Bu devirde tesettürlü kalabilmek

Abone Ol

Başörtüsü için o kadar mücadele verdikten sonra tesettür konusunda ciddi bir çözülme yaşayacağımızı hayal edebilir miydik? Kim derdi ki başörtüsü mücadelesi veren ablalarımızın başörtüsü boyları günden güne küçülecek, tesettürüne hayran olduğumuz teyzelerin kızları crop denilen göbeği açıkta bırakan şeyleri kıyafet diye giyecek, çıplaklık moda haline gelecek! Tesettürü gözlerini haramdan sakınmak olan, başörtüsü mücadelesinde hanım kardeşleri ile aynı mücadeleyi veren abiler, amcalar bırakın haramdan sakınma konusunda bir hassasiyet sahibi olmayı kızlarına, eşlerine ve dahi kendilerine vücudu örtecek, uzuvları belli etmeyecek kıyafet bulmakta zorlanacaklar…

Meydanlarda başörtüsü için cop yerken, biber gazına maruz kalırken, okullarından ve işlerinden olurken kimsenin aklına gelmezdi elbette bugünkü manzara! Hatta ve hatta o dönemin seküler tayfası dahi bu denli bir çıplaklığı tahayyül edemezdi. Zira sorun sadece başı açıp açmama sorunun ötesinde bedeni teşhir edip etmeme noktasına geldi. Ne var ki aklımızın ucundan dahi geçirmediğimiz bu manzaranın tam ortasındayız. Bu duruma gelmemizin pek çok boyutu var… İnanç, ahlâk, edep, kültür, moda, kapitalizm…

Müslümanlar olarak son yirmi yılda çok ciddi çözülmeler yaşıyoruz. Mücadelesini verdiğimiz pek çok şey, bize benzeyen insanların iktidarda olmasından ötürü vazgeçebileceğimiz şeylere dönüştü. Elbette uygulanan politikaların bunda büyük bir katkısı var. Fakat topyekûn suçu politikalara ya da iktidara atmanın da doğru olmadığını düşünüyorum. Tüm bu dönüşüm yaşanırken inanan insanlar neredeydi? Bu yanlış politikalara neden karşı çıkılmadı? Hatırlayalım… Elinle ve dilinle düzelt düsturu gereği harekete geçen inançlı kadrolara şimdi günün gereği bu denilerek uyarıları göz ardı edilmişti…

Sonuç itibariyle bugünümüzü ellerimizle inşa ettik. Taviz tavizi getirdi… Önce başörtüsü boyu küçülmeye başladı, ardından gerisi çorap söküğü gibi geldi... Peki, tavizi ne getirdi?  İnanç ve ahlak kısmı üzerinde mutlaka durulması gerek. Başörtüsü açma davranışı hakkında pek çok sosyolojik çalışma yapıldı ve yapılmakta. Bu konu üzerine de çalışan biri olarak sadece tesettür konusunu değil genel İslami hassasiyetlerdeki temel sorunu iki başlık altında özetleyebilirim: dini yanlış öğretme/öğrenme ve siyasi olarak etiketlenmekten rahatsızlık… Özellikle dini çalışmalar yapan, tebliğ hareketinde bulunanların bu konu hakkındaki çalışmaları incelemesi sorunu doğru bir şekilde teşhis edip doğru tedavi yöntemini seçebilmesi açısından önemli.

İnanç ve ahlâk kısmı kadar önemli bir diğer husus var ki o da moda ve kapitalizm konusu… Bugün başını kapatsın ya da kapatmasın tüm insanlar kapitalizmin ürettiğini giymek zorunda bırakıldı. Kendi kıyafetini kendi dikmeyen bir insan bu şartlarda hala daha kapitalizmin ürettiği çıplaklık modasına katılmadıysa bu çok büyük bir mücadele ve başarıdır. Bir tarafta tesettür kıyafeti adı altında vücuda yapışan, uzuvları belli eden, içi gösteren, rengarenk, adeta malzemeden çalmışlar dedirtecek şekilde kısa üretilmiş kıyafetler…. Diğer tarafta minicik şortlar, etekler, croplar…. Ne tesettüre girmek isteyenler için uygun tesettür kıyafeti var ne de giyinmek isteyenlere uygun… Her iki kesim için de bedeni teşhir edecek şeyler üretilmekte. Şeyler diyorum çünkü kıyafet demeye bin şahit!

Şimdi bu tabloda tesettürünü muhafaza etmeye çalışan bir hanım düşünün. Tesettüre uygun kıyafetler bulmak için dükkân dükkân dolaşmakta, bu sırada ciddi bir zaman harcamakta fakat bulamamakta… O sırada ise moda adı altında ve nefsine de hoş gelen kıyafetler ona göz kırpmakta… Belki çevresindekilerin, “Aman canım biz de böyle giyiniyoruz başımız kapalı değil mi? Ne olacak sanki…” sözleri ile aklı çelinmeye çalışılmakta…

Hani başını açan, tesettüründen vazgeçen kızlarımızın yaşadığı zorlukları konuşuyoruz ya… Evet, cidden büyük zorluklar yaşıyorlar ve gerçekten büyük bir imtihandan geçiyorlar… Böyle bir imtihandan geçenlere vur abalıya mantığında yaklaşmaktansa ya da sonsuz bir hoşgörü ile yaptıklarını normalleştirmektense onları anlamaya ve çözümler üretmeye çalışmalıyız. Fakat yukarıda tasvir etmeye çalıştığım manzaranın ortasında hala daha tesettürünü korumaya çalışmanın da ciddi bir nefis mücadelesi ve imtihan olduğunu da kabul etmek zorundayız.

Böyle bir ortamda tesettürlü insanların kalması şaşılması gereken durum. İnsanlar neden tesettürden çıkıyor sorusundan önce tesettüre girecek kıyafet var mı? İnsanlar neden soyunuyor sorusundan önce insanların giyinebileceği kıyafetler var mı sorusunu sormak gerekiyor.

Tesettür sorunun çözümü de sadece din adamlarının omuzlarına bırakılmamalı. İnanç ve ahlâk boyutu din adamları, sosyologlar ve psikologlarca; moda ve kapitalizm boyutu ise dertli ve maddi durumu elverişli insanların öncülük yaparak gerçekten tesettüre uygun kıyafetler üretecekleri markalar ile çözülebilir.