Emir Kalkan, hep göz önünde olan meselelerden ziyade görünmeyenlere, gözden kaçanlara işaret etme gayretinde. Bazı hikâyelerinde kaygı, mesaj ön plana çıkmaz ve ustaca imajların arkasına gizlenmişken, birkaçında mesajın ön plana çıktığını görüyoruz.Emir Kalkan‘ı Türk okuyucusu, 2002 Yılında Türkiye Yazarlar Birliği ödülünü kazandığı Kanatsız Kuşlar Şehri isimli eseriyle tanıdı. Usta gözlem yeteneğiyle kendi gözündeki Kayseri şehrini anlatmıştı Kalkan. Eserlerinde genellikle memleketi Kayseri‘nin penceresinden dünyaya bakan yazar, son eseri ‘Bu Taraf Anadolu‘da perspektifini genişletmeyi seçmiş. On dokuz hikâyeden oluşan Bu Taraf Anadolu‘da müellifin tarihle hâli iç içe bir örgü gibi eline aldığını, dünden bugüne Anadolu halkının meselelerine değindiğini görüyoruz. Yazarın hikâyelerini farklı kılan ise güçlü gözlem yeteneğinin yanı sıra Türkçe‘nin deyişlerini, atasözleri bolca ve ustaca kullanışıdır. Her hikâyesinde Anadolu‘nun farklı bir bölgesine gözlüğünü çeviren yazar, karakterlere gerçeklik kazandıran ağızları kullanırken bölgenin kendine has deyişlerini de serpiyor satırlar arasına. Yer yer biraz ağır kaçan jargonlar ve argo kelimeler, karakterin gerçekliğini sağlamlaştıran unsurlar olarak yer verildiği için okuyucu açısından pek de yadırganmaması gerekir diye düşünüyorum.
Emir Kalkan, hep göz önünde olan meselelerden ziyade görünmeyenlere, gözden kaçanlara işaret etme gayretinde. Bazı hikâyelerinde kaygı, mesaj ön plana çıkmaz ve ustaca imajların arkasına gizlenmişken, birkaçında mesajın ön plana çıktığını görüyoruz.
Terörizmin ağına zorla düşürülen insanlarımızdan, bürokrasinin paslı çarkından medet umarak yıllarını harcayanlarımıza, banka kredileri gibi güncel yaralarımızdan, ezeli meselemiz kültürün yozlaşmasından bunalanımıza kadar pek çok meseleyi ele alan yazar, ülkemize bir de Anadolu gözünden bakmayı tercih ediyor. Bir hikâyesinde tutunamamış bir üçkâğıtçının dramını anlatırken, diğer yanda hikâyesine meczupları kahraman edebilen yazar, hukuki bir yara gibi duran ev sahibi-hırsız ilişkisinin kara mizahını yapıyor.
Kırk yılını edebiyat dünyasında geçiren yazarın özellikle halk deyimleri ve atasözleriyle beslediği zengin dili Anadolu kültürünün sanıldığı gibi ‘köy‘ ve ‘köylü‘ psikolojisinden ibaret ve edebiyat çevrelerinin taşra diyerek kenara itmeye çalıştığı bir tür topal edebiyat olmadığını gösteriyor. Yazarın Türk Dil Kurumu ve Folklor Araştırmaları Kurumu adına yapmış olduğu araştırmaların diline zenginlik kattığı şüphesiz. Yazar dilinin zenginliği, ruhsal betimlemelerdeki ustalığı ve vizyonunun genişliğiyle, Anadolu edebiyatını perspektiflerinin sınırlılığı yüzünden bir köy edebiyatı mesabesine indiren sayısız ‘taşra yazarına‘ kendilerini geliştirme yönünde iyi bir örnek olduğunu sanıyorum. Yerelden evrensele doğru dünya görüşünü zenginleştirmek ve insanlığın ortak sorunlarına projektörü çevirebilmek için farklı bakış açılarını öğrenmek gerekir. Emir Kalkan‘ın bu bakımdan Anadolu hikâyeleri anlattığı bu eserinde, taşranın sınırlayıcılığından kurtulmuş olduğunu görüyoruz.
Bu Taraf Anadolu, Emir Kalkan, Ötüken Yayınları.