Bu ülkede demokrasi olmaz !..

Abone Ol

Demokrasinin bir ülkede yaşayabilmesi ve yerleşebilmesi için öncelikli olarak insanların demokrasiye inanması, içlerine sindirebilmesi gerekir.. Türkiye için bunu söylemek pek mümkün görülmüyor.. Türkiye de insanlar demokrasinin lafını  seviyor, yaşamayı değil.. Çünkü, yaşaması zaman zaman bazılarının aleyhine sonuçlar verebiliyor.. Söz gelimi, ben bazıları gibi düşünmediğim halde o bazılarının demokraside benim sesimi kısma ya da kesme hakları olamaz.. Demokratik anlayış böyle bir düşünceye izin vermez.

Bir bakıma demokrasi insanların aynı kalıba dökülmesini engeller ve bunun garantisidir.. Hasbelkader gücü ele geçirenlerin herkes benim gibi düşünecek ve davranacak deme imkanı bulamadıkları sistemin adıdır demokrasi. Ve yine bir parti kongresinde partinin gidişini eleştiren bir delegeye bir başka delege ya da parti yöneticisinin çıkıp, "Beğenmiyorsan çeker gidersin" diyemediği, bunun ayıp sayıldığı bir sistemin adıdır demokrasi. Demokrasi toplum bakımından bir sistemin adı ise şahıslar açısından da bir hayat tarzıdır. Böyle olunca demokrasinin yerleştiği bir ülkede artık insanlar sık sık demokrasiden söz etme ihtiyacı duymaz. Kurallar işler, insanlar da bu kurallara uyarlar. Hiç kimse farklı düşüncesinden dolayı birileri tarafından aşağılanmak gibi bir durumla karşılaşmayacağını bilir.

Yine demokrasinin yerleştiği ülkelerde birileri sürekli olarak hayali tehlikeler icad ederek her fırsatta bu hayali tehlikeyi oluşturanlara karşı sloganlar atmazlar.. Söz gelimi Ecevit in cenaze töreni sırasında "Türkiye laiktir, laik kalacaktır" şeklinde slogan atma ihtiyacı duymayacaktır.. Ya da  Türkiye dışında "Kahrolsun şeriat" şeklinde slogan atarak tabutun peşinde yürümek düşünülemez. Kaldı ki, bir yandan "Kahrolsun şeriat" diye slogan atanlar az evvel peşinde yürüdükleri cenazenin camide namazını kılmışlardır ve bu yaptıkları şeriatın bir sonucudur.. Az sonra mezarlıkta Kur an okunarak peşinde "Kahrolsun şeriat" diye slogan attıkları cenaze kabre konacaktır..

Kısacası, Türkiye nin ana sorunu demokrasi denen kavramın anlamı konusunda bir anlaşmazlık vardır. Bu anlaşmazlık ortadan kalkmadığı sürece bu ülkede sisteme ne ad verilirse verilsin gerçek anlamda demokrasi olmaz.. Olsa olsa "demokrasi gibi" olur

İşin garip tarafı bu ülkede demokrasinin tam anlamıyla yerleşmemesinin sebebi halk değil, demokrasiden en çok söz eden ve kendilerine aydın denen kesimdir. Halkı kendi haline bıraksalar ülkemizde demokrasi bugünkünden çok daha sağlam temellere oturmuş olacaktır. Çünkü, yüzyıllar boyu bu halk tüm farklılıklarını koruyarak bir arada yaşamış bunu temin etmiştir. Ne zaman ülkede birileri demokrasiyi yerleştirmek gibi bir iddia ile ortaya çıktılar, insanların birbirlerine tahammülü azalmaya başladı. Çünkü, birtakım sloganlarla insanlar arasındaki farklılıklar körüklendi ve gücü ele geçirenler topluma sadece kendi düşünce ve inançlarının hakim olmasını demokrasi olarak takdim etmeye başladılar. Bunun sonucu olarak demokrasi diye diye demokrasiden uzaklaşıldı. Oluşturulan tabular mutlak doğrular gibi takdim edilerek bu mutlak doğruların sorgulanması yasaklandı. Artık bu ülkede zaman içinde değişse de sürekli olarak tartışılması yasak kavramlar oluştu. Öyle bir noktaya gelindi ki uzun yıllar bu ülkede bazı kelimelerin kullanılması insanların sağcı ya da solcu olduğu anlamına gelirdi. Böyle olunca da sağcı solcuyu, solcu da sağcıyı düşman hatta ülke için hain olarak algılardı. Böyle bir ortamda demokrasiden söz etmek mümkün olabilir mi

Diyebiliriz ki ülkemizde demokrasi adına düşünmeye sınır getirildi.. Ya da ne şekilde düşünülmesi gerektiğinin tarifi yapıldı.. Toplum giderek düşünmez oldu.. Beyinler tembelleşti.. Artık, güdülmeye uygun hale getirildi.. Bu noktada toplumu yönlendirmede birtakım vasıtaları ele geçirmiş olanlar ön plana çıktı. İnsanımızda nasıl olsa birileri bizim adımıza düşyünüyor, kararı veriyor diyerek güdülmeyi gönüllü olarak kabul eder hale geldi. Halbuki demokrasinin özünü güdülmek değil, yönetime aktif olarak katılmak ve yönetenleri yönlendirmek oluştururken, bizde tam tersi yaşanıyor. Gücü elinde bulunduranlar da "Beğenmiyorsan çeker gidersin" gibi mantıksızlık sergiliyorlar.. Sanki, kovdukları parti, dernek ya da ülke babalarından intikal emiş tapulu malları.. Bu ülkede zaman zaman  kimileri Moskova ya, kimileri İran a kimileri de ABD ye kovulmak istendi, hatta kovuldu.. Böyle bir yaklaşımın hakim olduğu ülkede demokrasi nasıl yerleşecek söyler misiniz