Bu şuursuzlukla nereye kadar?

Abone Ol

SON on senedir çıkarılan kanunlar ve yapılan düzenlemelere dikkat ediniz! Bunların ne kadarı halkı Müslüman olan bir ülkenin yapısına uygun ve ne kadarı Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap verecek niteliktedir Milletimizin bünyesine aykırı kanun ve düzenlemelerle nasıl bir yok oluşa sürüklendiğimizin farkında mısınız

Bu sonu meçhul gidişatın tehlikesini anlatabilmek için İttihat ve Terakki’nin uyguladığı çılgınlıklara karşı Osmanlı’nın son Şeyhülislam’ı Mustafa Sabri Efendi’nin onurlu mücadelesinden bazı kesitler sunmak istiyorum:

1. Dünya Savaşı yıllarında İttihat ve Terakkiciler Osmanlı’yı yıkma çalışmalarına hız verdiler. Parlamentoyu dağıtıp kendilerine muhalif olanları tutuklamaya başladılar. İslâm dünyasının geleceği ve Osmanlı’nın ayakta kalması için ısrarlı bir mücadele verenlerden biri de Mustafa Sabri Efendi oldu.

İttihatçılar ve Jön Türkler, Osmanlı’nın yıkılması için 200 kadar gazete, dergi, kitap yayınladılar. Akif’in şu feryadı bu çeşit yayınlara idi: “Türlü adlarla çıkan nâmütenâhî gazete / Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.”

Mustafa Sabri Efendi, İttihatçıların çıkardığı kanunların toplumu dinden uzaklaştırıp milletin aslını bozarak yıkılışa götüreceğini çok iyi biliyordu. O yüzden, bu gelişmeler karşısında susmadı. Halkı uyarmaya çalıştı. Osmanlı’nın ayakta kalması için mücadele verdi. İttihatçıların planlarını ifşa etti.

İttihatçılar, Mustafa Sabri Efendi’yi öldürmek için evine bir gece baskın düzenlediler. Bunu anlayan Mustafa Sabri Efendi evinin arka penceresinden atlayıp gizlice Romanya’ya kaçtı. Orada da boş durmadı. Mal varlığını satarak parasıyla Yarın ve Peyâm-ı İslâm dergilerini çıkardı. Uyarıları yalnız Romanya’yla sınırlı kalmıyor, bu dergileri İslâm dünyasının yöneticilerine de gönderiyordu.

İttihatçılar, Romanya’da da onun peşini bırakmadılar. Matbaasını dağıtarak onu yok etmek istediler. Mısır, Mustafa Sabri Efendi’ye sahip çıktı. O da İskenderiye yoluyla Mısır’a gitti.

O dönemde çıkarılan kanunlar önce Osmanlı’nın yıkılmasına yol açtı; sonra da İslâm toplumu Batı toplumu şekline dönüşmeye başladı. Mustafa Sabri Efendi endişelerinde haklı çıktı.

YİNE BENZERİ TEHLİKE

Toplum, 1997’den bu yana çıkarılan kanunlarla benzeri bir tehlikeye sürüklenmektedir. Şunu kesinlikle biliniz ki, bu kanunlar 40 yıl uygulansın, Türkiye İslâm toplumu olmaktan çıkar. Uyan, ey milletim!

Sayın Başbakan, 23. 9. 2004’te Türkiye’nin AB müzakere takviminin görüşüldüğü Brüksel’deki bir toplantıya katıldı. Orada kendisinden müzakere takvimi verebilmeleri için zinayı suç kapsamından çıkarmasını istediler ve bu isteklerini kabul ettirdiler. Bu söz verildikten sonra Türkiye’de usulen konunun tartışması yapıldı. Bu kadar önemli bir konuda önce halkın görüşü alınarak karar verilmesi gerekmez miydi Demokrasi paketleri açmakla meşgul olan bir iktidar, halkı devre dışı bırakabilir mi

