Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak, yargıdaki tahliye kaosunu değerlendirdi.
Mustafa Kamalak, Hizbullah mensupları ve birçok tutuklu sanığın tahliye kararlarını ‘Tam bir felaket‘ olarak değerlendirerek, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün devlet yöneticilerine çağrıda bulundu: "Bu böyle gitmez! Bu sistemin savunulabilir bir yanı var mı?"
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak, Hizbullah mensupları ve birçok tutukluğu sanığın tahliye kararlarını ‘Tam bir felaket‘ olarak değerlendirerek, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere bütün devlet yöneticilerine çağrıda bulundu: "Bu böyle gitmez". Saadet Partisi Sincan genişletilmiş ilçe divan toplantısı, yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Toplantıya, Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kamalak, İlçe Başkanı Nevzat Açıkgöz, il ve ilçe yönetim kurulu, kadın ve gençlik kolları yöneticileri ile Saadet Partililer büyük ilgi gösterdi.
Tam bir felaket
Toplantıda son tahliyeler ve yargı sistemine ilişkin eleştirilerde bulunan Mustafa Kamalak, "Tüm devlet sistemi tahliye şokunu yaşıyor. Hazin bir durum. Tam bir felaket. Kabul edilebilir bir durum değil" dedi. Tahliyeleri iki açıdan eleştiren Kamalak, "Birincisi 10 senedir içeride tutuklu olan insanlar için tahliye kararı veriliyor. Sorgusuz, sualsiz en az 10 yıldır bu insanlar içeride. Bu insanlar arasında siz de olabilirdiniz. Tam 10 yıl. Bir şüphe ve zan üzerine. Haklarında hiçbir şey yok. Tertemiz ömrünüzün bu kadar yılının içeride geçtiğini düşünün. Bu sistemim adil olduğunu, adil bir hukuk düzeni olduğunu söylemek mümkün mü?" diye konuştu.
Bu konuda herkesi empati yapmaya davet eden Kamalak, "İkincisi, serbest bırakılanlar arasında babamızın, oğlumuzun, dayımızın, teyzemizin katili olabilir. Bunlar idamla yargılanıyor. Şu anda serbest kalmışlar. Peki serbest bırakılan bu insanlar, Hizbullah‘ta olduğu gibi 188 kişinin gerçekten katili ise, çıkınca ortada kalır mı? Yine, yarım kalmış hesapları görmeye kalkışırsa, ailelerin diğer fertlerinin can güvenlikleri ne olacak?" dedi.
Bu nedenle mevcut sistemin zalimane bir uygulaması ile karşı karşıya bulunulduğunun altını çizen Kamalak, "Şu anda Sayın Cumhurbaşkanına, Başbakana, Adalet Bakanına, devlet benim diyen bütün güçlere sesleniyorum. Bu sistemin, savunulabilir bir yanı var mı? Bu böyle gider mi? Gitmez" şeklinde konuştu.
Darbelerin gölgesinde
Türkiye‘nin Anayasa ve kanunların sivil irade tarafından yapılmadığına işaret eden Kamalak, Anayasa‘da ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir‘ ifadesine rağmen 27 Mayıs, 12 Mart,12 Eylül ve 28 Şubat‘ta Anayasa‘nın bu açık hükmüne ve demokrasiye aykırı şekilde millet egemenliğinin ortadan kaldırıldığını söyledi. Kamalak, "Yazık ki, 50 yıldan beri bu ülke, darbelerin gölgesinde yaşıyor. Darbelerin getirdiği kanunlarla yönetiliyor. Anayasası, en temel kanunları hep darbelerin ürünü. Demokraside böyle bir uygulama asla kabul edilemez. Bütün bunlara rağmen bu ülke ayakta duruyorsa, milletimizin milli ve manevi değerlere bağlılığındadır" diye konuştu.
Gümrük Operasyonu
Sistemdeki sorun nedeniyle yargı, eğitim, ekonominin yanı sıra bürokraside de hatalı uygulamaların ortaya çıktığını hatırlatan Kamalak, buna geçtiğimiz günlerde İstanbul Gümrüğü‘nde gerçekleştirilen ve 50‘ye yakın kişinin tutuklanmasıyla sonuçlanan rüşvet operasyonunu gösterdi. Kamalak, "Ama bundan şaşacak ne var. Ne bekliyordunuz? Ahlak ve maneviyatı olmayan, haramı helali bilmeyen bu insanlar kendilerini ne için ve nasıl durduracak? İşte biz bunun için 41 yıldır önce ahlak ve maneviyat diyoruz" dedi. Yargıdaki, ekonomideki, hukuktaki ve diğer bütün alanlardaki bu sorunları kökünden halledecek olan düşüncenin Milli Görüş olduğunu vurgulayan Kamalak, "Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden büyük Türkiye için buradayız. Adil bir düzeni kurmak için buradayız. Dünyadaki zulümleri sona erdirmek için buradayız. Yeni bir dünyanın temelini, D-8 ile attık. Ayağa kaldırmak için geliyoruz. İnsanlığa haykırıyoruz. Ey insanlar. Kurtuluş, Saadet Partisi‘ndedir. Bunun için şimdiye kadar dört parti verdik. Ama taviz vermedik. Diğerlerinden de farkımız bu" dedi.