Bu gidiş, gidiş mi?

Abone Ol

BAŞLIK mı? Şunları kastetmeye çalışıyordum; Trabzonspor, iyi bir seri yakaladı, acaba bu gidiş bir Avrupa Kupası’na katılabilme imkanı verecek mi? Ya da gelecek sezonun şampiyonluk adayları arasında bu Karadeniz takımımız yıllar sonra görülebilecek mi? İkincisi ise basketbolla ilgili... Kulüp takımlarımız Euroleague’de bu hafta dörtte dört yaptılar. Fenerbahçe ve Anadolu Efes deplasmanda, Galatasaray ve Darüşafaka ise içeride rakiplerini devirdiler. Bunlardan Fenerbahçe çoktan play-off’u garantilemişti, Efes’le Darüşafaka hâlâ sınırda dolaşıyorlar. Galatasaray ise prestij peşinde. Ama yine de dörtte dört yapmak güzel...

Şimdi biraz açalım meseleyi... Yukarıda da değindiğim gibi Trabzonspor acaba bu sezonu bir Avrupa Kupası vizesi ile tamamlayabilir mi? Olur da olmaz da... Önündeki rakipleri ile kendisi ile birlikte mücadele edenlerde vaziyet bunu gösteriyor. Ama bence asıl önemlisi Trabzonspor’un yeni stadı ile önümüzdeki sezon şampiyonluk mücadelesi vermesi olmalıdır. Çünkü bu firma, bu ülkede İstanbul dukalığına son vermiş ilk kulüptür, takımdır. Ara transferde doğru yol bulunmuş gibiydi. Yani sezon başı teknik direktörün yurt dışında oluşu ve transferlerin nasıl yapıldığının belli olmayışı hayli bedel ödettirdi. Şimdi alternatifleri bulunan bir kadro var. Hele hele Ekici probleminin bu biçimde çözülüşü tam alkışlanacak bir tutumdu. Sadece kaleye şut atma sevdasındaki bir orta saha elamanına takımın yönetilişi işinin verilmesinden kurtulundu.  Bekleyelim ve görelim...

Gelelim basketbola... Kulüpler dört köşe... Hele hele Efes’le Darüşafaka da ilk sekize kalırlarsa tadından geçilmez. Kim bilir belki de CSKA ve Real Madrid bile geçilerek şampiyonluk bile gelebilir. Ama gelin görün ki bir de madalyonun diğer tarafı var. Önümüzdeki Ağustos ayı sonunda başlayıp Eylül’de bitecek  Milli Takım’ın resmi müsabakaları var. Yani Avrupa Şampiyonası! Biz Milli Takım’ı hangi oyunculardan kuracağız acaba? ABD’de oynayanlardan kimler katılacak ki? Bakıyorum da bizim kulüp takımları Avrupa maçlarına genelde ilk beşlerde beş yabancı ile oynuyorlar. Hatta eldeki üç fazlayı da değiştirerek kullanıyorlar. Yani yerlilere pek hayat yok o maçlarda. Olsa olsa bizim ligde saniye ve kısa dakikalarla çıkıyorlar parkeye... Acaba diyorum, kulüp takımları mı çok daha önemli, yoksa bir ülkenin milli takımı mı? Kime soracağız? Tabii ki üst düzeydeki yöneticilere?