ziyaretleri ve umre ziyaretleri gibi özel durumlarda bile insanlar karşı karşıya geldiler. Bizzat ikisini de deneyimledim.
2018 seçimlerinde Ramazan umresi yapmak nasip oldu. İnsanlar mübarek topraklarda ibadetle meşgul olup ülkemiz ve insanlık için dua etmek varken, otelin lobisinde televizyon izleyip yandaş medyanın yönlendirmelerinden etkilenerek birbirlerine düştüler.
2023 seçimlerinde ise yakın bir akrabamızı kaybettik. Beraber ağladığımız, aynı acıyı yaşadığımız insanlar, konu nasıl olduysa seçime geldiğinde sanki az önce birlikte ağlamıyormuşuz gibi bir anda beni terörist ilan edebildiler. Maalesef tüm bunlar yaşandı. Ve biliyorum ki, bu ülkede bunları yaşayan tek insan değilim.
İktidar partisinin, vatandaşı dost ve düşman olarak ikiye bölen bu yaklaşımı daha çok gençler ve yetişkinleri karşı karşıya getiriyor. Maddi olarak daha rahat imkânlar isteyen gençler, emeklilerin geçinemedikleri halde ısrarla iktidar partisini savunmalarından yıldılar. Malum oy veren kitlenin büyük çoğunluğu yaşlı ve emekli kesim olunca “sizin yüzünüzden bu kötü sistem değişmiyor” şeklinde bir sitem var.
İktidar olanlar da emeklilerin seçimlere olan etkisinin farkında olacaklar ki, bu yılı “emekli yılı” ilan ettiler. Fakat gelin görün ki emeklilerin cephesinde farklı bir rüzgâr esmeye başladı. Yıllardan beri verilip de tutulmayan sözlere karşılık her seferinde bu seçim hallediyoruz diye oyalanmaktan bıkan, üstüne üstlük açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm bırakılan emekliler, bu seçimde farklı bir oy verme davranışında bulunabilir. Bunları sadece bir temenni olarak yazmıyorum. Emekliler cephesinde büyük bir huzursuzluk var.
Yıllardan beri ne olursa olsun iktidarı savunan, hatta iktidarı eleştirdiği için evladını evden kovabilecek kadar ileriye giden, iktidarı desteklemeyenleri terörist olarak damgalayan akrabam bu hafta sonu yaptığımız ziyarette siyasi parti üyeliğini iptal etmek için bizden yardım istedi. Ve evet istifa etti. Sadece kendisi değil, kendi yaşıtlarının pek çoğunun kafasında soru işaretleri var. Anlaşılan o ki kuru kuruya sözler vermek, “emekli yılı” ilan etmek tabanda artık pek etki etmeyen aksiyonlar. Kemikleştiğini düşündüğümüz bu kitle, iktidara muhtaç olmadığını anladığı takdirde çok ciddi bir değişime imza atacak gözüküyor. Kısacası bu yıl hakikaten emekli yılı olabilir.