Gündem

Bu fitneye seyirci kalınamaz

Bu fitneye seyirci kalınamaz

Abone Ol

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, partisinin yerel yönetimler birimi tarafından organize edilen 1‘inci Koordinasyon Toplantısı‘na katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, ülkede gerginliğin giderek arttığına dikkatleri çekerek, hükümet, CHP, MHP ve DTP‘ye seslenerek mutedil olmaları çağrısında bulundu.

Saadet Partisi Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Mücahit Yanılmaz, yerel seçimlerde seçilen belediye başkanlarını Başkent Ankara‘da bir araya getirdi. Büyük Anadolu Otel‘de gerçekleştirilen 1‘inci Koordinasyon Toplantısı‘na Saadet Partisi‘nin il, ilçe, belde belediye başkanları, il teşkilat başkanları, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları iştirak etti. Programda Şanlıurfa Belediye Başkanı Eşref Fakıbaba, ile Tavşanlı Belediye Başkanı Mustafa Güler, bölgelerinde yaptıkları Milli Görüş hizmetleri hakkında birer sunum yaptılar.

Saadet Lideri Kurtulmuş, konuşmasını büyük bir bölümünü Demokratik Açılım konusuna ayırdı. Hükümet ve muhalefet partilerine seslenen Kurtulmuş, bu konuda kamuoyuyla paylaştıkları Barış ve Kardeşlik için Gönüllü Birliktelik Projesi‘ni bir kez daha gündeme getirdi. Parti olarak haziran ayının başında bu projeyi kamuoyuna açıkladıklarını dile getiren Kurtulmuş, hükümet tarafından yürütülen açılım konusunda kendilerinin dikkate alınmadığını söyledi. Kurtulmuş, bu süreç içerisinde laf ebeliği ve birbirlerine çelme takmaktan başka bir şeyin yapılmadığını da söyleyerek kamuoyuna duyurdukları projeye ilişkin önemli maddeleri tekrar tek tek saydı. Kurtulmuş:

Selahattin Eyyübi‘nin ve Kılıçarslan torunlarının arasına sokulmaya çalışılan fitnenin ortadan kaldırmak hepimizin sorumluluğudur.

Bu konu iyi niyet, feraset ve kararlılıkla çözülebilir.

Asla bir siyasi risk ve siyasi rant olarak kabul edilemez

Türkiye‘nin karşılaştığı en hayati sorunlarından birisidir, herkes üslubuna dikkat etmelidir.

Çare kesinlikle bölge dışındaki merkezlerde aranmamalıdır. Bölgeyi etnik dini merkezi farklılıkları üzerinden parçalayıp bölmek isteyen emperyal güçlerden bu soruna çözüm beklemek abesle iştigal etmektir.

Bu konunun muhatabın 72 milyon milletin tamamı olmalıdır.

Saydamlık, şeffaflık meselenin en önemli konusudur.

Bu sorunun çözümü tek bir partinin işi değil. Sorumlu devlettir, sorumluluktan kaçmak kimsenin haddi değildir.

Sorunun çözüm yeri neresi olmalıdır. Çözüm yeri TBMM çatısı altında olmalıdır.

Türk milletinin terörle yaralanmış mahşeri vicdanı ve Kürt halkının masum talepleri arasında ilişki oluşturulmamalı. Her iki tarafın ekseriyetinin kabul edeceği çözüm mutlaka bulunmalıdır.

Çözüm Türkiye‘nin vatandaşları ile bir uzlaşma ve barışma şeklinde takdim edilmelidir"

Siyasi rant peşinde koşuyorlar

Türkiye‘de hükümet ve muhalefet partilerinin bu konuda daha olayın esasına geçemediklerinin altını çizen Kurtulmuş: "Usulde yaptıkları hatalar, fevkalade ciddi yanlışlıklar ile bu meseleyi el birliğiyle bir kördüğüm haline getirmişlerdir. Geldiğimiz noktada bu işin kaynağı TBMM‘dir. Ama ne yazık ki TBMM‘de grubu bulunan siyasi partiler bu meseleyi oturup müzakere edecek siyasi olgunluğu gösterememişlerdir. Koskoca adamlar, biri Başbakan, biri ana muhalefet lideri milletin gözünün içine bakarak, böylesine önemli bir konuda sıkılmadan, utanmadan, konuşmaları ile milleti oyalamışlardır. Bu süreçte başlangıcında başta AKP ardından CHP ve MHP siyasi rant peşinde koşmuşlardır ve ardın militanların dağdan inmesiyle birlikte de DTP bu sürecin önünü tıkayacak bir siyasi rant pazarlaması içerisine girmiştir" dedi.

Top hükümetin ayağından çıkmıştır

Kurtulmuş, hükümetin bu dört buçuk ay içerisinde konunu nasıl çözüleceğine ilişkin üç tane cümlesinin olmadığını vurgulayarak, "Hükümetin elinde bir yol haritası yoktur. Sizin elinizde bir yol haritası olup gerekli çözümleri yapmazsanız başkalarının yol haritası devreye girer. Bu gün geldiğimiz noktanın özeti budur. Anayasa değişimi ile başlayacak bir hukuki ve siyasi reform süreci yapmazsanız topu taca atarsınız. Başbakan‘ın anlayacağı tarz ile söylüyorum. Bu süreçte üzülerek ifade ediyorum, top hükümetin ayağından çıkmış başkalarının ayağına gitmiştir" diye konuştu.

