“Bu iş bitmiş. CHP var diye uzatmaları oynuyoruz”

Abone Ol

Bu köşeyi işgal ettiğimiz günden beri çok sayıda mesaj alıyoruz. Her birini buraya taşımak mümkün değil. Ancak yeri gelmişken alakadar olan tüm takipçilerimize hassaten selamlarımızı sunuyoruz.

Bugün köşemizde önemli bir misafirimiz var. İsmi bizde mahfuz. Birçoğunuzun da yakından tanıdığı, Ankara’nın siyasi havasını iyi takip eden oldukça tecrübeli bir meslektaşımız.

Yerel seçimlere saatler kala kulis/analiz içeren bir metin ulaştırdı. Biz de size ulaştırıyoruz.

Bakalım meslektaşımız neler anlatmış…

 Bir yaşanan durum vardır; bir de ifade edilen. Bir sosyolojideki değişim vardır; bir de onun nasıl okunduğu.

Siyasetçinin de sosyoloğun da, aday veya anketçinin de amacı toplumda yaşanan gerçek duygu durumunu, sosyolojideki değişimi olabildiğince gerçeğiyle kavramaktır. Ona göre tavır almaktır.

Bir yerel seçime gidiyoruz. 1400’e yakın belediyeden kaç tanesini hangi parti veya adayların alacağı, bir sonraki seçimler ve ülkenin nasıl yönetileceğine de yol vereceği düşünülüyor.

Tam da bu noktada Türkiye toplumundaki sosyopolitik değişimi çok iyi okuyan tek bir cümleyi haber vermek istiyorum.

Seçim dönemlerinde şehirleri gezen, toplumsal ve siyasal araştırmalar yapan, nabız tutan partiler ve yerelde özellikle adaylara şehirlerindeki sosyolojiyi, değişimi, eleştirileri, beklentileri ve nasıl bir kampanya yürütüleceğini belirleyen çok önemli bir siyasal iletişimci.

AK Parti iktidarının 20 yıllık serüvenini, sebeplerini, seçmendeki karşılığını çok iyi okuyan bir isim.

Recep Tayyip Erdoğan’ın, AK Parti genel başkanlığından başbakanlığa, oradan cumhurbaşkanlığına uzanan bütün serüvenini yakından takip etmiş, desteklemiş bir isim.

İktidara çok yakın, hatta organik bağı olan, bir kanalda da sürekli siyasal analizler, yorumlar yapan bir aydın.

31 Mart seçimleri öncesi illerde yaptığı sosyopolitik araştırmalarının ardından AK Parti’nin başarısı ve geleceğine dair tek bir cümle kuruyor.

“Bu iş bitmiş; CHP var diye uzatmaları oynuyoruz.”

Sizce AK Parti hareketi 2002’de başladığı ve Türk toplumunun büyük ekseriyetinin desteğini alan yükselme, zirveye tırmanma dönemini mi sürdürüyor? Yoksa epey de zirvede kaldıktan sonra belki metal yorgunluğu, belki muhalefetin eleştiri konuları, belki ekonomi veya doğal ömrünün zirvesinden aşağıya doğru mu evrildi?

 Bir süredir meslekten uzak kalan arkadaşımızın anlattıkları bunlar. Hani, aynanın olmadığı dönemde adamın biri berbere gitmiş ya. Berbere dönüp “Saçım ak mı, kara mı” diye sormuş. Berber de, “Biraz sonra önüne dökülür, görürsün” demiş. Artık saatler diyebileceğimiz bir zaman dilimi sonrasında bizler de ak mı kara mı göreceğiz. 

-----

 Nokta

Gazze, siyasi aidiyeti çoktan aştı, imani noktaya geldi dayandı. Konuştuklarımıza, sustuklarımıza dikkat etmemiz lazım.

 --------

 Miting, her şey değil ama her şeyi anlatır

 İktidar partisinin içerisinden bizleri haberdar eden meslektaşımızın anlattıklarına katkı olsun diye biz de birkaç kelam edelim.

Hatırlayacağınız üzere geçtiğimiz hafta sonu Cumhur İttifakı’nın Atatürk Havalimanı’nda İstanbul mitingi vardı.

Mitingi çok yakından takip ettiğimizi söyleyemeyeceğim.

Bunun iki nedeni var. Birincisi, bir mitinge saatlerimizi ayıracak kadar vaktimiz yoktu.

İkincisi ve daha önemlisi, yılların getirdiği kişisel bir tecrübe olarak hemen her parti için mitinglerin tek başına netice vermediğine şahit olduk.

Mitinglere ilaveten anket firmalarının da inandırıcılığı ya da gerçekçiliği nazarımızda yok denecek kadar az.

Bir kısmının içinde bulundukları durumu yakından görünce de bu fikrimiz iyice perçinleşti.

Dikkat ederseniz, bu seçimler de oldukça sönük geçiyor.

Demin de bahsettiğimiz gibi Cumhur İttifakı’nın İstanbul mitingini her ne kadar anbean takip etmesek de işimiz icabı ana hatlarını kaçırmadık.

Birçoğunuzun da fark ettiğini sandığımız bir detay bizim de dikkatimizden kaçmadı.

Miting meydanı, dikkat çekici boyutta boştu.

Farklı nedenleri olabilir ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dahi “Biz burada bir buçuk milyonluk mitingler yaptık, bugün burada 650 bin kişi var” demesi oldukça ilginçti.

Hatta mitingin özeti gibiydi.

Başta da söylediğimiz gibi mitingler her şey değildir ama aynı yerde daha önce topladığınız kalabalığın yarısını dahi toplayamıyorsanız her şey de olabilir.

 Mart da bitiyor “emekli yılı”ndan ne anladınız?

 İktidarın ekonomik olarak mağdur ettiği en büyük kesim, tartışmasız emekliler. Sadece bizim tespitimiz değil, bu durumu kendileri de kabul ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başlayarak aşağı doğru emeklilere verilen vaatlerden küçük çaplı bir kitapçık çıkar.

Ama filmin sonunda el elde, baş başta.

En ilginç olanı da geçtiğimiz yılbaşında tabirimizi mazur görün “ellerine 10 bin lira tutuşturup bununla bir ay geçinin bakalım” dedikleri emeklilere bir de büyük müjde verilmişti.

Koskoca 2024 yılı emeklilere tahsis edilmiş, yani “emekli yılı” ilan edilmişti.

Merak ettik, neredeyse 2024 yılının 3 ayı geride kaldı “emekli yılı”nda emekli olmak nasıl bir duygu? Hisseden emeklimiz var mı acaba?