Bu gerilimli ortamda sağlıklı düşünülür mü hiç

Abone Ol

Hemen her gün acı haberlerle yüzleşiyoruz. Ekranlara, gazetelere, sosyal medyaya bakamaz olduk. Yüreklerimiz dağlı. Özellikle insanlar bu ortamda soğukkanlılıklarını yitirdi. İpin ucu kaçmış durumda, insanlar duygunun ötesinde bir konumda. Savaş psikolojisinin sonuçlarıdır bunlar. Bu ortamda sağlıklı bir düşünüş beklenemez. İnsanlar kan ve intikam duygusunda.

Özellikle kavmiyetçi Kürtçüler ile kavmiyetçi Türkçüler karşılıklı ortamı germek için ellerinden geleni yapıyorlar. Bu psikolojiye başkaları da dâhil oluyor.

Kürtçüler çok parçalı ve kimi kesimler artık kontrol dışında. Şöyle bir değerlendirme yapma durumundayız. Batıya göçmüş, yerleşmiş, ev, bark ve iş sahibi olmuş bir düzen tutturmuş, kız alıp vermiş olanlar bu hayat koşullarından vazgeçecek değil. Bu az bir kesim değil. Ancak gene de gönlen bir kimlik sorunu ve aidiyetine yoğunlaşmış bulunuyorlar.

Kadınlar Müslüman bir toplumda hiçbir zaman bu kadar meydana sürülmüş değillerdi. Onlar çok daha ileri bir hamle içindedirler. Hatta erkekleri bile geçmiş durumdadırlar. Savaşçı, ya da militan kadınlar yıllardır dağdadırlar. Buna nasıl katlanılıyor anlamak güç. Hatta kentlerde artık onlar çok daha öndedirler. Erkekler onların çok gerisinde. Müslüman kadınlar genelde hangi kesime ait olursa olsun kendi sınırlarını biliyor. Savaşta olsa bile. Dünyanın hiçbir yerinde böylesi bir durum ile olabileceğini sanmıyoruz.

Stalinist bir bakış egemen kavmiyetçi Kürtlere. Onlar geleneksel oluşlarını çok çabuk terk ettiler. Bu kadar hızlı bir değişim olabileceği asla beklenmezdi. Gençlerin seküler bir hayata adaptesi çok çabuk oldu. Beklenmedik bir hızda. Bölgede medrese ve tasavvuf geleneğinin çökertilmesi bunda çok etkili oldu. Bunda Cumhuriyet rejiminin büyük bir payı var. Suçu başkalarında aramamak gerekiyor. Zaten Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi böyle. O zaman Kürtlerin böyle bir yola girmesi kaçınılmaz oldu.

Kürtlere ideolojik bakış keskin bir hâl aldı. İşsiz Kürt gençler artık kontrol edilemiyor. HDP ile Kandil uyuşmazlığının bir nedeni de bu. HDP Türkiye partisi olma yolunda iken birden bunun önüne geçilmeye çalışıldı. Bu güç hangisi ise başarılı oldu.

Türk-Kürt gerilimin koşulları hazırlandı. Bütünü kucaklamak yerine parçadan yola çıkıldı. Bir kesim öncelendi.

Bugün artık hiçbir şey onları tatmin etmiyor. AK Parti iktidarı Kobani olayında Kürtleri memnun eden hamlelerde bulundu. Bölgeye müdahil oldu. Kuzey Irak’tan gelen Peşmergeler veya savaşçı Kürtlere koridor açtı. Çok suçlandığı IŞİD olayında bile Kürtlerden yana tavır koydu. Beşar Esad ile iplerin kopmasının bir nedeni de Kürtler. Böyle olmasına karşın onlar tatmin olabilmiş değildirler. Daha ileri hamlelerde bulundular. Artık kimi bölgelerde bağımsızlık ilan edildi. Halk silâhlandırıldı. Savaş dağlardan kentlere indirildi. Kentler savaş alanı gibi. Bölgenin Suriye gibi olmasından endişeliyiz. Siviller, yaşlılar, mazlum ve suçsuz kadınlar ateş alanı içinde.

Türkçü zihniyet ise bunun koşullarını sağlıyor. Cephe oluşturuyor. Kürtler bu kadar uç değildi. Nasıl oldu şu son otuz kırk yıl içinde böyle bir değişim yaşandı

Bunda devletin, Türkçülerin, ırkçıların, Batı düşüncesinin ve servislerin hiç mi kusuru yok

En dindar Kürtler bile bu alana itildi.

Bölgede Kürtlerin yüzde altmış yüzde yetmiş bir oranda oraya yönelmesi nasıl izah edilecek Yıllar önce Diyarbakır’da, Diyarbakırlı bir aziz dostum: “Bizim Türkiye Cumhuriyeti nezdinde bir yerimiz yok. Kavmiyetçiler gücü ellerine geçirirlerse burada da bize yer yok. Biz nereye gideceğiz ” demişti. Bugün o konumdayız ne yazık ki.

Sosyal medya üzerinde kelleleri kesilmiş Kürt militanlarının sergilenmesi ve servis edilmesi, bundan haz alınması savaşın da artık ahlaki yönünü aştı. Savaşın da bir ahlâkı olmalı. Sanki Kürtler onlardan geri mi kalıyorlar. Birbirlerine aynadırlar ne yazık ki.

Bu gemi batınca hepimiz batacağız. Gerçek olan bu.