Gerginliğin zeminini partiler oluşturuyor

Son günlerdeki gerginliğin temelinde ise meclisteki siyasi partilerin olduğunun altını çizen Saadet Lideri Kurtulmuş, "Gerginliğinin zeminini meclis partileri yapmıştır. Mecliste bulunan AKP, CHP, MHP bu süreci bu tartışmalarla tıkamıştır. DTP ise başından itibaren APO ile görüşmezseniz bir sonuç elde edemezsiniz diyerek aslında bir çözüm istemediğini de net bir şekilde ortaya koymuştur. Üç-beş oylarını artıracaklar diye milletin içine sokulmuş olan bu fitnenin daha da derine inmesine sessiz kalamayız. Meseleyi bu şekilde taşımaya, kaşımaya ve sulandırmaya hakları yoktur. Üslubun, iyi niyetin, olmadığı ortaya çıkmıştır" şeklinde konuştu.

Siyasi şov yapmayın

Kurtulmuş, gelecek yıllarda kimsenin siyasi parti liderlerini hatırlamayacağını dile getirerek, 20 yıl sonra Erdoğan‘ın Baykal‘ın, Bahçeli‘nin, Türk‘ün ne dediklerini kimse hatırlamayacaktır. Ama tarih bu beylerin ne işlediğini nakış gibi işleyecek, yaptıkları kıyamete kadar kalacaktır. Adam gibi, ciddiyetle ve devlet adamı gibi iş yapmaya davet ediyorum. Bunu bir tarihi sorumluluk olarak ifade ediyorum. Eğer bu mesele bir müddet konuşulur rafa kaldırılırsa ülkede gerginliği artırmış olursunuz. Herkes siyasi şov yapmayı bir kenara bıraksın" dedi.

Bunun adı ‘Hastalık vergisi‘

Kurtulmuş, konuşmasında hükümetin uygulayama koyduğu sağlıkta katkı payı uygulamasını da eleştirdi. Hükümetin geçtiğimiz yedi yıl içerisinde en başarılı olarak gösterildiği alan olan sağlık alanında ortaya koyduğu yeni uygulamanın milleti tekrar hastanelerde kuyruğa sokacağını dile getiren Kurtulmuş, "Ancak yedi yıldır ümüğünü IMF‘ye kaptırmış olan bu hükümet, Türkiye‘ye geldiği noktada sağlık hizmetlerine yatırımdan pay ayıracak noktada değildir. 2010 yılında bütçesi için ne yapalım derken, ‘vatandaştan katkı payı artıralım‘ dediler. Bu katkı payları 15 TL‘ye çıkarıldı. Bunun adı bir yeni vergi koymaktır. Bu şekilde hükümet bir vergi koyuyor ve adını koymuyor. Bu hastalık vergisidir. Dünyada bir ilktir. Hükümet hastalardan vergi alıyor. Ödediği 25TL‘nin özel hastanelerde 8 TL‘sini devlette 15 TL‘ sini geri alıyor" diyerek eleştirdi.

Kurtulmuş, hükümetin vatandaşını müşteri gibi gördüğünün de altını çizerek, "72 milyon vatandaşı müşteri gibi görüyor. Türkiye‘yi borçlu hale getirdikleri yabancı güçlere karşı söyledikleri bir şey yok. Derhal kaldırılması gerekir. Eski haline getirilmelidir. Bu yapılmazsa Türkiye‘deki sağlık sistemi bu günkünden çok daha kötü duruma gelir. Efendim ‘biz yaptık oldu‘ demesinler. Bu mazlum kitleleri mağdur etmesinler" diyerek uyarıda bulundu.

Yanılmaz: "Sorunların temeli merkezi yönetim"

Saadet Partisi Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mücahit Yanılmaz ise konuşmasını yerel yönetimlere ayırdı. Yanılmaz, ülkedeki temel sorunların merkezi yönetim anlayışından kaynaklandığını söyleyerek, sorunların yerinde çözülmesi gerektiğini dile getirdi. Yanılmaz, "Sorunu kaynağında, yerinde çözmek adil olandır. Geciken adalet, adalet değilse; geciken hizmet de, hizmet değildir. Her gün işinin başında olması gereken yüzlerce belediye başkanı maalesef Ankara‘da kapı kapı dolaşmaktadırlar. Ankara‘ya mahkum edilmektedirler. Ülkemizin problemlerinin üçte ikisi yereldir. Daha merkeze gelmeden çözümlenebilir yapıdadır. Daha önce Milli Görüş belediyeciliği ile yerinde ve zamanında çözdük. Belediye ve il genel meclisleri birer yerel parlamento konumuna getirilmelidir" dedi.

Savcılar çifte standart uyguluyor

Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır‘ın Lice ilçesinde sebebi belirlenmeyen bir şekilde ölen Ceylan Önkol‘un sorumlularının hala bulunmadığını da hatırlatan Kurtulmuş, Ceylan‘ın parçalanmış cesedinin bulunduğu bölgeye gitmeyen savcılar ile Kandil‘den gelen militanları kapıda karşılayan savcılar arasında çifte standart olduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, "Kandil‘de gelen insanların sınırda ifadelerini alınması doğrudur. Ancak üç hafta önce Lice‘de raporlara göre ‘şüpheli bir şekilde öldü‘ denilen Ceylan Önkol‘un incelemesini yapmak için savcı kardeşimiz oraya gitme zahmetinde bulunmadı. Bu kamu vicdanını yaralıyor. Ciddi şekilde çifte standarttır. Pişman olmadıklarını ısrarla ifade edenler Pişmanlık Yasası ile serbest bırakıldılar. Ancak ya madem öyle de gariban Hülya Avşar‘ın yaptığı nedir iki tane laf söyledi diye niye mahkemelere götürdünüz, ifade aldınız" diye konuştu.