Bu heyecanı daha önce de yaşamıştık

Abone Ol

Pazar günü Mersin İl Kongresi yapıldı. Rahatsızlığım sebebiyle iki gün gecikmeli de olsa bu kongrenin havasını sizlerle paylaşmak istiyorum. Kongreye Genel Başkan Recai Kutan ile birlikte bazı eski bakanlar ve genel yöneticileri de katıldı. Hemen ifade edeyim ki, bu kongre yıllar önce yaşadığımız heyecanı verdi bize. Teşkilat mensuplarının canlılığı ve heyecanı, partiye gönül vermiş olanların aşkı toplulukları heyecanlı hale getiriyordu. Özellikle de Millî Görüşçü hanımların coşkusunu belirtmek istiyorum. Ankaradan karayolu ile Mersine gelen Genel Başkan Kutan ile beraberindekilerin otoban çıkışında gişelerde karşılanması ile başlayan heyecan ve çoşku kongrenin yapıldığı salonda da kongre sonuna kadar yaşandı. Sabah namazının ardından Ankaradan yola çıkan Kutan ve beraberindekiler gece yarısına doğru Mersinden ayrılırlarken hiçbir yorgunluk belirtisi göstermiyorlardı. Özellikle Genel Başkan Kutanın yüzündeki o hafif tebessüm hiç eksik olmuyordu. Bunu niçin belirttiğimi izaha gerek yok sanıyorum.

Kongre salonunda atılan "Mücahit Erbakan", "Başbakan Kutan" sloganları Saadet Partisine gönül verenlerin geleceğe dönük düşünce ve beklentilerini de yansıtıyordu. Artık son seçimlerde yüzde 2.5 oy almış bir parti ve mensupları yoktu. Hedefleri iktidar olan bir parti ve mensupları vardı. Hepsinin hedefi Millî Görüş iktidarıydı. İstiyorlardı ki, bu millet çektiği sıkıntılardan kurtulsun, maddi ve manevi refah ve huzura kavuşsun. Bunun için gece gündüz koşturuyorlar. Hatta öyle ki, İl Başkanı Sezai İncesu kardeşim vefat eden annesinin cenazesini defneder etmez kongreye yetişmek için Bayramın son günü yola düşmüş, kongrede hazır bulunmuştu.

Bu arada kongrede il yönetiminde yarıya yakın değişiklik yapılmış, yenilere, diğer bir deyişle gençlere yer açılmıştı. Bu değişiklik ise kimsenin olmadığı günlerde teşkilatı omuzlayan kardeşlerimizin isteği ile olmuş, "Biz resmen yönetimde olmasak da her zaman hizmete hazırız. Yeni gelen kardeşlerimize yer açalım ki onlar da onore edilmiş olsunlar" yaklaşımı sergilemişlerdi..

Bu yaklaşımı ben Millî Görüş hareketi içinde geçmiş yıllarda da görmüştüm. Bu davanın sevdalıları bir görev sözkonusu olduğunda, "Görev istenmez verilir" anlayışı ile hareket ederlerdi. Ancak, zamanla bu anlayış bazıları tarafından terkedildi. Bir göreve gelebilmek için yarış edildi. Özelikle de Millî Görüşün iktidar yıllarında bu yaklaşım yaygınlaştı. Öyle bir noktaya gelindi ki, ömrünü Millî Görüş davasına adamış pek çok kardeşimize bazıları, "Aaa... Sende mi buradasın" gibi bir yaklaşım sergilediler.

Aslında bunun yadırganacak bir yanı da yoktu. Ama, zihniyet değişikliği yanında bazı köklü değişiklikleri getirdi. Bazıları davanın özünü unutup iktidar derdine düştüler. İktidar imkanlarını elden kaçırmamak için yıllarca savundukları düşüncede revizyona gittiler. Daha doğrusu dejenerasyona uğradılar.

Bu düşünceler ışığında Mersin Kongresinde yaşadığım coşku ve samimiyet beni heyecanlandırdı. Dilerim bu coşku ve heyecan sürekli olur ve Millî Görüşü iktidara taşır. Taşır da insanımız içine yuvarlandığı sıkıntılardan kurtulur. Avrupa kapılarındaki aşağılanma son bulur. Yeni bir dünyada güçlü ve lider bir ülkenin mensubu olmanın mutluluğunu ve heyecanını yaşarız.