Ankara nın göbeğine düşen bu canlı bomba, hedefini şaşıran bir top mermisi değildir. SayınGenelkurmay Başkanının da işaret ettiği gibi, bunun arkası gelecektir.
ABDDışişleri Bakanı Condelezza Rice, Büyük Ortadoğu Projesi ne dahil bütün ülkelerin, siyasi haritalarını değiştireceğiz, demişti. Türkiye yi bundan istisna etmemişti.
Bilindiği gibi ABD nin görmemezlikten geldiği Kandil Dağı na yuvalanmış, teröristler, bu güne kadar sınırlarımıza sızarak, yollarımıza mayın döşüyorlar, noktasal tacizler yapıyorlardı.
Gözüken o ki, ülkemize karşı yürütülen bu düşük tansiyonlu savaş, bundan sonra ikinci aşamasına gelmiştir. Bu aşamada ise büyük şehirlerimizde, çok sayıda can kaybına sebebiyet veren bombalam hareketleri başlayacak. Bu hal, netice alıcı taarruzdan önce, yapılan topçu ateşi anlamına geliyor.
Irak ta,Afganistan da, Filistin de, Lübnan da, Siyosint-Evangelist ittifakının, bu ülkeleri işgal etmek için uyguladığı taktik, etnik farklılıkları ve mezhep ayrılıklarını tahrik ederek o ülkelerde iç kargaşa çıkarmak ve halkları birbirine kırdırmak şeklinde sergileniyordu.
Türkiyemiz, diğer Ortadoğu ülkelerine nazaran, daha mütecanis bir yapıya sahip olduğundan bizi bölebilmek için Türk-Kürt ayrımına ilaveten şu son günlerde bir de lâik-antilâik gerginliği eklendi.
Zira cumhuriyeti ve lâikliği koruyoruz diye düzenlenen, bayraklı mitinglerde:
"Kahrolsun şeriat, yaşasın lâiklik" sloganları attırılmaya başlandı.
Kaş yapalım derken, göz çıkartmak kabilinden atılın ya da attırılan bu sloganların, provokatörleri, dışarıdan gelmemiş olsa bile, halkımızın birlik ve bütünlüğünü bölmeye yönelik, bu bilinçsiz sloganlaşmadan bizi bölmek isteyenlerin yararlanacakları, şüphe götürmez bir gerçektir.
Üstelik karşımızda bir de seçim hengamesi var. "Heyecan geldi mi mantık sıvışırmış" darbı meselinin tabiî sonucu olarak, seçim tartışmalarında kimsenin dışarıda, emperyalist odaklar tarafından bize karşı kurulan hainane tuzakları görmesine ve kendisine çeki düzen vermesine imkan olmayacaktır.
Çünkü döğüşmekte olan iki horozu, kolayca yakalayabilirsiniz. Zira onların gözleri dünyayı görmez.
Oysaki bizler, içerisinde bulunduğumuz kritik şartlar dolayısıyla tıpkı, Kurtuluş Savaşı öncesinde olduğu gibi, sıkılmış bir yumruk halinde birleşmek, beraberleşmek mecburiyetindeyiz.
İstiklâl şairimiz Mehmed Akif rahmetli:
"Tefrika girmeden birmillete düşman giremez,
Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez" şeklindeki vecizesiyle bizleri uyarıyor. Her türlü ayrılıkları bırakıp bizi birleşmeye davet ediyor. Bu birlik ve beraberliği yine sağlamak zorundayız.
Bu birlik ve beraberliği sağlamdığımız takdirde, işte o zaman milletimiz bütün farklılıkları, seller gibi aşacak, Kuzey Irak ta, kukla devlet kurarak, ilaveten 30.000 ABD askeri getirerek ve dahi Peşmergeleri eğiterek bize karşı kurulmuş olan tuzakları etkisiz kılacağız. Belki de bu şahlanışımız Ortadoğu ya barış getirmek, dengeleri sağlamak gibi müsbet sonuçlar doğuracaktır.
Bilindiği gibi, Kıbrıs çıkarması öncesinde ortaya çıkan ordu, millet iktidar ve muhalefet kaynaşması, bu kaynaşmadan doğan heyecan hem uzun süren Kıbrıs taki kanlı katliamların son bulmasına ve hem de o günlerde dikta rejimi ile yönetilen Yunanistan a, demokrasinin gelmesine vesile olmuştu.
Seçimleri yapalım ve fakat bu kampanyanın memleketin dertlerine çözüm arama seviyesinde cereyan eden bir fazilet yarışması şeklinde olmasına çalışalım.