Bu dersi herkes çalışsın!

Abone Ol

konyaspor-Galatasaray maçından öyle bir ders çıktı ki, tabii anlayıp uygulayana... 

Şimdi bunu açalım, detaylandıralım...

Ülkemizin müstesna yorumcuları, gerek ekranda, gerekse yazılı basında, öteden beri bir çift santrfor meselesi üzerinde duruyorlar. Onlara göre forvet hattı dediğimiz bölgede ne kadar çok oyuncu bulundurursanız o kadar çok ve kolay gol atarsınız. Bu nedenle de bazı kulüplerimiz bunların sandalına biner ve üç-beş tipik santrfor almaya bile yeltenirler, hatta bazen de alırlar. Sonunda da hüsran yaşayınca şaşırıp kalırlar. Hele hele bazı teknik adamlar, yerli veya yabancı maçı en azından iki uç adamı ile çevirebileceklerini bile sanırlar.

Buradan hareketle en azından Avrupa olgusuna bir bakalım... Bakınız bakalım takımlar ön bloklarında tipik kaç santrforla oynuyorlar Bugünkü bütün planlar rakibin savunmasının nasıl kenarlara doğru açılabileceği, dengesinin nasıl bozulacağı, ya da öne doğru çekileceği üzerine kurulmaktadır.

Şimdi böylece yeni bir dersin Konya’da verildiğini anlatalım. Aslında bu dersi Hamza mı verdi, yoksa maç gitmesin diye o anda kafasında şimşekler mi çaktı Bilmem... Ama maçın 80. dakikasından sonrasına bakınız. Galatasaray 14 dakikadır 10 kişi oynamaktadır. Semih’in kaza golünden sonra da rakip dişini göstermeye başlamış ve özellikle de Meha ile kaleyi dövmektedir. Bu arada 56. dakikada Hamza kardeşimiz aklını başına toplayıp, 11’e 11 oynanırken Umut’u oyundan almış yerine bir orta alan oyuncusu olan Emre’yi sahaya atmıştır. Böylece Galatasaray topa daha fazla sahip olma şansını yakalamış, bunu becermeye başlamıştır. Ama Carol’un atılışı işleri yeniden karıştırmıştır.

Ve nihayet 80. dakikada o ana kadar varlığı ile yokluğu sahada belli olmayan, hatta benim sık sık maç listesine bakıp, “Belki de kadroda yoktur” kanısına kapıldığım Podolski oyundan çıkmıştır. Yerine de yine bir orta saha oyuncusu Rodriguez girmiştir. Böylece on kişilik Galatasaray’ın orta alanı, “Selçuk, Sneijder, Emre ve Rogriguez” gibi şekillenmiştir. İlerde de Burak tek başınadır. Üstüne üstelik Carol’un atılışı ile de Melo stopere, Hakan Balta da sol beke geçmiştir.

Evet, işte bu rakip savunma önü tenhalığı ve oraya geriden topla, pasla ve driplingle girme durumundaki Galatasaray’da, Hollandalı iki serbest  şut atabilme imkânını yakalayıp durumu 4-1’e getirmiştir. Duyurulup ve ibretle izlenmesi tavsiye edilir.

Konyaspor’da ise Aykut hoca klasiği maçın neredeyse bir 80 dakikasında görülmemiştir. Bu nedir Pas zenginliği ve topun devamlı kendisinde kalıp, rakibin boşluğunu yakalama meseledir. Hem de rakip bir yarım saat eksik oynamak zorunda kalmasına rağmen bu klasik sahaya yansıtılamamıştır. Konyaspor başkanı değerli dostum Ahmet kardeşimin demeci ise hayli dikkat çekicidir.