Bu Savaş İslâm ve Müslümanlaradır

Abone Ol

İsrail, Batı’nın özellikle de Abede’nin Orta Doğu karakoludur. Bölgede olup bitenleri İsrail tek başına yapabilme gücüne sahip değildir. Batı, bir bütün olarak olanca desteğini hemen her yönden veriyor. En modern silahlar, en öldürücü kimyasallar ve en vahşiliği oluşturanlarla. Batı, doğrudan bunu kendisi yapmasa da dolaylı olarak yapıyor. Yani İslâm ve Müslümanlarla savaşıyor. Tek amacı vardır; İslâm’ı yeryüzünden silmek. Amaç bu. İslâm’ı hepten yok etmesi elbette düşünülemez. Biz biliriz ki Allah, Kitab’ının ve dininin koruyucusudur. Elbette bu koruyuculuk insan eliyle olacak. Sahih, inanmış, adanmış Müslümanlarla. Allah’ın keremli oluşu, koruyucu oluşu, insana verilmesi gereken bir bağıştır. Bu bağışı hakkıyla yerine getiriyorsa.

Siyonizm, Batı için iyi bir araçtır. Haçlı seferlerinden beri başarısız olmuştur. İslâm ve Müslümanları yok edememiştir, etkisiz kılmıştır. Ancak Müslümanların bilinç düzeyleri arttıkça, kendilerinin farkına vardıkça bu, Batı’yı hep tedirgin etmiştir. Batı’nın en çok başardığı şey Müslümanları kendisine benzetmesi, kendileri gibi düşünmesi, kendilerinden vazgeçmeleridir.

Batı iyi bir senarist, iyi bir oyun kurucu ve aynı zamanda iyi bir oyun oynatıcıdır. Kendisinin doğrudan alet olması, oynaması, zayiat vermesi beklenemez ve düşünülemez. Türkiye onlar için de Türkiye içindekiler de iyi modeldir. İyice kendine benzettikten sonra kendileri gibi düşünmeye, kendileriyle alay etmeye, hiçe saymaya ve umursamamaya alıştırmıştır. Bunlar da buna teşne olduklarından onların istediği düzeye erişmişlerdir.

Filistin savaşı ya da HAMAS’ın bulunduğu bölge artık iyice sindirilmiş, etkisiz kılınmıştır. Bu, şu anlama geliyor. Bir bütün olarak Filistin’in Müslümanlardan, daha doğrusu kendilerinden başka arındırılma amacına yakındır. Artık yeni bir bahane ile sıra Lübnan’dadır. Lübnan’a saldırıdaki amaç bir bütün olarak bölgeyi boşaltmaya dönüktür. Hizbullah sadece bir araçtır onlar için. Lübnan’da yaşayan sadece Hizbullah yoktur, büyük bir kesim vardır. Bunlar Müslüman olsun ya da olmasın, oranın da iyice bu insanlardan arındırılması amacındadır.

Ülkenin halkı panik hâlde evini yurdunu terk etmektedir. Bu insanlar iyice kapana sıkışmışlardır. Suriye’nin kuzeyi, bize yakın olan bölge Abede tarafından tampon bölge olarak işgal edildiğinden, bu insanların nereye gidecekleri de belirsizdir. Suriye zaten İsrail ve Abede tarafından iyice kontrol altına alınmış, güçsüz bırakılmış bir Suriye, bu halk için bir çözüm değildir.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Hedef Türkiye’dir” deyişi gecikmiş bir çıkıştır. Bu zaten belliydi. Böyle olmasına karşın bu Siyonist ve emperyalist vahşetinin ne yapacağını bilmeyen yoktur. Bilmeyen yoktur ama onlardan umut beklemek, iyimser olmak ne işe yarar? Onların suyunda gitmek ne kazandırdı, ne kazandıracak? O zaman şu soruyu sorma hakkını kendimizde buluyoruz. 2023 yılında Abede’de katil Netanyahu ile neden görüştünüz, neleri konuştunuz? Aynı renk ve tip giysilerle bir araya gelişiniz bir rastlantı mıydı? Ve hemen onun ertesinde saldırılar başladı!

Türkiye üzerinden belli bir dönem doğrudan olarak süren ticaret şimdi dolaylı olarak sürüyor. Azerbaycan petrolleri Türkiye üzerinden İsrail’e akmaya devam ediyor. Türkiye aracıdır. Para kazanıyor bundan.

Suriye’nin boşaltılması kime yaradı ve sonuçları nedir? Daha önce bu konuyla ilgili gazetemde yazdığım yazıları “Felaketin Eşiği Suriye” başlığıyla kitaplaştırdım. Bugün artık o felaketin biz de içindeyiz. Doğrudan bizi ilgilendiriyor. İnsan olarak acı çekmesek de, Müslüman olarak bir dava bilinciyle bakmasak da, misak-ı milli sınırlarımıza kendimizi mahkûm eder gibi görünsek de artık bu ateş çemberi ve sarmalı bize doğru hızla gelmektedir. Bugün değilse yarın olacağı muhakkaktır.