Türkiye’nin üst üste yığılı birçok meselesi, milyonlarca vatandaşın çözülmesini sabırsızlıkla beklediği pek çok sorunu var. Bunlar içinde en başta geleni, hatta sokaktaki vatandaş için en önceliklisi kesinlikle ekonomik durumun düzelmesidir. Bunla ilgili herhangi bir şüphe yoktur. Milyonlarca insan için, gündelik yaşantısını devam ettirebilmesi, ay sonunu getirebilmesi, neredeyse bir numaralı yaşama gayesine dönüşmüş durumdadır. Bu bile, ekonomik durumun vahametini, uygulanan ekonomi politikalarının başarısızlığını ortaya koymaya yeter de artar bile.
Gelin görün ki, ekonomide son 7-8 yıldır süregelen ve bitecek gibi de görünmeyen bir huzursuzluk, krizi de aşan bir tuhaf buhran hali söz konusuyken, ekonomik vaziyet kamuoyu gündeminde kendisine yer bile bulamıyor neredeyse. Milyonlarca insanın hayatlarının allak bullak oluşu, emeklerinin zayi edilmesi, gelecekten yana beklentilerinin sıfırlanması, gençlerin karamsarlıkları ve umutsuzluk girdaplarına sürüklenmesi gibi hususları da pek umursayan var gibi görünmüyor.
Toplumumuzun her şeye zamanla alışması burada da yaşanıyor, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı da bir yerden sonra vaka-i adiyyeden sayılır hale geliyor. Yerinde sayan gelirlere karşın mütemadiyen artan yaşama maliyetleri de adeta bir “öğrenilmiş çaresizlik” içerisinde sineye çekilebiliyor. Toplumun hak arama, hakkını müdafaa etme hasletinin de giderek körelmiş/köreltilmiş olması hasebiyle, siyasetçiler de ülkenin bu en önemli sorununu çok fazla söz konusu etmeyerek, üzerinde durmayarak zamana yayıyorlar, nasıl olsa alışılır diye düşünerek geçiştiriyorlar.
Siyasi iktidarın her zamanki “seçime endeksli” siyaset anlayışına göre, muhtemelen seçimler yaklaşınca para muslukları açılacak, hemen her kesime birtakım imkanlar sunulacak, mavi boncuklar dağıtılacak ve seçim kazanılınca da yine eski politikalara dönülecek, ekonomide yine benzer bir zihin yapısıyla geniş kitleler faturayı ödemeye devam edecek. Bugüne kadar olmuş olanlar bunu söylüyor halihazırda..
Geçtiğimiz sene asgari ücrete Temmuz ayında zam yapılmamış, dolayısıyla zam alma konusunda asgari ücrete endekslenmiş diğer maaşlı çalışanlar da seneyi tek zamla geçirmek zorunda kalmıştı. Bu sene de benzer bir durum gözüküyor, ancak bu sene ara zam neredeyse hiçbir şekilde gündeme bile gelmiyor. Faiz hala yüksek, ekonomik ortam geçen seneye göre iç açıcı durumda değil, enflasyonun düştüğü söylense de ücretli kesimlerin çektiği hayat pahalılığı yine can yakıyor, ancak bu sene ara zam gündem bile olamıyor. Ekonomik durumun vahameti üzerine kamuoyunda herhangi bir gündem bile yok.
Onun yerine, medyanın büyük çoğunluğu CHP’nin karıştırılmasını, içine düşürüldüğü durumu işliyor da işliyor. Gereksiz siyasi polemikler, tartışmalar, faydasız gündemlerle kamuoyu oyalanıyor. Toplumun başlıca sorunu ne görülüyor ne de gösteriliyor. Ekonomideki fiyasko da, özellikle de 2018’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesiyle birlikte toplumun yaşadığı ekonomik dönüşüm/başkalaşım/metamorfoz hiçbir şekilde gündeme getirilmiyor. Orta gelir grubunun yaşadığı yapıbozum da, uygulanan politikalarla (ki başta da faiz politikası geliyor) toplumda yaşanan servet transferi de, toplumun çok büyük bir bölümünün rantiyenin, yani bankaların kucağına itilmesi, geleceklerinin ipotek edilmesi de söz konusu bile edilmiyor. Toplumun önüne, kendi meseleleri konmuyor yani.
Öyle veya böyle, önümüzdeki sene seçim yapılsa da yapılmasa da bir “seçim yılı” olmaya namzet gibi duruyor. Son yıllardaki yerel veya genel seçimlere bakılınca ortaya çıkan bir gerçek var ki, o da ekonomik durumun bozulmasını en fazla hisseden kesimlerin, özellikle de büyükşehirlerin bu duruma tepkilerini sandıkta vermeye başlamalarıdır. Yaşanan uzun süreli ekonomik sıkıntı, toplumsal sınıfların yapısını değiştiren bir başkalaşımı önümüze koyuyor. Alt gelir grupları bundan çok fazla etkilenmese de, özellikle orta direk bu toplumsal kaymanın merkezinde yer alıyor. Orta direğin bir kez daha ölümü de, önümüzdeki seçimlerin belirleyici unsurunun bu kesimler olabileceği izlenimi uyandırıyor.
Bu seçimin sessiz çoğunluğu orta direk olabilir. Daha doğrusu orta direkken yoksullaşan kesimler...