Ankara Ticaret Odası; 2013 yılı için üç boyutlu, özel bir takvim yaptırmış.
Kime yaptırıldı, kaça yaptırıldı bilmiyorum ama gösterişli bir şey.
Yani şekli güzel, lakin muhtevada sıkıntı var.
Nasıl mı Gördüğünüz gibi resimde; Sultan Abdülhamit Han var, Mustafa Kemal Atatürk var, Tayyip Erdoğan var, Turgut Özal var, Alparslan Türkeş var, Adnan Menderes var, Deniz Baykal var.
Yanlış anlaşılmasın, itirazımız olanlara değil olmayanlara…
Mesela Ecevit olsa, Baykal olmasa anlaşılır. Ama tam tersine Baykal var Ecevit yok!
Mesela Gül olsa, Erdoğan olmasa anlaşılır. Çünkü Cumhurbaşkanı Gül partiler üstü, bizzat devletin başı…
Ama Erdoğan var, Gül yok!
Türkeş var, Demirel yok!
Konu Siyonizm ama Erbakan yok
Takvimin ana teması “Filistin” ve “Siyonizm”
Çünkü resimlerin hemen altına liderlerin; Filistin, İsrail ve Ortadoğu ile ilgili sözleri konulmuş. Abdülhamit Han’dan, Siyonist lider Theodor Hertzel’e verdiği cevap, Tayyip Erdoğan’dan ise “Biz Filistin’e sırtımızı dönmeyiz…” sözü alınmış.
Özal’dan, Türkeş’ten, hatta Baykal’dan bile bir şeyler bulunmuş.
Ama ne gariptir ki; Halid Meşal’in bile; ‘Siyonizmi biz O’ndan öğrendik’ dediği, ömrünü Filistin mücadelesine adamış Erbakan unutulmuş!
ATO Başkanı Sayın Salih Bezci’nin, memlekete hizmet etmiş başarılı insanlarla ilgili hassasiyetini biliyorum. Daha iki hafta önce beraberdik.
Eğer ölçü memlekete hizmetse, Erbakan’ı “en başarılı başbakan” seçen rapor benim değil, bizzat ATO’nun raporudur. Eğer ölçü Filistin’se, Siyonizm’se, Abdülhamit Han’dan sonra, en büyük mücadeleyi veren herhalde Baykal değil Erbakan’dır.
Ama Baykal var Erbakan yok!
Elbette bir takvimle itibar kazanılıp, kaybedilecek değil.
Ama yine de insan şaşırıyor ve üzülüyor.
Hele hele; ATO Genel Sekreteri, Dücane Ergezen olunca şaşkınlık daha da katmerleşiyor. Çünkü kendisi; “Erbakan yüzyılın en önemli lideridir” diyen Zeki Ergezen’in oğlu. Ve Erbakan’ın Siyonizm’le mücadelesini en az babası kadar O da biliyor...
Bence o takvimde Erbakan da, Ecevit de, Demirel de, Abdullah Gül de olmalıydı. Ya da Baykal da, Erdoğan da olmamalıydı.
Bu durumda soru açık; bu takvimi kim hazırladı Hazırlarken hangi kriterler baz alındı Kimin konulup kimin konulmayacağına hangi gerekçeyle, kim karar verdi
Açıklarlarsa yazarız, söz…
Bir Ülker hatırası ve düşündürdükleri
“Parti Genel Merkezi’nin üst katında öğle yemeği yiyorduk.
Recai Kutan Bey, Erbakan Hoca’ya döndü ve:
—Hocam 28 Şubatçılar beni ve Nevzat Ercan’ı irticacı bakan ilan etmişler dedi.
Hocam, Recai beye baktı ve kendine has o esprili üslubuyla;
—Hımm... Recai, sen Ülker bisküvisini çok yiyorsun, ondandır dedi.
Hepimiz kahkahaya boğulduk.”
***
Naci Terzi; milletvekilliği döneminde siyasetin gülen yüzüydü. Hatıralarını “Cızlavet’ten Togo’ya” ismiyle kitaplaştırdı. Yukarıdaki hatıra da o kitaptan.
Okuyunca beni de o yıllara götürdü. Gerçekten ilginç günlerdi. Ülker irtica listesinde yer aldıktan sonra hepimiz marketlere koşup “İnadına Ülker” demiş, “İnadına Ülker” yemiştik.
Hiç unutmuyorum; yıllar sonra sektördeki büyük firmalardan biri, özel bir sohbette “Keşke biz de o irtica listesinde yer alsaydık” deyince çok şaşırmıştım.
Niye diye sorunca da:
“Niye olacak ” demişti; “Ülker o listede yer aldıktan sonra cirosunu dörde katladı!”
Heyhat… Biz bir zamanlar ibadet aşkıyla Ülker yerken, gün geldi aynı Ülker, Cumhuriyet’in, Odatv’nin en büyük destekçilerinden biri oldu.
Ama Milli Gazete’ye bırakın reklâmı, randevu bile vermedi.
Naci Abi’nin hatırasını okuyunca nedense bunları hatırladım.
Ve güleyim mi ağlayayım mı bilemedim…