BİZİM spor medyası özellikle üç büyüklerin maçlarını
yorumlarken karşı takımın kenarından bile geçmez. Oysa bir futbol maçı iki takım
arasında oynanır. Birinin zaafları, birinin artıları, ya da taktiksel
çeşitlemeler maçın sonucu etkiler.
İşte bu pencereden bakınca Sivasspor un sadece iki
kişilik takım olduğunu görürüz. Biri sağ bek Cicinho, diğeri ise Atııf...
Bunlardan biri kanadından akabilirse rakibe sıkıntı olur, diğeri de topla
dolaşacak boş arazi bulursa şut atar veya araya bırakır. İşte bunlardan ikisi
de Kadıköy de hemen hemen sıfır çekince, Fenerbahçe maçı beş-altı farka
taşıyabilecek pozisyonları kolayca buldu. Ama ne var ki, tam da bu maçın adamı
olacak Fernandao olmayınca, Sivasspor savunmada rahatlık yaşadı diyebiliriz.
Tamam, Fenerbahçe yukarıda sözünü ettiğim pozisyonları buldu ama bunların
neredeyse tamamı rakibin ileri uç ve orta saha yokluğundan kaynaklandı. İşte bu
arada Markoviç sadece öne boş alana koşu yapmakla, ya da topu oraya çevresine
hiç bakmadan taşımakla rakibin dikkatinde arızaya sebep olamadı. Volkan ise
Diego da çıkınca görev paylaşacak isim bulmakta sıkıntı çekti. Neden mi Hasan
Ali iyi değildi, Gökhan da ikinci yarı ile birlikte kontak kapattı. Caner in
oyuna alışını Pereria nın bu sezondaki belki de en doğru icraatı oldu. Bu
yüzden de Sivasspor un en azından bir kanadı yıprandı, böylece de savunma
yerleşiminde arızalar ortaya çıktı.
Hakem mi Özel yaşantısındaki çalkantılar yüzünden
göğsündeki FİFA rozetini de kaybeden Fırat Aydınus maçtaki bütün otoritesini
çizgi hakemine terk edecek kadar küçüldü. Burnunun dibinde verdiği korner
kararını autla değiştirdi. Topun dışarı çıkmadığına kararı verip akının
başlayacağı yöne yöneldikten sonra kulağına fıslayan çizgi hakemi yüzünden
kornere döndü. Ve maçın skoru ortaya çıktı. Ben bu satırları sadece Fırat hoca
için yazmıyorum. Bütün hakemler için yazıyorum. Özel hayatlarında sıkıntıları
olanlar varsa, onların bunları çözümlemesini bekleyin ve rahatladıklarını
öğrenince görev verin, ey MHK yönetimi! Çünkü bir maçın hakemi dünyana eşi
benzeri olmayan bir tek adamlığa sahiptir. Bu anlamda da hata yapmaması ya da
maçın gidişatını etkileyecek kararlar vermemesi gerekir.
Toparlarsak, anlaşılan o ki, Fenerbahçe ilk yarıdaki risk
yüklü galibiyetlerine devam edecektir. Çünkü hocası belli bir kapasite
sahibidir. Fernandao-Van Persie, rakipsiz Diego aşırı zengin kadronun
sıkıntısını sunmaya devam edecektir. Oysa ocak demek, transferde imdat simidi
atılan bir süreçtir. Fazla şişirmeden, çekirdek kadroyu belirlemek adına...
Şayet bu gerçekleşirse, tek farklı galibiyetler bile
zirve mutluluğunu getirebilir. Yoksa... Pardon unutmadan; ikinci yarı bütün
takımlar için hepsi yalan bu sahi dönemidir...