Bu nasıl bir sendika böyle!

Abone Ol

* Öyle bir sendika düşünün ki, kendisine bağlı öğretmenleri “görev almamaya” davet ediyor!

* Öyle bir sendika düşünün ki, üye öğretmenleri en hassas saatlerde “okulda nöbet tutmamaya” çağırıyor!

* Öyle bir sendika düşünün ki, sendikaya bağlı öğretmenlerin verilen vazifeleri yerine getirmemesi için karar alıyor?

Sahi, böyle bir sendika var mı?

Ne yazık ki var; o sendikanın adı, Eğitim-Sen. Bu sendika 26.02.2018 tarih ve 11 sayılı kararıyla bir dizi karar aldı.

Bakar mısınız şu kararlara;

1- Sendikamız üyesi öğretmenlerin istekleri dışında resen görevlendirildikleri hizmet içi eğitimlere, kurslara, seminerlere ve protokollere ve projelere bağlı olarak planlanan etkinliklere 2017-2018 öğretim yılı sonuna kadar katılmamaları kararı alınmıştır.

2- Milli Eğitim Bakanlığı’nca pilot illerde başlatılan ilkokullarda yetiştirme programı kapsamında yapılan resen görevlendirmelerin sendikamız üyesi öğretmenler tarafından kabul edilmeyerek, kurs görevinin 2017-2018 öğretim yılı sonuna kadar yapılmaması kararı alınmıştır.

3- Öğretmenlere istekleri dışında yapılan, ev ziyaretleri ve eğitim koçluğu gibi görev tanımlarıyla uygun olmayan görevlendirmelerin sendikamız üyesi öğretmenler tarafından kabul edilmeyerek 2017-2018 öğretim yılı sonuna kadar yerine getirilmemesi kararı alınmıştır.

4- Rehber öğretmenlerin, görev tanımlarına uygun olmayan işleri ve istekleri dışında yapılan görevlendirmeleri kabul etmeyerek, bu görevleri 2017-2018 öğretim yılı sonuna kadar yerine getirmemeleri kararı alınmıştır.

5- Tam gün eğitim yapılan okullarda, sendikamız üyesi öğretmenlerin öğle tatillerinde, temel gereksinimlerini karşılayabilmeleri için, nöbet görevlerini 2017-2018 öğretim yılı sonuna kadar yerine getirmemeleri kararı alınmıştır.

6- Sendikamız üyesi öğretmenlere, aynı hafta içerisinde verilen ikinci ve daha fazla nöbet görevlerinin 2017-2018 öğretim yılı sonuna kadar tutulmaması kararı alınmıştır.

7- Pansiyonlu okullarda görev yapan, sendikamız üyesi öğretmenlere istekleri dışında verilen pansiyon nöbetlerinin 2017-2018 öğretim yılı sonuna kadar tutulmaması kararı alınmıştır.

8- Öğretmenlerin nöbet görevleri arasında yer almayan ancak yapmaya zorlandıkları okul servis araçlarının plakasının not edilmesi; servis aracının sürücüsünün ve servis aracının kontrol edilmesi; öğrencilerin servis aracından inmesi ve araca binmesine nezaret edilmesi ve servis araçlarının gelmesine kadar geçen süre içerisinde öğrencilerle beraber beklenmesi şeklinde okul idarelerince verilen görevlerin sendikamız üyesi öğretmenlerce 2017-2018 öğretim yılı sonuna kadar yerine getirilmemesi kararı alınmıştır.”

***

Sendikalar elbette üyelerinin haklarını korumakla mükellefler...

Ancak bu meşru zeminlerde olmalı, öyle değil mi?

Peki, ama o zaman ne yapacak veli?

Peki, ama o zaman ne yapacak öğrenci?

Sistem işlemeyecek, okullarda anarşi olacak?

Bundan zarar görecek olan kim; öğrenci…

Sahi, tüm bunlardan Milli Eğitim Bakanlığı’nın haberi yok mu?