Zina kanunu yasalaşırken maalesef nice AKP’li, partimize zarar gelmesin, diye sessiz kaldı. Hatta bu kanunu Ecevit çıkardı, savunması yapanlar (!) bile çıktı. Hele, son haftalarda, temiz nesil yetiştirme iddiasıyla yola çıkan bir grubun kuyruğu ve menfaatlerine dokunulunca nasıl yaygara kopardıklarını hep birlikte gördük. Nesillerin ifsat edilmesi kanunu çıkarılırken niçin ses çıkarmadılar, niçin ahiretlerini öncelemediler, dersiniz

Zina kanununun 8 yıl uygulanması sonucu meydana gelen tahribat tüyler ürpertici. Eskiden batakhanelerde yaşanan olaylar bugün pek çok öğrenci evi, apart daire, otel ve iş yeri görüntülü yerlerde yaşanmaya başladı. Ne zaman tedbir alacaksınız Toplumun tamamını çürüttükten sonra mı Yarım asırdan fazla gazetecilik tecrübesine sahip Mehmet Şevket Eygi Bey feryat ediyor: “Ahlâk polislerinden birini konuşturunuz ve fuhuş, zina konusunda memleketin berbat halini öğreniniz. Psikiyatr doktorlarla konuşunuz. Kulakları delik insanlarla konuşunuz. Türkiye Sodom ve Gomore’ye dönmüştür.” (Millî Gazete, 21. 11. 2013)

AB uyum yasası diyerek aile dinamitlenmektedir. Aile kurumunun reisi erkek iken; kadın ve erkek aileyi birlikte yönetirler, şekline dönüştürülerek aile kurumu iki başlı hale getirilmiş, kadın ve erkek rekabetinin önü açılmıştır. Zina kanunu ve yapılan değişiklikler sonucu evlilik konusunda ciddi azalma yaşanırken, boşanmalarda ciddi artışlar ortaya çıkmaktadır. Evlenme yaşı ise yükselişe geçmiştir.

TEHLİKELİ GİDİŞ

Mayıs 2012’de, yabancılara toprak satışını 25 dönümden 300 dönüme çıkaran kanun yapıldı. O günden bu yana insanın kanını donduran haberler geliyor. Çanakkale’de bazı toprak alanların vekâletle hemen yabancılara devrettikleri haberleri yaygın. Artık, toprak alarak yabancılara devreden aracılar türemiş. Manisa’nın Gördes ilçesi ve köylerinde yabancıların aldığı arazilerin yüzlerce metrelik tel örgülerle çevrilmeye başladığı bilgilerini alıyorum. Bunlara “dur” diyen çıkmayacak mı

Hükümet’in Maliye eski Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllâtif Şener’in sosyal medyada da dolaşan şu sözleri her şeyi anlatmaya yeterli: “Ben eski AKP’li olarak kendimden utanıyorum. Her gün tevbe ediyorum. Vatanı satanlara hizmet etmişim ama, ben böyle olduğunu bilmiyordum. Bizi kandırdılar. Herkesi kandırıyorlar. AKP işe özelleştirmeden başladı. Bunlar küresel güçlerin emrinde vatanı satıyorlar.”

Hükümet toplumun genleriyle oynuyor. Süt Bankası projesi nesilleri bozma çalışmasıdır. Basından gizli toplantı yapmaları düşündürücü değil mi İslâm uleması, anne sütünün karıştırılarak çocuklara verilmesine cevaz vermiyor.

Müslüman bir ülkede domuz kasaplık hayvan statüsüne alınır mı

Gay ve lezbiyenler, eşcinseller konusunda düzenleme yapıp onları meşrulaştırmak da neyin nesi

Çoğunluklar hakkını tam alamazken azınlık haklarına yoğunlaşmak normal mi

Nefret suçları tabirini kullanarak düzenlemeler yapmaya çalışan Sayın Başbakan, yarın bunun Kur’an-ı Kerim’in yasaklanmasına kadar uzanacağının farkında değil mi

Mâlesef  bunların benzerleri geçmişte İttihatçılar tarafından yapılmıştı, şimdi ise İmam Hatipli başbakan döneminde yapılıyor. Uyarı görevini yaparak hem kendisine, hem Başbakan’a, hem de ülkeye iyilik etmek isteyen Mustafa Sabri Efendi gibi yiğitler bekleniyor.