Dünya âlem biliyor ki “Gülenciler” 15 Temmuz’da “darbe” yapmaya teşebbüs ettiler!
Darbenin “mutlak başarıya” ulaşacağından o kadar emindiler ki akıllarına, “Ya başarılı olamazsak” şıkkı hiç gelmedi!
Aylar öncesinden yaptıkları konuşmalarda hep bu başarılı(!) olacak darbeden söz ettiler!
Ama evdeki hesap çarşıya uymadı!
Televizyonlardan bir “sokağa çıkmak yasaktır” alt yazısı geçince korkup “evine kapanacağını” zannettikleri halk “sokaklara” döküldü ve “aslan” kesildi!
Canı pahasına “tankların” üzerine yürüdü, “uçaklara” kafa tutarak bir destan yazdı!
“Gülenciler” hiç tahmin etmedikleri bir sonuç ile karşı karşıya kaldılar!
Ve hemen savunma psikolojisine bürünüp kendilerinin “darbe” ile bir alakaları olmadığını söylemeye başladılar!
Önce darbe teşebbüsünü “tiyatro” olarak tanımladılar!
Aradan iki ay geçti hâlâ aynı “pişkinlik” ile konuşuyorlar!
Kendilerinin “darbe” ile “uzaktan yakından” bir alakaları yokmuş!
Bu “iktidarın” bir oyunuymuş!
Yahu birebir olayların içinde yaşamasak söylediklerinde “haklılık payı” arayacağız ama olay hiç de onların iddia ettikleri gibi değil ki!
Şimdi 15 Temmuz darbesinin “Gülenciler” ile ilgisi yoksa “Adil Öksüz” olayını ne yapacağız?
Darbe gecesi Akıncı Üssü yakınında “arsa bakmaya” geldiğini(!) iddia eden Adil Öksüz vakasını “yok mu” sayacağız?
Yakalananların neredeyse birbirinin aynı “ortak ifadeleri” ne olacak?
“Fakir bir ailenin çocuğuydum, abilerle tanıştım, soruları verdiler, Harp Okulu’nu kazandım” diye başlayan ifadeleri “yırtıp” atmamız mı gerekir?
Verilen ifadeler darbeye teşebbüs edenlerin “Gülenci” olduklarını açık seçik ortaya koyarken, “Bizimle bir alakaları yok” açıklamasını ciddiye almak mümkün mü?
“İktidarın oyunu” suçlamasını nasıl ciddiye alacağız?
Hem bu “Gülenci” taifesi bu kadar saf mıdır ki “iktidarın gazına” gelip darbe yapmaya kalkışıyorlar?
“Gülenciler” fena halde “suçüstü” yakalandılar! Şimdi lafı eveleyip gevelemeleri de bu yüzden olsa gerek! İşi “pişkinliğe” vurup paçalarını kurtarmaya çabalıyorlar ama ne mümkün!