Bu savaşın kaybedenleri-II

Abone Ol

Savaş olanca yoğunluğuyla çok yönlü devam ediyor. Emperyalizm ile Siyonizm iş birliği Evangelist bir ruh ile ölüm ve vahşet kusuyor. Savaşın tarafları belli. Haçlı ruhunun bu yüzyıldaki yeni yüzü ve görünümü. Bu, artık bütün yönleriyle oldukça belirgin. Savaşın bu yönü alabildiğine belirgin iken asıl belirginsizlik Müslümanlarda. Emperyal güç bu savaşı NATO eksenine çekme arzu ve niyetinde. Savaşın seyrinin farklı olması Batılı ülkeleri hem tedirgin etti hem de bir tavır almaya zorladı.

Buraya kadar her şey normal. Türkiye’nin kafaları ütülü, zihinleri algısız ve kör olanlar bu emperyal gücü bir yana bırakmış, özellikle de İran konusunda mezhep ile ırk olgusuna kilitlenmiş durumda. Ve hatta bu sefil zihniyet tehlikenin olanca boyutlarını bir kenara bırakmış geçen yüzyıllarda küllenmiş kimi durumları öne sürmeye çaba harcıyorlar.

Her halk kendi mezhebinde inanışında. Kimse kimseyi bir mezhebe zorlama gibi bir tutkuda değil. Olsa bile bir karşılığı olmuyor. Fakat bu zavallılar olaylara bakarken o kör bakışlarıyla yüzeysel olana odaklanıyorlar. Afganistan Şii değil, onlara göre Ehlisünnet ve hatta daha koyusu. Emperyalizm mezhebine bakmadan işgal etti. Varlıklarına el koydu. Fitne kazanını orada kaynatıyor. Şimdi ortada bir Pakistan-Afganistan çatışması var.

Irak işgal edildi. Orada da mezhep diye bir şey söz konusu değildi. Saddam bir zalimdi doğruydu. Halepçe katliamında bulundu. Bu da doğruydu. Fakat aynı Saddam İran’a saldırtıldı bu savaş tam sekiz yıl sürdü, sonuçsuz kaldı ama bu iki ülke ekonomileri zayıflatıldı, sonra da Irak işgal edildi. Petrollerini sömürmeye devam ediyor, varlıklarına ve kültürel değerlerine el konuldu. Bu zihniyet o zaman da emperyal güçlerin yanında yer aldı.

Arap Baharı emperyal dalgasında emperyalizmin kukla başkanları görevden alındı, yerine yenileri getirildi. Özellikle de Libya’da Muammer Kaddafi vahşice öldürüldü. Petrollerine el konuldu, Fransa ile İtalya arasında bölüştürüldü. Kaddafi ise halkını refah içinde yaşatıyor, Afrikalı mazlumları kolluyor ve destekliyordu. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türkiye’nin yanında yer aldı. Bu zihniyet emperyalizmin pompaladıklarıyla onlardan yana tavır takındılar.

Bu sefil zihniyet Suriye’de geçmişte yaşanmışlıkları örnek veriyor da bugün gelinen durumu görmezlikten geliyor. Emperyalizm eli kanlı bir kuklayı orada görevlendirdi, ona razı oldular. Hani şu herif İslâm ve şeriat adına kelleleri uçuruyor, kameralar önünde gösteride bulunuyordu. İslam’ın ve Müslümanların ne kadar vahşi olduklarını tanıtlıyordu. İnsanlık Müslümanlardan nefret ediyordu. Şimdi Suriye’de emperyalizmin ve Siyonizm’in hizmetinde.

Bereket Filistinli yiğit mazlumlar. Siyonizm ile Emperyalistlerin gerçek yüzlerinin öyle ya da böyle ortaya çıkışını sağladılar da insanlık İslâm ve Müslümanlara yakınlık duymaya başladı.

Bu sefil zihniyet İran’da yaşananları çok tuhaf bir savunuyla dile getiriyor. Orada masum Ehlisünnet mensupları varmış, masum insanlar varmış da biz gene de onların geçmişlerini ve yaptıklarını unutamıyoruz diyesi oluyor. İslâm’ın en önemli özelliği insanı yaşatma üzere olan cihat ruhundan nedense hiç söz etmiyorlar. İnsan hayatındaki kimi hiçbir önemi olmayan sıradanlıkları bilim adına öne sürüyorlar.

Bütün bunları sadece coğrafyamızda, etrafımızda yaşananlarla sınırlı tutamıyoruz. Haksızlıklar ve zulümler nerede var ise onurlu ve haysiyetli bir Müslüman olarak karşı çıkmayı akıllarına bile getirmiyorlar. İşlerine gelenlere şahin kesiliyorlar, diğerlerine ise tam anlamıyla kör ve sağır oluyorlar.

Siyonistler ikide bir Türkiye’ye gözdağı veriyor, arada bir sataşıyor. İran’dan sonra hedeflerinin Türkiye olduğunu açıkça dile getiriyorlar da onların takılıp kaldıkları şu kahrolası mezhepçiliklerinden başka ne bir inanışları oluyor ne de bir düşünüşleri.

Bu sefil zihniyet, Amerika ile Siyonizm İranlı liderleri öldürünce ne çok mutlu oldular. Şii Müslümanların bu vahşi güçlerce öldürülmeleri sevinç vesilesi oluyor.