BU memlekette hep gariplikler ve çelişkiler yaşanıyor.
Söz gelimi kim her ağzını açışta demokrasi ve özgürlük diyorsa o çevrelerin
demokrasinin ülkemizde yenleşmesine katkı vermediklerini görüyoruz. Bunun için
darbe dönemlerinde hangi siyasi kadroların darbecilere destek sağladığını
hatırlamak yeterlidir. Bir bakıma bazı kesimler için demokrasi ve özgürlük
söylemi sadece kendileri için geçerli. Kendileri gibi düşünmeyenlere karşı her
zaman hırçın, her zaman kendileri gibi düşünmeyenler yanlıştalar, ülkenin önünü
tıkıyorlar. Böyle olunca da demokrasi ve özgürlükleri sadece kendileri için
istedikleri anlaşılıyor. Hâlbuki demokrasi farklılıklara rağmen birlikte yaşama
kültürü demektir. Farklılıklara tahammül edilemediği sürece bir ülkede
demokrasi ve özgürlükler yasalar açısından ne kadar teminat altına alınmış
olursa olsun işlemez. Yakın geçmiş hatırlandığında pek çok Cumhurbaşkanı Meclis
tarafından seçilmiş olmakla birlikte kimsenin aklına Cumhurbaşkanı nı seçmek
için toplanacak Millet Meclisi nde bu toplantı için 367 üyenin hazır bulunması
gerektiği gelmemişti. Ne var ki, geçmişte kimsenin aklına gelmemiş iken
birdenbire 367 üyenin hazır bulunması gerektiği gündeme geldi ve TBMM nin
Cumhurbaşkanı seçmesi engellendi ve en yüksek mahkeme eliyle bu iş gerçekleştirildi.
Bu bakımdan bir takım çevreler demokrasi, insan hakları gibi kavramları
dillerinden yüreklerine indiremedikleri, bir başka deyişle sadece kendileri
için değil herkes için isteyecek şekilde içselleştiremedikleri sürece demokrasi
laftan öte geçmiyor. Böyle olunca da bu tür kavramları kendileri için bir siper
haline getirenler ikiyüzlülükten kurtulamıyor.
Sözü uzatmadan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu nun
Kurultay konuşmasında, Bedeli ne olursa olsun, bu ülkeye demokrasiyi ölümüne
getireceğiz sözleri bana demokrasinin ülkemizde yerleşeceğine ve buna CHP nin
yürekten destek vereceğine inancım bir kez daha zedelendi. Çünkü demokrasi ile
ölüm kavramlarının birlikte telaffuz edilmesi bu çelişkiyi içinde barındırıyor.
Çünkü demokrasinin tüm kurum ve kuralları ile işlemesi için yeni bir sivil
anayasaya ihtiyaç vardır. Yani, öncelikli olarak ülkemizin darbe anayasası ve
yasalarından kurtarılması öncelikli konudur. Bu bakımdan CHP gerçekten
demokrasinin yanında yer alıyorsa önümüzdeki dönemde TBMM de sağlanacak işbirliği
ile bu düzenleme yapılabilir. Bunun için kimsenin ölmesine de gerek yoktur. Bu
noktada artık demokrasi anlayışının sulandırılmasından ve çarpıtılmasından da
vazgeçilmelidir. Demokrasi milletin iradesine uyulması ise yeni bir anayasa
hazırlanır, milletin oyuna sunulur, millet evet derse mesele halledilmiş
olur.
CHP sözcülerinin açıklamalarından anladığım kadarıyla
darbe anayasasının yerine sivil bir anayasa yapılmasının önünde sanki tek engel
Cumhurbaşkanı nın başkanlık sisteminde ısrarcı oluşu gösteriliyor.
Cumhurbaşkanı bu düşüncesinden vazgeçse bu Meclis in darbe anayasasının yerine
özgürlükleri teminat altına alan yeni bir anayasa yapma imkânı var mıdır
CHP nin başkanlık sisteminden başka itirazı yok mudur Şahsen tek sebebin
başkanlık sistemi olduğuna inanmıyorum. Çünkü yeni bir anayasa yapılmak
isteniyorsa daha işin başında olmazları sıralayarak yola çıkılmaması gerekir.
Nelerin olabileceği sıralanır, öncelikli olarak olabilecek üzerinde uzlaşma
sağlanır. Daha sonra diğer maddelere geçilir. Bu arada CHP Genel Başkanı
Kılıçdaroğlu, yeni anayasadan çok darbe yasalarının temizlenmesi çağrısında
bulunuyor. Darbe yasalarının darbe anayasasına dayandığı düşünüldüğünde
öncelikli olarak anayasanın ele alınması gerekmez mi
Darbe anayasasını ele almadan darbe yasalarını temizlemek
istenen sonucu verebilir mi Çıkan yasaların anayasaya uygunluğu sistemin
esasını oluşturuyor. Darbe yasalarını temizlediniz, yerine yeni yasalar
koyacaksınız, o zaman birileri çıkıp bu yeni yasaların anayasaya aykırı olduğu iddiası
ile Anayasa Mahkemesi ne gitmesi durumunda ne olacaktır Kısacası demokrasinin
artık lafını yapmaktan vazgeçmek gerekiyor. Çünkü demokrasi şarkısını söylemeyi
sürdürüp gereğini yapmamak topluma sıkıntı vermeye başladı.