Bizim terbiye geleneğimizde vardır: Büyüklerimiz, geçmişte yaşanan olayları veya yaşandığı var sayılan hikayeleri anlatıp eğitimimize katkı sağlarken, sözü şöyle bağlarlardı: Onlara, niçin böyle davranıyorsunuz diye sorulduğunda şöyle derlerdi: Geleceğin insanları, insanlıktan nasibimizin az olduğunu düşünerek bizi suçlamasınlar, diye!
Bu nasıl bir duygudur Geleceğin insanları tarafından suçlu sayılmayı arzulamamak... Halbuki, onlar da biliyorlardı; geleceğin insanlarının onların adlarını ve sanlarını hiç bilemeyeceğini...
Cemaatlerine kapanmayan amel defterini anlatan hocalar, geleceğin insanlarının sözcüleri olmasın sakın.
Kim oturmak ister, kötü bir geçmişin üzerine Yaşayan hangi insan ister, iyi anılmayan atalara sahip olmayı
Korkmaz mıyız, onlarda olduğunu sandığımız umursamazlık geninin, aman sendecilik geninin, bananecilik geninin aynen bize de geçmiş olması ihtimalinden Üzerlerine toz kondurmayanlar olarak nam salmadık mı
Peki, biz geçmiş insanlardan daha mı cesuruz ki veya onlardan daha mı üstün yaratıklarız ki, bizim gelecek korkumuz sadece servet sahibi olma üstünedir
Herkesin adım adım görüntülendiği, iç titreşimlerinin dahi kayıtlara alındığı elektronik bir çağda yaşıyoruz üstelik. Geleceğin insanlarına, onları kandıracak hiçbir delil bırakma şansımız yok.
Öyleyse... Kayıtlarımıza baktıklarında şaşırmasınlar istiyorsak, bugün Çağlayan da olmalıyız! Çağlayan dan bir miting anı kadar dahi olsa görüntümüzün yansıması geleceğe, defterimize iyi yazılar yazıldığının delili olabilir belki.
Filistinli orada yakılıyor, vuruluyor, öldürülüyor, yok ediliyor; biz ise donanmışsak Çağlayan Mitingi ne katılmama gerekçesiyle, geleceğin insanlarının hakkımızda ne demesini bekler siniz
Önemli olan gelecektir! Biz değiliz...