Bu seçimde baraj yok!

Abone Ol

ÜLKEMİZ, yaklaşık üç yıldır seçim atmosferindedir. Yerel seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimleriyle 2014 yılını, 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleriyle de 2015 yılını kaybettik. Çünkü hiçbir stratejik karar almadan  (on)üç yıl geçti ve kendilerinden çözüm beklenenler bayrak mitinglerinin arkasına sığınmaya çalıştı. Meydan siyasetinin, göz boyamanın, kutuplaştırmanın kimseye fayda sağlamadığı ortadadır.

Görülüyor ki; ülkemizin yeni bir hikâyeye ihtiyacı var! 2002’de Meclis’te 2 parti, 2007’de 3 parti, 2015’de 4 parti olmasına rağmen sonuç değişmemiştir. Çünkü Meclis’e akl-ı selim lazımdır. “İstikrar sürsün” diyenlerin, 13 yıllık yanlışlarını düzeltmek için 4 yıl daha istemesi anlamsızdır. Bu yanlış gidişi engelleyemeyen Meclis’teki muhalefete kulak kabartmak anlamsızdır. Çünkü denenmiş olan denenmez.

Görülüyor ki, 1 Kasım’da yeni bir seçim yapmak için yepyeni sebeplerimiz var: Bir; “milli iradeye saygı” mitingleri yapanlar 7 Haziran millet iradesini tanımamışlardır. İki; kurulan seçim hükümetinde çok sayıda dışardan bakan olması Meclis’e saygısızlıktır. Üç; 2 Kasım’da milletimizin ne kazanacağından bahseden yoktur! Seçim akşamı a partisi şu kadar, b partisi bu kadar oy aldı diye ekranlardan paylaşılan sonuçlardan daha önemlisi, çözüm yollarının konuşulacağı bir zemin ve bunu sağlayacak bir lokomotiftir.

Bu lokomotif arayışını bırakıp da raydan çıkmış trenin vagon sayısını artırmaya çalışanlara sormak lazım: Son bir yılda TL’nin döviz karşısında %30 değer kaybetmesini durduramayanlar “2023”ten bahsetmekle çözüm ürettiklerini mi sanıyorlar Vatandaşlarımızın bankalara borcu 13 senede 40 katı aşmış, 3 milyon vatandaşımız borçlarını ödeyemediği için kara listeye girmişse, istikrar sadece faiz lobisine yaramış olmuyor mu Sınırlarımızdaki mayınları temizleyen anlayış şimdi duvar örüyorsa bu “stratejik derinlik”in iflası değil midir Bugün yedi düvele karşı savaştıklarını iddia edenler neden BOP eş başkanlığını bırakmamaktadır Sahi, “çözüm sürecinde başa dönemeyiz” diyenler nasıl oluyor da “ilk günkü aşkla” çalışabiliyorlar!

Tedirgin ve huzursuz sayısı artıyorsa bu ülke iyi yönetilmiyor demektir. İktidar kadar Meclis’teki muhalefet partileri de ülkemizin içine düştüğü bu tablonun sorumlusudur. 13 yıldır milletimizin uyarısını hiçe sayarak, kendisini tekrar seçtirmek için uğraşan iktidar ile muhalefet, kayıkçı dövüşü yaparak ülkemizin geleceğini karartmıştır. Bu gerçeklerle yüzleşmek yerine, algı operasyonlarının arkasına sığınan yöneticiler için bu seçimler en büyük ders olabilir! Türkiye çözüm bekliyor. Birbirlerini, yolsuzlukla, solculukla, etnik milliyetçilikle değerlendirip, övmekten-yermekten öte siyaset yapamayanlar çözüm üretemezler. Ekonomik sıkıntıların arttığı, insanımızın taleplerinin karşılanmadığı, güvenlik ve yönetim acziyetinin belirginleştiği bir ortamda 1 Kasım seçimleri yüreğinin sesini dinleyerek yeni bir seçim yapmak için bir fırsattır. Yüreği Türkiye için atan kadrolarla acilen ekonomik model olarak, tüketim ekonomisinden üretim ekonomisine geçilmelidir. Reçete ortadadır: Ülkemizin geleceğine sahip çıkmak, yapacağımız tercihe bağlıdır. Üstelik bu seçimde baraj yok! O halde, yeni bir tercihle yeni bir Meclis’e kapı aç!