Bu millet İsrail?le yaşamaya alıştırılmasın!

Abone Ol

Farkında mıyız! Önce Suriyeli kardeşlerimizin göç

dramıyla başlayan mültecilik hususu üzerinden yapılan pazarlıklar, sonrasında

da Türkiye deki terör saldırıları Bir de baktık ki; AB ile daha ılıman, daha

sıcak ilişkiler. Varsa yoksa AB! İstanbul daki terör saldırısından sonraysa

dikkatleri çekmesi gereken bir başka süreç için daha düğmeye basıldı.

İstiklal deki patlamayla bu kez İsrail pozitif gündemimize sokuluverdi.

Terör meselesini elbette istismar edecek değiliz.

Terör, öyle tehlikeli bir silahtır ki; kızgın bir maşa ya dönüşür. Zaman gelir terör maşası, maşayı tutan eli

de yakar; kendisine yardım ve yataklığı da cezalandırır. Terörü ve terörün

yaydığı acı-korku-panik dalgasını istismar edenler de terörün altında

kalır.

Son aylarda ülkede öylesine bir terör atmosferi

oluşturuldu ki, memleket akl-ı selim in istikametinden çıkarılıp

parçalanmayı-bölünmeyi tetikleyecek ve hızlandıracak olan bir yola sokuldu.

Med-cezirlerin herkesi sarstığı, savurduğu bir virajdayız.

Karar aşamasındayız diyemiyoruz, zira iktidar kararını

vermiş görünüyor: İsrail ile barışılacak, AB ye girilecek. Mesele bu

gel-git lerle afallayan, her güne yeni bir şaşkınlıkla uyanan hatta travma

yaşayan milletin de sürece dahil edilmesi meselesidir. Yani sıra kamuoyunu iknaya

gelmiştir. Ankara da iktidar kadrolarının bir günün diğer gününü tutmayışındaki

neden de bu!...

Olmaz lara bu şartlarda olabilir postu giydirilecek;

kanaatler değişecek. Verilen oylar karşısında seçmenin bekledikleri de var,

hükümetin küresel ve bölgesel taahhütleri de var. Şartların iktidarı

sürüklemekte olduğu güçlü bir akım da var. İktidarın her hatası, ülkenin daha

büyük çıkmazlara sürüklenmesine sebep olduğu da aşikar. Göz göre göre

yapılmakta olan hatalar sadece iktidar kadrolarını değil ülkeyi ve milleti

topyekün uçuruma doğru sürüklüyor. Çıkışılan lara, bağırılan lara verilen

taahhütler, alınan oylardan daha stratejik ve daha önemli varsayılınca

seçmenin ve milletin hassasiyetlerinin törpülenmesi de zorunlu hale geliyor.

 KAMUOYUNU İKNA İÇİN PROFESYONELCE İŞLER!

Tuhaf ama terör bu kez barış maşası olarak devreye

giriyor. Memleketi çepeçevre kuşatan terörün gölgesinde İsrail le barış!  İstiklal deki patlamadan sonra Geçmiş olsun

ve taziye mesajlarıyla Tel-Aviv-Ankara hattında İsviçre Mutabakatı ile gün

yüzüne çıkan yeni dönem için bir engel daha aşıldı. Açıklamalar, resmi

mesajlar, jestler, telefon görüşmeleri arka arkaya geldi. İsviçre

Mutabakatı nın dünyaya ilan edilmesi görevi İsrail medyasına verilmiş;

Türkiye de muhafazakar seçmen üzerindeki etkin medya ve sosyal medya

kullanıcısı medyatik hocaların görmedim, duymadım, bilmiyorum suskunluğu ile

mutlak tepkiler dindirilmişti. Fakat dipten gelmekte olan tepkiler bile

henüz Türkiye nin bu nikaha hazır olmadığını da ortaya koyuyordu. İsrail ile

yeni dönem büyük projelerle ilan edilmiş, petrol-doğalgaz boru hatları

projeleri İsrail gazetelerinde çarşaf çarşaf yayınlanmıştı. Ankara da İsrail

medyasını yalanlamayarak İsrail e can damarı niteliği taşıyan bu projeleri doğruluyordu.

Bununla da yetinilmiyor Kıbrıs a giden suyun İsrail e geçişinin de sağlanacağı

yönündeki ilam görevi de Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş e yaptırılmak

suretiyle meselenin halline zekici bakılıyordu. Türkeş, adeta gönüllü paratöner

oluvermişti. 1 Kasım da Filistin seçim malzemesi olarak fazlaca kullanılınca

bu gelişmelerin dünya ve Türkiye kamuoyuna mâledilmesi profesyonellik

gerektiriyordu. Bu profesyonel manevralarla AKP tüzel kişiliğinin zarar

görmemesi, iktidarın yöneticilerinin itibar kaybına uğramaması

sağlanabilmişti. 

