Farz edin ki, bir ateş çukuru var ve çocuklarınız önünü
görmeden bu çukura doğru koşmaktalar Peki bu durumda ne yaparsınız
Oturduğunuz yerden ağıt yakar, keşke olmasaydı mı dersiniz, yoksa çocuklarınızı
kurtarabilmek için hemen harekete mi geçersiniz Elbette ikinci yolu takip eder
ve önce çocuklarınıza, gittikleri yolun sonunda bir ateş çukurunun olduğunu ve
bu yolda devam ettikleri sürece bu çukura düşebileceklerini izah edersiniz.
İkinci olarak da, çocuklarınız için risk taşıyan bu ateş çukurunu ortadan
kaldırmaya çalışırsınız. İşte, bugün gençlerimizin içine düştüğü durum bundan
farklı değildir fakat hiç kimse sorunların tespitini yapmaktan öteye gidemiyor.
Kalabalığın bir parçası haline gelen gençlerimizin,
düşünme ve aklını kullanma noktasında son derece zayıf kaldıklarını
görmekteyiz. Okusun, adam olsun diye üniversiteye gönderdiğimiz çocuklarımız,
burada, kendi değerlerine ve kültürüne tavır alır hale geliyor. Okullarda
verilen din eğitimi son derece yetersiz kalıyor ve bu çocuklar seküler bir
bakış açısı ile hayata hazırlandıklarından akıntıya kapılıp gidiyorlar. Bu
nedenle gençleri suçlamadan önce onlara ne verdiğimizi sorgulamamız gerekir.
Verdiğiniz halde alamıyorsanız konuşma hakkınızı
kullanabilirsiniz. Ama vermeden almayı beklemek doğanın kanunları ile
uyuşmuyor. Her toplum, çocuklarını kendi değer yargıları ile yetiştirmeyi arzu
eder. Bunun için merkez okullardır. Fakat bizim toplumumuzda Cumhuriyet tarihi
ile birlikte okullar, batı zihniyetine göre şekillenmiş, sığ gençler yetiştiriyor.
Bu çocuklar, yerli olan her şeye düşman kesiliyor ve dini hayatlarından tamamen
soyutluyorlar.
Bugün gençlerin büyük çoğunluğu üniversite tahsili
yapıyor fakat, bırakın karşı mahalleyi bizim mahallenin gençlerinde dahi namaz
kılan pek yok. Çocuklar haram helal konusundaki ayırımı koruyabilmiş değiller.
Karşı cinse ilişkilerdeki sınırlar ortadan kalkıyor, bu konuda hassasiyet
gösteren gençler ise dışlanıyor, geri kafalı olarak damgalanıyorlar. Gençlerin
geleceğe yönelik idealleri, hedefleri ve projeleri yok. Üniversite okuyanların
büyük bir kısmı işsiz ve hedefsiz Madde bağımlılığı ilkokullara kadar indi
Narsist bir nesil yetişiyor. Narsizim insani hasletleri kökünden kurutuyor, bu
çocuklar engellenmeye gelemiyor ve her geçen gün biraz daha bencilleşiyorlar.
İdeali olmayan gençler, rahatlıkla sosyalizme, ateizme
kayıyor, kendilerini kurtarmaya çalışanları ise çağdışı kalmakla suçluyorlar.
Çünkü bu çocuklar kendilerine yabancılaştırarak, yutulmaya hazır birer lokma
haline getiriyor.
Müslümanlar asırlardır hiçbir şey üretemiyor,bağımsız karar veremiyor ve kardeşlik halkasında birleşemiyorlar. 13. yüzyılı
saymayacak olursak, müslüman toplumların ne bilimde ne kültürde ne eğitimde
üretebildiği bir şeyleri yok. Müslümanlar kendi literatürlerini dahi üretemiyor,
İslami bilim adamları yetiştirilmiyor din adamları sekülerleşiyor. Bu sorunları
ortadan kaldırmadan düşünen ve üretebilen bir neslin ortaya çıkması mümkün
olamaz.