‘BATI ÇALIŞMA GRUBU’ (BÇG) CUNTASI!

Eski bakanlardan Hasan Celal Güzel, dün son yolculuğuna uğurlandı.

Hasan Celal Güzel şunları yazmıştı, Sabah Gazetesi’nde…

“Post modern’ gibi yakıştırmalarla 28 Şubat’ı sulandırmaya çalışmayalım. 28 Şubat, rahmetli şehit Menderes ve arkadaşlarının idamı mahfuz kalmak üzere, bugüne kadar yapılmış en kalleşçe ve alçakça darbedir. Darbe sürecinin başından sonuna kadar en ağır suçlar işlenmiştir. Bazılarını kısaca sayalım:

  1. Darbe öncesi ortamı hazırlamak için medya ile kol kola ‘irtica’ senaryoları hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur.
  2. 4 Şubat 1997 sabahı Ankara-Sincan’da Hükûmet’e karşı tanklar yürütülmüş ve daha sonra hayasızca ‘balans ayarı’ndan bahsedilmiştir.
  3. 28 Şubat MGK toplantısında Başbakan’a ve mevcut Koalisyon Hükûmeti’ne, tehdit ve şantajla baskı yapılmıştır.
  4. TSK içinde, tamamen ‘illegal’ şekilde, Deniz K.K.’dan başlayarak bütün birliklere kadar uzanan ‘Batı Çalışma Grubu’ (BÇG) cuntası kurulmuştur. Bu cuntanın kuruluşu konusunda hiçbir yasal dayanak yoktur.
  5. Halkımız, teker teker fişlenerek bölücülük yapılmış; kişiler arasında, sağcı, solcu denilerek mezhep ve etnik menşe, inanç grupları bakımından ayrımcılık yapılmıştır.
  6. BÇG Cuntası, Suriye’deki Nusayrî azınlığın tahakkümünü örnek alarak mezhepçi bir yapılaşmaya gitmiştir. Yüce Allah, aziz milletimizi, o karanlık günleri tekrar yaşamaktan korusun.”

TANK HASAN!

Hasan Celal Güzel;

* Türk siyasetinin renkli isimlerindendi…

* Aslen Gaziantepli…

* Türkiye’nin en genç Başbakanlık Müsteşarı oldu…

* Darbelere karşı durduğu için “Tank Hasan!” lakaplıydı…

* Herkesle tokalaşır, sarılırdı, öperdi… “Tokalaştığım kişiler bana oy verse başbakan olurdum.” cümlesi kendisine ait…

* “Yeni Türkiye” isimli iki aylık akademik dergiyi yayınladı…

* “Uğur böceği” amblemli “Yeniden Doğuş Partisi”ni kurdu. Parti Genel Merkezi Sıhhiye’de idi. Hemen altında bir kebapçı vardı. Hep, “Kebapçıya olan lahmacun borçlarından söz ederdi...”

HASAN CELAL GÜZEL’İN SÜRPRİZ MİSAFİRİ!

Bir anısını da paylaşmıştı, Hasan Celal Güzel;

“Yeniden Doğuş Partisi (YDP) Genel Başkanıyım… Bir gün kapım çaldı. Gelen, Başbakanlık’ta çalışan bir memurdu. “Efendim…” dedi, “Bana telefonda fazla saydırmasanız! Biz de netice olarak emir kuluyuz. Talimatları uyguluyoruz…” “Nasıl yani!” dedim. Anlattı… Meğerse beni, telefonda dinleyen memurlardan biri imiş. Ben de dinlendiğimi bildiğim için telefonu açar açmaz, “Beni dinleyenin nokta… Nokta… Nokta… diye ağzıma ne kadar kötü laf gelirse saydırıyorum…” Adama ikram ederek yolladık… Ondan sonra saydırmaya devam ettim ama daha çok, “Beni dinlemek için talimat verenlere…” diye başladım. En azından emir kulu garibanları bir yana ayırdım…”

Allah (c.c.) rahmetiyle muamele eylesin…