İSRAİL İN RESMİ

ÖZRÜ NÜN BELGESİ NEREDE!

İstiklal Caddesi ndeki terör saldırısından sonra, bu

saldırıda 3 İsraillinin ölmesi her alanda halkla ilişkiler çalışmasına

dönüşüverdi. Öyle makaleler kaleme alındı, öyle yorumlar yapıldı ki; böylece

kamuoyunda meltem rüzgarları dinginliği ne giriliverdi. Düşünebiliyor musunuz,

terör devleti İsrail in Başbakan ı bile Ankara yla selamlaşırken, terörizmin

dünyaya ölüm saçtığını söyledi. Hatırlayalım; Netanyahu, İstiklal deki patlamadan

hemen sonra  ilk açıklamasında neler

söylemişti: İsrail küresel terörle mücadelede ön planda yer almaktadır. Bu

mücadele askeri çabaların yanı sıra ahlaki bir çabadır. Terörle ahlaki

mücadelede kilit nokta, terörizmin -masum insanları öldürmenin- hiçbir yerde

bir mazereti olamaz. İstanbul da, Fildişi Sahili nde veya Kudüs te olamaz. Kim

terörizmi kınamıyorsa, onu destekliyordur

Şaşırmamak mümkün mü!

*  İsrail küresel

terörle mücadelede ön planda yer almaktaymış!!!

*  Terörle mücadele

askeri ahlaki askeri çabaların yanı sıra AHLAKİ çabaymış!!!

*  Masum insanları

öldürmenin hiçbir yerde bir mazereti olamazmış!

*  Kim terörizmi

kınamıyorsa onu destekliyormuş

Algı operasyonu dedikleri şey işte tam da bu!

Sanki işgalci değillermiş gibi konuşuyor. Sanki işgalci

değillermiş gibi konuşuyor. Sanki yıllardan beri Filistin de kadınları,

yaşlıları, kundaktaki bebeklerimizi bile katletmiyorlarmış gibi konuşuyor.

Sanki Gazze ye ölüm yağdırmamışlar, kimyasal silah kullanmamışlar gibi

konuşuyor. Sanki yıllardan bu yana Mescid-i Aksa nın altını oymuyorlarmış gibi

konuşuyor. Sanki Mavi Marmara ya bunlar saldırmamış, Gazze ye insanlık

taşımakta olan insanlarımızı bunlar şehit etmemiş gibi konuşuyor Daha da acısı

terörle mücadeleden bahsediyor, bahsederken de ahlaki çaba diyor!  Teröristliklerini ahlaksızca örtmeye

çalışıyor! Bizimkiler de bu açıklamalara tav oluyor. İsrail Cumhurbaşkanı Livni

telefonla aranıyor! Korku atmosferinde memleket İsrail ile yeniden aynı kulvara

sokulmadan sizden isteğimiz şu: Mavi Marmara için resmi özür den bahsediliyor!

Lütfen gazetelerinizde şu destansı resmi özür belgesini yayınlayın da hele

biz de görelim! Resmi Özür deniyorsa, belgesi olması gerekir öyle değil mi!

Varsa böyle bir belge tabi! Obama ile yapılan telefon konuşmasını kimse bu

millete İsrail in resmi özürü diye yutturmasın.

BU MİLLET

İSRAİL LE YAŞAMAYA ALIŞMAMALI!

Velhasılı Görünüyor ki, İsrail artık Türkiye açısından

terör devleti olmaktan çıkmıştır. Ümmetin tam da göbeğinde çıbanbaşı olarak

her geçen gün daha da etkisini artırmakta olan İsrail ile kolkola girilmekte

olan bu yeni yolun ülkemize ve bölgemizdeki tahribatı çok daha büyük olacaktır.

Tel Aviv ile Ankara arasındaki yol temizleniyor. Türkiye kendisini İsrail e

mecbur hissediyor. Yöneticilerimiz kaosa fırtınasında tek çare olarak Tel Aviv

Limanına sığınmayı kurtuluş yolu olarak görüyor olsa gerek. Belki de bu

limanın bizzat kaosun limanı olduğunu bile bile!

AB ise Türkiye yi kendisine gerekli görüyor. Türkiye ye

yardım edelim duygusuyla değil elbette. Bölgedeki meselelerin Avrupa kıtasına

taşınmasından endişeli. Ve Türkiye AB için iyi bir tampon bölge olmalı!

En son söz: Terörle yaşamaya alışmayalım tamam da! Terör

devleti İsrail ile birlikte yaşamaya da alışmamalı bu millet!