Biz Müslümanlar birbirimizi “kardeş” olarak görürüz.
Ve kendimiz için istediğimizi kardeşimiz için istemedikçe kâmil manada Müslüman olamayacağımıza inanırız.
Birbirimiz hakkında suçlamalarda bulunmaktan özenle sakınır ve aslı astarı olmayan suçlamaların eninde sonunda dönüp yakamıza yapışacağını biliriz.
Hiçbir kardeşimizi öyle uluorta küfürle suçlayamayız.
Hiçbir kardeşimizi öyle uluorta şirke düşmekle itham edemeyiz.
Hiçbir kardeşimizi öyle uluorta kâfir ilan edemeyiz.
Evet, Müslümanlar olarak bu konularda çok hassas olmamız gerekirken her ne hâl ise oldukça dikkatsiziz ve çoğumuzun elinde bir kara leke, önümüze geleni karalayıp duruyoruz.
Bunları yapanlar sokaktaki sıradan kardeşlerimiz olsa “cahildir, ne yapsa yeridir” deyip geçeceğiz.
Ama kendilerine âlim muamelesi yapılanlar arasından böyle tipler çıkıyor. Aramızda ona “kâfir”, buna “şirke düştü”, şuna “dinsiz” deyip gezenler var. Hiç yapılmaması gereken şeyleri yapıyorlar.
Hiç söylenmemesi gereken şeyleri söylüyorlar.
Hiç yazılmaması gereken şeyleri yazıyorlar.
Oysa inancımız bize, birisine bir suçlamada bulunduğumuz zaman o hâl o kişide yoksa suçlamanın kendimize döneceğini söylüyor.
Yani uluorta birini küfürle suçluyorsak ve o kişide o hâl yok ise kendimiz o duruma düşmüş oluyoruz.
Uluorta birini şirke düşmekle suçluyorsa ve o kişide o hâl mevcut değilse biz küfre düşmüş oluyoruz.
Yine uluorta birini kâfir ilan ediyorsak ve o kişide o hâl söz konusu değilse suçlamamız gelip yakamıza yapışıyor.
Birbirimiz hakkında konuşurken ne kadar dikkatli olmamız isteniyorsa biz sanki inadına o kadar dikkatsiz davranıyoruz.
Ve de ağzımızdan çıkan sözlere hiç dikkat etmiyoruz.
Sonra da “Müslümanlar kardeştir” diyoruz.
Bu nasıl kardeşlik?
Hiç insan kardeşini kendisini gibi düşünmüyor diye böyle uluorta dinsizlikle suçlar mı?
Sahi bu nasıl kardeşlik?
İnsan, kardeşine hiç böyle iftiralarla saldırır mı?